ر أ ي
297ayette
328kez geçiyor
72/114surede
30farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %75 · Medenî %25
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 7
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Yûsuf
17 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَرَاَيْتُمْ | Feale-Yefalu | أَفَعَلْتُمْ | Gördünüz mü? | 61 |
يَرَوْا
9 yazım
|
Feale-Yefalu | يَفْعَلُوا | Görürler | 44 |
تَرَ
7 yazım |
Feale-Yefalu | تَفْعَلْ | Görürsün | 43 |
| وَتَرَى | Feale-Yefalu | تَفْعَلُ | Görürsün | 37 |
| رَاَوْا | Feale-Yefalu | فَعَلُوا | Gördüler | 27 |
وَيُر۪يكُمْ
10 yazım |
İfal Babı | وَيُفْعِلُكُمْ | Size gösterir | 12 |
نُرِيَنَّكَ
8 yazım |
İfal Babı | نُفْعِلَنَّكَ | Kesinlikle sana göstereceğiz | 11 |
| يَرٰى | Feale-Yefalu | يَفْعَلُ | Görür | 10 |
| اَرِنَا | İfal Babı | أَفْعِلْنِي | Bana gösterin | 9 |
| اَرٰيكُمْ | Feale-Yefalu | أَفْعَلُكُمْ | Sizi görürüm | 9 |
نَرٰيكَ
4 yazım |
Feale-Yefalu | نَفْعَلُكَ | Seni görürüz | 9 |
وَتَرٰيهُمْ
5 yazım |
Feale-Yefalu | وَتَفْعَلُهُمْ | Beni görürsün | 7 |
رُءْيَايَ
4 yazım |
İsim | الْفُعْلَى | Rüya | 7 |
| نَرٰى | Feale-Yefalu | نَفْعَلُ | Görürüz | 6 |
سَاُر۪يكُمْ
5 yazım |
İfal Babı | سَأُفْعِلُكُمْ | Size göstereceğim | 6 |
| اَرٰى | Feale-Yefalu | أَفْعَلُ | Görürüm | 6 |
| يَرٰيكُمْ | Feale-Yefalu | يَفْعَلُكُمْ | Sizi görür | 4 |
رِئَٓاءَ
2 yazım |
İsim | فِعَالَ | Gösteriş | 3 |
| رَأْيَ | İsim | فَعْلَ | Görmek | 2 |
| يُرَٓاؤُ۫نَ | Faale Babı | يُفَاعِلُونَ | Gösteriş yaparlar | 2 |
| اَرَاَيْتَكُمْ | Feale-Yefalu | أَفَعَلْتَكُمْ | Size söylüyorum, gördün mü? | 2 |
رَاَتْهُمْ
2 yazım |
Feale-Yefalu | فَعَلَتْهُمْ | Onları gördü | 2 |
لَتَرَوُنَّ
2 yazım |
Feale-Yefalu | لَتَفْعَلُنَّ | Kesinlikle göreceksiniz | 2 |
| اَرٰيكَهُمْ | Feale-Yefalu | أَفْعَلَكَهُمْ | Sana onları gösterdi | 1 |
| تَرَٓاءَتِ | Tefaul Babı | تَفَاعَلَتْ | Birbirini gördü | 1 |
| وَرِءْياً | İsim | وَفِعْلًا | Ve görünüm | 1 |
| تُرِيَنّ۪ي | İfal Babı | تُفْعِلَنِّي | Kesinlikle bana göstereceksin | 1 |
| تَـرَٓاءَ | Tefaul Babı | تَفَاعَلَ | Birbirini gördü | 1 |
| رَاَوْهُمْ | Feale-Yefalu | فَعَلُوهُمْ | Onları gördüler | 1 |
| لِيُرَوْا | İfal Babı | لِيُفْعَلُوا | Onlara gösterilmesi için | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Görürsün 59
Görürler 35
Gördünüz mü? 21
Gördü 12
Gördüler 11
Gördün mü? 10
Görür 8
Onu gördü 8
Seni görürüz 7
Görürüz 6
Onu görürsünüz 6
Gördün 5
Görürüm 5
Ve görürsün 5
Diğer 84 anlam
Görürsünüz 4
Kesinlikle sana göstereceğiz 4
Onu gördüler 4
Rüya 4
Onları gördün 4
Onu görür 4
Beni görürsün 3
Sizi görürüm 3
Size gösterir 3
Hemen görürsün 3
Onu görürler 3
Bana gösterin 3
Ve size gösterir 2
Bana göster 2
Gösteriş 2
Gösteriş yaparlar 2
Bize göster 2
Size söylüyorum, gördün mü? 2
Sizi görür 2
Size göstereceğim 2
Ve gördüler 2
Ve onları görürsün 2
