ذ ل ك
414ayette
430kez geçiyor
77/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 13
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
28 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
ذٰلِكَ
14 yazım
|
İsmi İşaret | ذَلِكَ | O | 430 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Onun gibi” ✕ Süzgeci kaldır
119 ayet
كَذٰلِكَ
سَلَكْنَاهُ
ف۪ي
قُلُوبِ
الْمُجْرِم۪ينَۜ
Suçluların kalblerine Kuran’ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.[200-202]
وَلَمَّا
بَلَغَ
اَشُدَّهُ
وَاسْتَوٰٓى
اٰتَيْنَاهُ
حُكْماً
وَعِلْماًۜ
وَكَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْمُحْسِن۪ينَ
Musa erginlik çağına gelip olgunlaşınca, ona hikmet ve ilim verdik. İyi davrananları böyle mükafatlandırırız.[14]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۚ
وَمِنْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِه۪ۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الْكَافِرُونَ
Sana Kitap’ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.[47]
يُخْرِجُ
الْحَيَّ
مِنَ
الْمَيِّتِ
وَيُخْرِجُ
الْمَيِّتَ
مِنَ
الْحَيِّ
وَيُحْـيِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
وَكَذٰلِكَ
تُخْرَجُونَ۟
O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır; yeryüzünü ölümünden sonra O canlandırır. Ey insanlar! İşte siz de böylece diriltileceksiniz.[19]
ضَرَبَ
لَكُمْ
مَثَلاً
مِنْ
اَنْفُسِكُمْۜ
هَلْ
لَكُمْ
مِنْ
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
مِنْ
شُرَكَٓاءَ
ف۪ي
مَا
رَزَقْنَاكُمْ
فَاَنْتُمْ
ف۪يهِ
سَوَٓاءٌ
تَخَافُونَهُمْ
كَخ۪يفَتِكُمْ
اَنْفُسَكُمْۜ
كَذٰلِكَ
نُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Allah size kendinizden bir misal vermektedir: Size verdiğimiz rızıklarda, emrinizde bulunan kölelerinizin de eşit surette hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizi saydığınız gibi bu ortaklarınızı sayar mısınız ? Düşünen millete ayetleri böylece uzun uzadıya açıklarız.[28]
وَيَوْمَ
تَقُومُ
السَّاعَةُ
يُقْسِمُ
الْمُجْرِمُونَۙ
مَا
لَبِثُوا
غَيْرَ
سَاعَةٍۜ
كَذٰلِكَ
كَانُوا
يُؤْفَكُونَ
Kıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler. Böylece onlar dünyada da aldatılıp haktan döndürülüyorlardı.[55]
كَذٰلِكَ
يَطْبَعُ
اللّٰهُ
عَلٰى
قُلُوبِ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
Allah bilmeyenlerin kalblerini işte böylece kapatır.[59]
وَاللّٰهُ
الَّـذ۪ٓي
اَرْسَلَ
الرِّيَاحَ
فَتُث۪يرُ
سَحَاباً
فَسُقْنَاهُ
اِلٰى
بَلَدٍ
مَيِّتٍ
فَاَحْيَيْنَا
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
كَذٰلِكَ
النُّشُورُ
Rüzgarları gönderip de bulutları yürüten Allah’tır. Biz bulutları ölü bir yere sürüp, onunla toprağı ölümünden sonra diriltiriz. İnsanları diriltmek de böyledir.[9]
وَمِنَ
النَّاسِ
وَالدَّوَٓابِّ
وَالْاَنْعَامِ
مُخْتَلِفٌ
اَلْوَانُهُ
كَذٰلِكَۜ
اِنَّمَا
يَخْشَى
اللّٰهَ
مِنْ
عِبَادِهِ
الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
غَفُورٌ
İnsanlar, yerde yürüyenler ve davarlar da böyle türlü türlü renktedirler. Allah’ın kulları arasında O’ndan korkan, ancak bilginlerdir. Doğrusu Allah güçlüdür, bağışlayandır.[28]
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَهُمْ
نَارُ
جَهَنَّمَۚ
لَا
يُقْضٰى
عَلَيْهِمْ
فَيَمُوتُوا
وَلَا
يُخَفَّفُ
عَنْهُمْ
مِنْ
عَذَابِهَاۜ
كَذٰلِكَ
نَجْز۪ي
كُلَّ
كَفُورٍۚ
İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Ölümlerine hükmedilmez ki ölsünler; kendilerinden cehennemin azabı da hafifletilmez. Her inkarcıyı böylece cezalandırırız.[36]
اِنَّا
كَذٰلِكَ
نَفْعَلُ
بِالْمُجْرِم۪ينَ
Doğrusu suçlulara böyle yaparız.[34]
اِنَّا
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْمُحْسِن۪ينَ
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.[80]
قَدْ
صَدَّقْتَ
الرُّءْيَاۚ
اِنَّا
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْمُحْسِن۪ينَ
Böylece ikisi de Allah’ a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: «Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız» diye seslendik.[103-105]
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْمُحْسِن۪ينَ
İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.[110]
اِنَّا
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْمُحْسِن۪ينَ
Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.[121]
اِنَّا
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْمُحْسِن۪ينَ
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.[131]
وَكَذٰلِكَ
حَقَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنَّهُمْ
اَصْحَابُ
النَّارِۢ
İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti.[6]
وَلَقَدْ
جَٓاءَكُمْ
يُوسُفُ
مِنْ
قَبْلُ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَمَا
زِلْتُمْ
ف۪ي
شَكٍّ
مِمَّا
جَٓاءَكُمْ
بِه۪ۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
هَلَكَ
قُلْتُمْ
لَنْ
يَبْعَثَ
اللّٰهُ
مِنْ
بَعْدِه۪
رَسُولاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
هُوَ
مُسْرِفٌ
مُرْتَابٌۚ
«And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır.»[34]
اَلَّذ۪ينَ
يُجَادِلُونَ
ف۪ٓي
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
بِغَيْرِ
سُلْطَانٍ
اَتٰيهُمْۜ
كَبُرَ
مَقْتاً
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَعِنْدَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۜ
كَذٰلِكَ
يَطْبَعُ
اللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
قَلْبِ
مُتَكَبِّرٍ
جَبَّارٍ
«Bunlar, Allah’ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı mühürler.»[35]
اَسْبَابَ
السَّمٰوَاتِ
فَاَطَّلِعَ
اِلٰٓى
اِلٰهِ
مُوسٰى
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّهُ
كَاذِباًۜ
وَكَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِفِرْعَوْنَ
سُٓوءُ
عَمَلِه۪
وَصُدَّ
عَنِ
السَّب۪يلِۜ
وَمَا
كَيْدُ
فِرْعَوْنَ
اِلَّا
ف۪ي
تَبَابٍ۟
Firavun: «Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa’nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum» dedi. Firavun’a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun’un hilesi elbette boşa gidecekti.[36-37]
Yükleniyor...