د ع و
182ayette
212kez geçiyor
55/114surede
36farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %81 · Medenî %19
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 17
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Mü’min
18 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
يَدْعُونَ
12 yazım |
Feale-Yefulu | يَفْعُلُونَ | Çağırırlar | 36 |
تَدْعُونَ
12 yazım |
Feale-Yefulu | تَفْعُلُونَ | Çağırırsınız | 33 |
ادْعُوا
14 yazım |
Feale-Yefulu | افْعُلُوا | Çağırın | 32 |
الدُّعَٓاءَ
10 yazım |
İsim | الْفُعَالَ | Çağırmak | 14 |
| دَعَا | Feale-Yefulu | فَعَلَ | Çağırdı | 11 |
دَعَوُا
3 yazım |
Feale-Yefulu | فَعَلُوا | Çağırdılar | 8 |
يَدْعُوكُمْ
4 yazım |
Feale-Yefulu | يَفْعُلُكُمْ | Sizi çağırır | 7 |
| يَدْعُوا | Feale-Yefulu | يَفْعُلُ | Çağırır | 7 |
تَدْعُونَٓا
4 yazım |
Feale-Yefulu | تَفْعُلُنَا | Bizi çağırırsın | 6 |
دَعَوْتُهُمْ
4 yazım |
Feale-Yefulu | فَعَلْتُهُمْ | Onları çağırdım | 5 |
| دَعْوَةَ | İsim | فَعْلَةَ | Çağırmak | 4 |
نَدْعُوا
3 yazım |
Feale-Yefulu | نَفْعُلُ | Çağırırız | 4 |
| دَعْوٰيهُمْ | İsim | فَعْلَاهُمْ | Onların çağrışması | 4 |
اَدْعُوا
3 yazım |
Feale-Yefulu | أَفْعُلُ | Çağırırım | 4 |
| الدَّاعِ | İsim | الْفَاعِلِ | Çağıran | 3 |
| دُعُٓوا | Feale-Yefulu | فُعِلُوا | Çağrıldılar | 3 |
| نَدْعُ | Feale-Yefulu | نَفْعُلْ | Çağırırız | 3 |
دَاعِيَ
2 yazım |
İsim | فَاعِلَ | Çağıran | 3 |
تُدْعَوْنَ
2 yazım |
Feale-Yefulu | تُفْعَلُونَ | Çağrılırsınız | 3 |
دَعْوَتُكُمَا
2 yazım |
İsim | فَعْلَتُكُمَا | İkinizin çağırması | 2 |
بِدُعَٓائِكَ
2 yazım |
İsim | بِفُعَالِكَ | Senin çağırman sebebiyle | 2 |
| دُع۪يتُمْ | Feale-Yefulu | فُعِلْتُمْ | Çağrıldınız | 2 |
| اَدْعُوكُمْ | Feale-Yefulu | أَفْعُلُكُمْ | Sizi çağırırım | 2 |
| تَدَّعُونَۜ | İftial Babı | تَفْتَعِلُونَ | Arzularsınız | 2 |
| دَعَوَا | Feale-Yefulu | فَعَلَا | İkisi çağırdı | 1 |
| بِدُعَٓاءِ | İsim | بِفُعَالِ | Çağırma sebebiyle | 1 |
| دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ | İsim | فُعَالُكُمْ | Sizin çağırmanız | 1 |
| اَدْعِيَٓاءَكُمْ | İsim | أَفْعِلَاءَكُمْ | Sizin evlatlıklarınız | 1 |
| اَدْعِيَٓائِهِمْ | İsim | إِذَا | Onların evlatlıkları | 1 |
| وَدَاعِياً | İsim | وَفَاعِلًا | Ve çağıran | 1 |
| يَدَّعُونَۚ | İftial Babı | يَفْتَعِلُونَ | Arzularlar | 1 |
| دُعٰٓـؤُا | İsim | فُعَالُ | Çağırmak | 1 |
| تُدْعٰٓى | Feale-Yefulu | تُفْعَلُ | Çağrılır | 1 |
| نَدْعُوهُۜ | Feale-Yefulu | نَفْعُلُهُ | Onu çağırırız | 1 |
| يُدْعٰٓى | Feale-Yefulu | يُفْعَلَ | Çağrılır | 1 |
| دُعَٓاء۪ٓي | İsim | فُعَالِي | Benim çağırmam | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Çağırırlar 21
Çağırırsınız 16
Çağırmak 15
Çağırır 11
Çağırın 9
Çağır 7
Çağıran 6
Çağırdılar 6
Çağırırız 5
Ve çağırın 4
Çağırdı 4
Sizi çağırır 4