Birbirini gördü 2
Onu görürüz 2
Kendimi görürüm 2
Benim rüyam 2
Hemen onu görürsün 2
Görülür 2
Ve bize göster 1
Onlara gösterir 1
Onları görürler 1
Görmek 1
Onu gördünüz 1
Size gösterdi 1
Sana gösterdi 1
Ona göstermesi için 1
Seni görüyorum 1
Gösteririz 1
İkisine göstermesi için 1
Onları görürsünüz 1
Sana onları gösterir 1
Sana onları gösterdi 1
Size onları gösterir 1
Ve gösteriş 1
Ve görecek 1
Hemen görecek 1
Görüş 1
Gördüm 1
Onları gördüm 1
Senin rüyan 1
Ona göstermemiz için 1
Sana gösterdik 1
Sana söylüyorum, gördün mü? 1
Ve gördü 1
Kesinlikle göreceksin 1
Ve görünüm 1
Sana göstermemiz için 1
Ve görürüm 1
Ona gösterdik 1
Seni gördü 1
Kesinlikle bana göstereceksin 1
Sana gösteririz 1
Onları gördü 1
Seni gördüler 1
Seni görür 1
Size gösterecek 1
Ve gösteririz 1
Hemen onu gördüler 1
Hemen bana gösterin 1
Size göstermesi için 1
Hemen onu gördü 1
Size gösteririm 1
Onlara göstereceğiz 1
Onlara gösteririz 1
Öyleyse sana onları gösterdik 1
Onları görürsün 1
Öyleyse onu gördün 1
Ve onları gördün 1
Ona gösterdi 1
Onları gördüler 1
Onlara gösterilmesi için 1
Kesinlikle göreceksiniz 1
Kesinlikle onu göreceksiniz 1
ve gördüğün (zaman) 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
اَرَاَيْتُمْ ✕ Süzgeci kaldır
59 ayet
وَرَاَ
الْمُجْرِمُونَ
النَّارَ
فَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
مُوَاقِعُوهَا
وَلَمْ
يَجِدُوا
عَنْهَا
مَصْرِفاً۟
Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak yer bulamazlar.[53]
قَالَ
اَرَاَيْتَ
اِذْ
اَوَيْنَٓا
اِلَى
الصَّخْرَةِ
فَاِنّ۪ي
نَس۪يتُ
الْحُوتَۘ
وَمَٓا
اَنْسَان۪يهُ
اِلَّا
الشَّيْطَانُ
اَنْ
اَذْكُرَهُۚ
وَاتَّخَذَ
سَب۪يلَهُ
فِي
الْبَحْرِۗ
عَجَباً
O da: «Bak sen! Kayalığa vardığımızda balığı unutmuştum. Bana onu hatırlamamı unutturan ancak şeytandır. Balık şaşılacak şekilde denizde yolunu tutup gitmiş» dedi.[63]
اَفَرَاَيْتَ
الَّذ۪ي
كَفَرَ
بِاٰيَاتِنَا
وَقَالَ
لَاُو۫تَيَنَّ
مَالاً
وَوَلَداًۜ
Ayetlerimizi inkar eden ve «bana elbette mal ve çocuk verilecektir» diyeni gördün mu?[77]
اِذْ
رَاٰ
نَاراً
فَقَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُـثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِقَبَسٍ
اَوْ
اَجِدُ
عَلَى
النَّارِ
هُدًى
O, bir ateş görmüştü de, ailesine: «Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum» demişti.[10]
قَالَ
يَا هٰرُونُ
مَا
مَنَعَكَ
اِذْ
رَاَيْتَهُمْ
ضَلُّواۙ
Musa gelince: «Harun! Onların sapıttığını görünce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karşı mı geldin?» dedi.[92-93]
اَرَاَيْتَ
مَنِ
اتَّخَذَ
اِلٰهَهُ
هَوٰيهُۜ
اَفَاَنْتَ
تَكُونُ
عَلَيْهِ
وَك۪يلاًۙ
Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?[43]
قَالَ
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
كُنْتُمْ
تَعْبُدُونَۙ
İbrahim: «Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O’dur. Beni yediren de, içiren de O’dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O’dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O’dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.[75-83]
