ر أ ي
297ayette
328kez geçiyor
72/114surede
30farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %75 · Medenî %25
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 7
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Yûsuf
17 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَرَاَيْتُمْ | Feale-Yefalu | أَفَعَلْتُمْ | Gördünüz mü? | 61 |
يَرَوْا
9 yazım
|
Feale-Yefalu | يَفْعَلُوا | Görürler | 44 |
تَرَ
7 yazım |
Feale-Yefalu | تَفْعَلْ | Görürsün | 43 |
| وَتَرَى | Feale-Yefalu | تَفْعَلُ | Görürsün | 37 |
| رَاَوْا | Feale-Yefalu | فَعَلُوا | Gördüler | 27 |
وَيُر۪يكُمْ
10 yazım |
İfal Babı | وَيُفْعِلُكُمْ | Size gösterir | 12 |
نُرِيَنَّكَ
8 yazım |
İfal Babı | نُفْعِلَنَّكَ | Kesinlikle sana göstereceğiz | 11 |
| يَرٰى | Feale-Yefalu | يَفْعَلُ | Görür | 10 |
| اَرِنَا | İfal Babı | أَفْعِلْنِي | Bana gösterin | 9 |
| اَرٰيكُمْ | Feale-Yefalu | أَفْعَلُكُمْ | Sizi görürüm | 9 |
نَرٰيكَ
4 yazım |
Feale-Yefalu | نَفْعَلُكَ | Seni görürüz | 9 |
وَتَرٰيهُمْ
5 yazım |
Feale-Yefalu | وَتَفْعَلُهُمْ | Beni görürsün | 7 |
رُءْيَايَ
4 yazım |
İsim | الْفُعْلَى | Rüya | 7 |
| نَرٰى | Feale-Yefalu | نَفْعَلُ | Görürüz | 6 |
سَاُر۪يكُمْ
5 yazım |
İfal Babı | سَأُفْعِلُكُمْ | Size göstereceğim | 6 |
| اَرٰى | Feale-Yefalu | أَفْعَلُ | Görürüm | 6 |
| يَرٰيكُمْ | Feale-Yefalu | يَفْعَلُكُمْ | Sizi görür | 4 |
رِئَٓاءَ
2 yazım |
İsim | فِعَالَ | Gösteriş | 3 |
| رَأْيَ | İsim | فَعْلَ | Görmek | 2 |
| يُرَٓاؤُ۫نَ | Faale Babı | يُفَاعِلُونَ | Gösteriş yaparlar | 2 |
| اَرَاَيْتَكُمْ | Feale-Yefalu | أَفَعَلْتَكُمْ | Size söylüyorum, gördün mü? | 2 |
رَاَتْهُمْ
2 yazım |
Feale-Yefalu | فَعَلَتْهُمْ | Onları gördü | 2 |
لَتَرَوُنَّ
2 yazım |
Feale-Yefalu | لَتَفْعَلُنَّ | Kesinlikle göreceksiniz | 2 |
| اَرٰيكَهُمْ | Feale-Yefalu | أَفْعَلَكَهُمْ | Sana onları gösterdi | 1 |
| تَرَٓاءَتِ | Tefaul Babı | تَفَاعَلَتْ | Birbirini gördü | 1 |
| وَرِءْياً | İsim | وَفِعْلًا | Ve görünüm | 1 |
| تُرِيَنّ۪ي | İfal Babı | تُفْعِلَنِّي | Kesinlikle bana göstereceksin | 1 |
| تَـرَٓاءَ | Tefaul Babı | تَفَاعَلَ | Birbirini gördü | 1 |
| رَاَوْهُمْ | Feale-Yefalu | فَعَلُوهُمْ | Onları gördüler | 1 |
| لِيُرَوْا | İfal Babı | لِيُفْعَلُوا | Onlara gösterilmesi için | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Görürsün 59
Görürler 35
Gördünüz mü? 21
Gördü 12
Gördüler 11
Gördün mü? 10
Görür 8
Onu gördü 8
Seni görürüz 7
Görürüz 6
Onu görürsünüz 6
Gördün 5
Görürüm 5
Ve görürsün 5
Diğer 84 anlam
Görürsünüz 4
Kesinlikle sana göstereceğiz 4
Onu gördüler 4
Rüya 4
Onları gördün 4
Onu görür 4
Beni görürsün 3
Sizi görürüm 3
Size gösterir 3
Hemen görürsün 3
Onu görürler 3
Bana gösterin 3
Ve size gösterir 2
Bana göster 2
Gösteriş 2
Gösteriş yaparlar 2
Bize göster 2
Size söylüyorum, gördün mü? 2
Sizi görür 2
Size göstereceğim 2
Ve gördüler 2
Ve onları görürsün 2
Birbirini gördü 2
Onu görürüz 2
Kendimi görürüm 2
Benim rüyam 2
Hemen onu görürsün 2
Görülür 2
Ve bize göster 1
Onlara gösterir 1
Onları görürler 1
Görmek 1
Onu gördünüz 1
Size gösterdi 1
Sana gösterdi 1
Ona göstermesi için 1
Seni görüyorum 1
Gösteririz 1
İkisine göstermesi için 1
Onları görürsünüz 1
Sana onları gösterir 1
Sana onları gösterdi 1
Size onları gösterir 1
Ve gösteriş 1
Ve görecek 1