Onların çağrışması 4
Onları çağırırsınız 4
Diğer 73 anlam
Çağırma 4
Çağrıldılar 3
Çağırırım 3
Çağrılırlar 2
Ve onu çağırın 2
Sizi çağırdı 2
Bizi çağırdı 2
Bizi çağırırsın 2
Hemen onları çağırdılar 2
Onları çağırırsın 2
Ve çağır 2
Çağırmayın 2
Sizin çağırmanız 2
İsterler 2
Sizi çağırırım 2
Beni çağırırsınız 2
Arzularsınız 2
Çağrılır 2
Onları çağırdım 2
Hemen çağır 1
Beni çağırdı 1
Onları çağır 1
Onu çağırırsınız 1
Çağırır mıyız? 1
Onu çağırırlar 1
çağırmakta 1
Onu çağırın 1
İkisi çağırdı 1
Onları çağırmanız 1
Öyleyse onları çağırın 1
Bizi çağırır 1
İkinizin çağırması 1
Beni çağırırlar 1
Bizi çağırırsınız 1
Sizi çağırdım 1
Çağırmam 1
Senin çağırman 1
İster 1
Onun istemesi 1
Senin çağırman sebebiyle 1
Ve çağırırım 1
Çağırma sebebiyle 1
Ve bizi çağırırlar 1
Çağırmak gibi 1
Onu çağırdı 1
Seni çağırır 1
Onları çağırır 1
Sizin evlatlıklarınız 1
Onları çağırın 1
Onların evlatlıkları 1
Ve çağıran 1
Çağrıldınız 1
Arzularlar 1
Çağırır mısınız? 1
Çağrılırsınız 1
Çağrıldı 1
Ve çağırsın 1
Ve beni çağırırsınız 1
Öyleyse çağırın 1
Beni çağırın 1
Hemen onu çağırın 1
Onların çağırması 1
Ve çağırmayın 1
çağrılıyorsunuz 1
Yakında çağrılacaksınız 1
Onu çağırırız 1
Hemen çağırdı 1
Ve çağrılırlar 1
Çağırdım 1
Benim çağırmam 1
Onu çağırır 1
Çağırsın 1
Yakında çağıracağız 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
يَدْعُونَ ✕ Süzgeci kaldır
34 ayet
وَلَا
تَنْكِحُوا
الْمُشْرِكَاتِ
حَتّٰى
يُؤْمِنَّۜ
وَلَاَمَةٌ
مُؤْمِنَةٌ
خَيْرٌ
مِنْ
مُشْرِكَةٍ
وَلَوْ
اَعْجَبَتْكُمْۚ
وَلَا
تُنْكِحُوا
الْمُشْرِك۪ينَ
حَتّٰى
يُؤْمِنُواۜ
وَلَعَبْدٌ
مُؤْمِنٌ
خَيْرٌ
مِنْ
مُشْرِكٍ
وَلَوْ
اَعْجَبَكُمْۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يَدْعُونَ
اِلَى
النَّارِۚ
وَاللّٰهُ
يَدْعُٓوا
اِلَى
الْجَنَّةِ
وَالْمَغْفِرَةِ
بِاِذْنِه۪ۚ
وَيُبَيِّنُ
اٰيَاتِه۪
لِلنَّاسِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ۟
Allah’a eş koşan kadınlarla onlar imana gelinceye kadar evlenmeyin. İnanan bir cariye, hoşunuza gitse de ortak koşan bir kadından daha iyidir. İnanmalarına kadar; ortak koşan erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. İnanan bir köle, hoşunuza gitmiş olsa da, ortak koşan bir erkekten daha iyidir. İşte onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar.[221]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
نَص۪يباً
مِنَ
الْكِتَابِ
يُدْعَوْنَ
اِلٰى
كِتَابِ
اللّٰهِ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَهُمْ
ثُمَّ
يَتَوَلّٰى
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
وَهُمْ
مُعْرِضُونَ
Kendilerine Kitapdan bir pay verilenleri, görmedin mi? Onlar aralarında hüküm vermek için Allah’ın Kitabına çağırılmışlar, sonra onlardan bir takımı dönmüşlerdir. Onlar temelli yüz çevirenlerdir.[23]
وَلْتَكُنْ
مِنْكُمْ
اُمَّةٌ
يَدْعُونَ
اِلَى
الْخَيْرِ