اَفَرَاَيْتَ
اِنْ
مَتَّعْنَاهُمْ
سِن۪ينَۙ
Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?[205-207]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
جَعَلَ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمُ
الَّيْلَ
سَرْمَداً
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
مَنْ
اِلٰهٌ
غَيْرُ
اللّٰهِ
يَأْت۪يكُمْ
بِضِيَٓاءٍۜ
اَفَلَا
تَسْمَعُونَ
De ki: «Söyler misiniz? Eğer Allah geceyi üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı size bir ışık getirebilir? Dinlemez misiniz?»[71]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
جَعَلَ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمُ
النَّهَارَ
سَرْمَداً
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
مَنْ
اِلٰهٌ
غَيْرُ
اللّٰهِ
يَأْت۪يكُمْ
بِلَيْلٍ
تَسْكُنُونَ
ف۪يهِۜ
اَفَلَا
تُبْصِرُونَ
De ki: «Söyleyin: Eğer Allah gündüzü üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı, içinde istirahat edeceğiniz geceyi size getirebilir? Görmez misiniz?»[72]
اَشِحَّةً
عَلَيْكُمْۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
الْخَوْفُ
رَاَيْتَهُمْ
يَنْظُرُونَ
اِلَيْكَ
تَدُورُ
اَعْيُنُهُمْ
كَالَّذ۪ي
يُغْشٰى
عَلَيْهِ
مِنَ
الْمَوْتِۚ
فَاِذَا
ذَهَبَ
الْخَوْفُ
سَلَقُوكُمْ
بِاَلْسِنَةٍ
حِدَادٍ
اَشِحَّةً
عَلَى
الْخَيْرِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَمْ
يُؤْمِنُوا
فَاَحْبَطَ
اللّٰهُ
اَعْمَالَهُمْۜ
وَكَانَ
ذٰلِكَ
عَلَى
اللّٰهِ
يَس۪يراً
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah’ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine «Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin» diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.[18-19]
وَلَمَّا
رَاَ
الْمُؤْمِنُونَ
الْاَحْزَابَۙ
قَالُوا
هٰذَا
مَا
وَعَدَنَا
اللّٰهُ
وَرَسُولُهُ
وَصَدَقَ
اللّٰهُ
وَرَسُولُهُۘ
وَمَا
زَادَهُمْ
اِلَّٓا
ا۪يمَاناً
وَتَسْل۪يماًۜ
İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: «İşte bu, Allah ve Peygamberinin bize vadettiğidir; Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir» dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetlerini artırdı.[22]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
شُرَكَٓاءَكُمُ
الَّذ۪ينَ
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
اَرُون۪ي
مَاذَا
خَلَقُوا
مِنَ
الْاَرْضِ
اَمْ
لَهُمْ
شِرْكٌ
فِي
السَّمٰوَاتِۚ
اَمْ
اٰتَيْنَاهُمْ
كِتَاباً
فَهُمْ
عَلٰى
بَيِّنَتٍ
مِنْهُۚ
بَلْ
اِنْ
يَعِدُ
الظَّالِمُونَ
بَعْضُهُمْ
بَعْضاً
اِلَّا
غُرُوراً
De ki: «Allah’ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı? Bana gösterin, onlar yerden hangi şeyi yarattılar?» Yoksa onların Allah’la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.[40]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اِنْ
اَرَادَنِيَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
هَلْ
هُنَّ
كَاشِفَاتُ