Hemen görecek 1
Görüş 1
Gördüm 1
Onları gördüm 1
Senin rüyan 1
Ona göstermemiz için 1
Sana gösterdik 1
Sana söylüyorum, gördün mü? 1
Ve gördü 1
Kesinlikle göreceksin 1
Ve görünüm 1
Sana göstermemiz için 1
Ve görürüm 1
Ona gösterdik 1
Seni gördü 1
Kesinlikle bana göstereceksin 1
Sana gösteririz 1
Onları gördü 1
Seni gördüler 1
Seni görür 1
Size gösterecek 1
Ve gösteririz 1
Hemen onu gördüler 1
Hemen bana gösterin 1
Size göstermesi için 1
Hemen onu gördü 1
Size gösteririm 1
Onlara göstereceğiz 1
Onlara gösteririz 1
Öyleyse sana onları gösterdik 1
Onları görürsün 1
Öyleyse onu gördün 1
Ve onları gördün 1
Ona gösterdi 1
Onları gördüler 1
Onlara gösterilmesi için 1
Kesinlikle göreceksiniz 1
Kesinlikle onu göreceksiniz 1
ve gördüğün (zaman) 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
وَتَرَى ✕ Süzgeci kaldır
36 ayet
فَتَرَى
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
يُسَارِعُونَ
ف۪يهِمْ
يَقُولُونَ
نَخْشٰٓى
اَنْ
تُص۪يبَنَا
دَٓائِرَةٌۜ
فَعَسَى
اللّٰهُ
اَنْ
يَأْتِيَ
بِالْفَتْحِ
اَوْ
اَمْرٍ
مِنْ
عِنْدِه۪
فَيُصْبِحُوا
عَلٰى
مَٓا
اَسَرُّوا
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
نَادِم۪ينَۜ
Kalblerinde hastalık olanların, «Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz» diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler.[52]
وَتَرٰى
كَث۪يراً
مِنْهُمْ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْاِثْمِ
وَالْعُدْوَانِ
وَاَكْلِهِمُ
السُّحْتَۜ
لَبِئْسَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Onlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koşuştuklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür![62]
تَرٰى
كَث۪يراً
مِنْهُمْ
يَتَوَلَّوْنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
لَبِئْسَ
مَا
قَدَّمَتْ
لَهُمْ
اَنْفُسُهُمْ
اَنْ
سَخِطَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْ
وَفِي
الْعَذَابِ
هُمْ
خَالِدُونَ
Çoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin önlerine sürdüğü ne kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir, onlar azabta temellidirler.[80]
وَاِذَا
سَمِعُوا
مَٓا
اُنْزِلَ
اِلَى
الرَّسُولِ
تَرٰٓى
اَعْيُنَهُمْ
تَف۪يضُ
مِنَ
الدَّمْعِ
مِمَّا
عَرَفُوا
مِنَ
الْحَقِّۚ
يَقُولُونَ
رَبَّنَٓا
اٰمَنَّا
فَاكْتُبْنَا
مَعَ
الشَّاهِد۪ينَ
Peygambere indirilen Kuran’ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, «Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah’a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?» dediklerini görürsün.[83-84]
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذْ
وُقِفُوا
عَلَى
النَّارِ
فَقَالُوا
يَا لَيْتَنَا
نُرَدُّ
وَلَا
نُكَذِّبَ
بِاٰيَاتِ
رَبِّنَا
وَنَكُونَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Onların, ateşin kenarına getirilip durdurulduklarında, «keşke dünyaya tekrar döndürülseydik, Rabbimiz’in ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık» dediklerini bir görsen![27]
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذْ
وُقِفُوا
عَلٰى
رَبِّهِمْۜ
قَالَ
اَلَيْسَ
هٰذَا
بِالْحَقِّۜ
قَالُوا
بَلٰى
وَرَبِّنَاۜ
قَالَ
فَذُوقُوا
الْعَذَابَ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَكْفُرُونَ۟
Onları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: «Bu gerçek değil mi?» der; onlar, «Evet, Rabbimiz hakkı için gerçektir» derler. Allah da «Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın» der.[30]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
اَوْ
قَالَ
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
وَلَمْ
يُوحَ
اِلَيْهِ
شَيْءٌ
وَمَنْ
قَالَ
سَاُنْزِلُ
مِثْلَ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُۜ
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذِ
الظَّالِمُونَ
ف۪ي
غَمَرَاتِ
الْمَوْتِ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
بَاسِطُٓوا
اَيْد۪يهِمْۚ
اَخْرِجُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
اَلْيَوْمَ
تُجْزَوْنَ
عَذَابَ
الْهُونِ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
وَكُنْتُمْ
عَنْ
اٰيَاتِه۪
تَسْتَكْبِرُونَ
Allah’a karşı yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken «Bana vahyolundu, Allah’ın indirdiği gibi ben de indireceğim» diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can çekişirlerken melekler ellerini uzatmış, «Canlarınızı verin, bugün Allah’a karşı haksız yere söylediklerinizden, O’nun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı azabla cezalandırılacaksınız» derken bir görsen![93]
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذْ
يَتَوَفَّى
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۙ
الْمَلٰٓئِكَةُ
يَضْرِبُونَ
وُجُوهَهُمْ
وَاَدْبَارَهُمْۚ
وَذُوقُوا
عَذَابَ
الْحَر۪يقِ
Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, «Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır» diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.[50-51]
وَتَرَى
الْمُجْرِم۪ينَ
يَوْمَئِذٍ
مُقَرَّن۪ينَ
فِي
الْاَصْفَادِۚ
O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.[49]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
سَخَّرَ
الْبَحْرَ
لِتَأْكُلُوا
مِنْهُ
لَحْماً
طَرِياًّ
وَتَسْتَخْرِجُوا
مِنْهُ
حِلْيَةً
تَلْبَسُونَهَاۚ
وَتَرَى
الْفُلْكَ
مَوَاخِرَ
ف۪يهِ
وَلِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Taze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeniz ve Allah’ın bol nimetinden faydalanmanız için denize -ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün- boyun eğdiren de O’dur. Artık belki şükredersiniz.[14]
وَتَرَى
الشَّمْسَ
اِذَا
طَلَعَتْ
تَزَاوَرُ
عَنْ
كَهْفِهِمْ
ذَاتَ
الْيَم۪ينِ
وَاِذَا
غَرَبَتْ
تَقْرِضُهُمْ
ذَاتَ
الشِّمَالِ
وَهُمْ
ف۪ي
فَجْوَةٍ
مِنْهُۜ
ذٰلِكَ
مِنْ
اٰيَاتِ
اللّٰهِۜ
مَنْ
يَهْدِ
اللّٰهُ
فَهُوَ
الْمُهْتَدِۚ
وَمَنْ
يُضْلِلْ
فَلَنْ
تَجِدَ
لَهُ
وَلِياًّ
مُرْشِداً۟
Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara dokunmadan battığını, onların da mağaranın genişçe bir yerinde bulunduğunu görürdün. Bu, Allah’ın mucizelerindendir; Allah’ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın.[17]
وَيَوْمَ
نُسَيِّرُ
الْجِبَالَ
وَتَرَى
الْاَرْضَ
بَارِزَةًۙ
وَحَشَرْنَاهُمْ
فَلَمْ
نُغَادِرْ
مِنْهُمْ
اَحَداًۚ
Bir gün dağları yürütürüz de yeri dümdüz görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın diriltip bir araya toplarız.[47]
وَوُضِعَ
الْكِتَابُ
فَتَرَى
الْمُجْرِم۪ينَ
مُشْفِق۪ينَ
مِمَّا
ف۪يهِ
وَيَقُولُونَ
يَا وَيْلَتَنَا
مَالِ
هٰذَا
الْكِتَابِ
لَا
يُغَادِرُ
صَغ۪يرَةً
وَلَا
كَب۪يرَةً
اِلَّٓا
اَحْصٰيهَاۚ
وَوَجَدُوا
مَا
عَمِلُوا
حَاضِراًۜ
وَلَا
يَظْلِمُ
رَبُّكَ
اَحَداً۟
Amel defteri ortaya konunca, suçluların, onda yazılı olanlardan korktuklarını görürsün, «Vah bize, eyvah bize! Bu defter nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış!» derler. İşlediklerini hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez.[49]