ضُرِّه۪ٓ
اَوْ
اَرَادَن۪ي
بِرَحْمَةٍ
هَلْ
هُنَّ
مُمْسِكَاتُ
رَحْمَتِه۪ۜ
قُلْ
حَسْبِيَ
اللّٰهُۜ
عَلَيْهِ
يَتَوَكَّلُ
الْمُتَوَكِّلُونَ
And olsun ki, onlara, «Gökleri ve yeri yaratan kimdir?» diye sorsan: «Allah’tır» derler. De ki: «Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O’nun rahmetini önleyebilir mi?» De ki: «Allah bana yeter; güvenenler O’na güvenir.»[38]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
كَانَ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِ
ثُمَّ
كَفَرْتُمْ
بِه۪
مَنْ
اَضَلُّ
مِمَّنْ
هُوَ
ف۪ي
شِقَاقٍ
بَع۪يدٍ
De ki: «Kuran Allah katından gelmiş olup da siz de onu inkar etmişseniz, söyleyin bana, derin bir çıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır?»[52]
اَفَرَاَيْتَ
مَنِ
اتَّخَذَ
اِلٰهَهُ
هَوٰيهُ
وَاَضَلَّهُ
اللّٰهُ
عَلٰى
عِلْمٍ
وَخَتَمَ
عَلٰى
سَمْعِه۪
وَقَلْبِه۪
وَجَعَلَ
عَلٰى
بَصَرِه۪
غِشَاوَةًۜ
فَمَنْ
يَهْد۪يهِ
مِنْ
بَعْدِ
اللّٰهِۜ
اَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah’ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız?[23]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
مَا
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَرُون۪ي
مَاذَا
خَلَقُوا
مِنَ
الْاَرْضِ
اَمْ
لَهُمْ
شِرْكٌ
فِي
السَّمٰوَاتِۜ
ا۪يتُون۪ي
بِكِتَابٍ
مِنْ
قَبْلِ
هٰذَٓا
اَوْ
اَثَارَةٍ
مِنْ
عِلْمٍ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
De ki: «Allah’ı bırakıp taptığınız şeyleri görüyor musunuz? Yeryüzünde ne yaratmışlar bana göstersenize! Yoksa Allah’la ortaklıkları göklerde midir? Eğer doğru sözlü iseniz, size indirilmiş bir kitap veya intikal etmiş bir bilgi kalıntısı varsa bana getirin.»[4]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
كَانَ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِ
وَكَفَرْتُمْ
بِه۪
وَشَهِدَ
شَاهِدٌ
مِنْ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
عَلٰى
مِثْلِه۪
فَاٰمَنَ
وَاسْتَكْـبَرْتُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الظَّالِم۪ينَ۟
De ki: «Eğer bu Kitap Allah katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz; İsrailoğullarından bir şahit de bunun böyle olduğuna şehadet edip de inanmışken, siz yine de büyüklük taslarsınız, bana söyleyin kendinize yazık etmiş olmaz mısınız?» Doğrusu Allah zalim milleti doğru yola eriştirmez.[10]
وَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَوْلَا
نُزِّلَتْ
سُورَةٌۚ
فَاِذَٓا
اُنْزِلَتْ
سُورَةٌ
مُحْكَمَةٌ
وَذُكِرَ
ف۪يهَا
الْقِتَالُۙ
رَاَيْتَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
يَنْظُرُونَ
اِلَيْكَ
نَظَرَ
الْمَغْشِيِّ
عَلَيْهِ
مِنَ
الْمَوْتِۜ
فَاَوْلٰى
لَهُمْۚ
İnananlar: «Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak» derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah’a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.[20-21]
مَا
كَذَبَ
الْفُؤٰ۬ادُ
مَا
رَاٰى
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.[11]
Yükleniyor...