فَكُل۪ي
وَاشْرَب۪ي
وَقَرّ۪ي
عَيْناًۚ
فَاِمَّا
تَرَيِنَّ
مِنَ
الْبَشَرِ
اَحَداًۙ
فَقُول۪ٓي
اِنّ۪ي
نَذَرْتُ
لِلرَّحْمٰنِ
صَوْماً
فَلَنْ
اُكَلِّمَ
الْيَوْمَ
اِنْسِياًّۚ
Ye iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan ’Ben Rahman için oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım’ de.»[26]
لَا
تَرٰى
ف۪يهَا
عِوَجاً
وَلَٓا
اَمْتاً
Sana dağları sorarlar; de ki: «Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman’ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.»[105-108]
يَوْمَ
تَرَوْنَهَا
تَذْهَلُ
كُلُّ
مُرْضِعَةٍ
عَمَّٓا
اَرْضَعَتْ
وَتَضَعُ
كُلُّ
ذَاتِ
حَمْلٍ
حَمْلَهَا
وَتَرَى
النَّاسَ
سُكَارٰى
وَمَا
هُمْ
بِسُكَارٰى
وَلٰكِنَّ
عَذَابَ
اللّٰهِ
شَد۪يدٌ
Kıyameti gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün oysa sarhoş değildirler, fakat bu sadece Allah’ın azabının çetin olmasındandır.[2]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
رَيْبٍ
مِنَ
الْبَعْثِ
فَاِنَّا
خَلَقْنَاكُمْ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
مِنْ
نُطْفَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
عَلَقَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
مُضْغَةٍ
مُخَلَّقَةٍ
وَغَيْرِ
مُخَلَّقَةٍ
لِنُبَيِّنَ
لَكُمْۜ
وَنُقِرُّ
فِي
الْاَرْحَامِ
مَا
نَشَٓاءُ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
ثُمَّ
نُخْرِجُكُمْ
طِفْلاً
ثُمَّ
لِتَبْلُغُٓوا
اَشُدَّكُمْۚ
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُتَوَفّٰى
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُرَدُّ
اِلٰٓى
اَرْذَلِ
الْعُمُرِ
لِكَيْلَا
يَعْلَمَ
مِنْ
بَعْدِ
عِلْمٍ
شَيْـٔاًۜ
وَتَرَى
الْاَرْضَ
هَامِدَةً
فَاِذَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهَا
الْمَٓاءَ
اهْتَزَّتْ
وَرَبَتْ
وَاَنْبَتَتْ
مِنْ
كُلِّ
زَوْجٍ
بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.[5]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
يُزْج۪ي
سَحَاباً
ثُمَّ
يُؤَلِّفُ
بَيْنَهُ
ثُمَّ
يَجْعَلُهُ
رُكَاماً
فَتَرَى
الْوَدْقَ
يَخْرُجُ
مِنْ
خِلَالِه۪ۚ
وَيُنَزِّلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
جِبَالٍ
ف۪يهَا
مِنْ
بَرَدٍ
فَيُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَصْرِفُهُ
عَنْ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
يَكَادُ
سَنَا
بَرْقِه۪
يَذْهَبُ
بِالْاَبْصَارِۜ
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır![43]
وَتَرَى
الْجِبَالَ
تَحْسَبُهَا
جَامِدَةً
وَهِيَ
تَمُرُّ
مَرَّ
السَّحَابِۜ
صُنْعَ
اللّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اَتْقَنَ
كُلَّ
شَيْءٍۜ
اِنَّهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَفْعَلُونَ
Dağları yerinde donmuş gibi durur görürsün, oysa onlar bulutlar gibi geçerler. Bu her şeyi sağlam tutan Allah’ın işidir. Doğrusu O, yaptıklarınızdan haberdardır.[88]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
فَتُث۪يرُ
سَحَاباً
فَيَبْسُطُهُ
فِي
السَّمَٓاءِ
كَيْفَ
يَشَٓاءُ
وَيَجْعَلُهُ
كِسَفاً
فَتَرَى
الْوَدْقَ
يَخْرُجُ
مِنْ
خِلَالِه۪ۚ
فَاِذَٓا
اَصَابَ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ٓ
اِذَا
هُمْ
يَسْتَبْشِرُونَ
Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah’tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah’ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.[48-49]
Yükleniyor...