وَيَأْمُرُونَ
بِالْمَعْرُوفِ
وَيَنْهَوْنَ
عَنِ
الْمُنْكَرِۜ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır.[104]
اِنْ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اِلَّٓا
اِنَاثاًۚ
وَاِنْ
يَدْعُونَ
اِلَّا
شَيْطَاناً
مَر۪يداًۙ
Onlar Allah’ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: «Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim» diyen, Allah’ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.[117-119]
وَلَا
تَطْرُدِ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَدٰوةِ
وَالْعَشِيِّ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَهُۜ
مَا
عَلَيْكَ
مِنْ
حِسَابِهِمْ
مِنْ
شَيْءٍ
وَمَا
مِنْ
حِسَابِكَ
عَلَيْهِمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَتَطْرُدَهُمْ
فَتَكُونَ
مِنَ
الظَّالِم۪ينَ
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O’na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.[52]
قُلْ
اَنَدْعُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُنَا
وَلَا
يَضُرُّنَا
وَنُرَدُّ
عَلٰٓى
اَعْقَابِنَا
بَعْدَ
اِذْ
هَدٰينَا
اللّٰهُ
كَالَّذِي
اسْتَهْوَتْهُ
الشَّيَاط۪ينُ
فِي
الْاَرْضِ
حَيْرَانَۖ
لَهُٓ
اَصْحَابٌ
يَدْعُونَهُٓ
اِلَى
الْهُدَى
ائْتِنَاۜ
قُلْ
اِنَّ
هُدَى
اللّٰهِ
هُوَ
الْهُدٰىۜ
وَاُمِرْنَا
لِنُسْلِمَ
لِرَبِّ
الْعَالَم۪ينَۙ
De ki: «Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah’tan başka şeylere mi yalvaralım?» De ki, «Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah’tan sakının diye emrolunduk.» Kendisine toplanacağınız O’dur.[71-72]
وَلَا
تَسُبُّوا
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
فَيَسُبُّوا
اللّٰهَ
عَدْواً
بِغَيْرِ
عِلْمٍۜ
كَذٰلِكَ
زَيَّنَّا
لِكُلِّ
اُمَّةٍ
عَمَلَهُمْ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّهِمْ
مَرْجِعُهُمْ
فَيُنَبِّئُهُمْ
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah’a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab’lerinedir. O, işlediklerini haber verir.[108]
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
الضُّرُّ
دَعَانَا
لِجَنْبِه۪ٓ
اَوْ
قَاعِداً
اَوْ
قَٓائِماًۚ
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُ
ضُرَّهُ
مَرَّ
كَاَنْ
لَمْ
يَدْعُنَٓا
اِلٰى
ضُرٍّ
مَسَّهُۜ
كَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْمُسْرِف۪ينَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.[12]
اَلَٓا
اِنَّ
لِلّٰهِ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِۜ
وَمَا
يَتَّبِعُ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
شُرَكَٓاءَۜ
اِنْ
يَتَّبِعُونَ
اِلَّا
الظَّنَّ
وَاِنْ
هُمْ
اِلَّا
يَخْرُصُونَ
İyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ındır. Allah’ı bırakıp ortak koşanlar sadece zanna uyanlardır. Onlar ancak tahminde bulunuyorlar.[66]
وَمَا
ظَلَمْنَاهُمْ
وَلٰكِنْ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
فَـمَٓا
اَغْنَتْ
عَنْهُمْ
اٰلِهَتُهُمُ
الَّت۪ي
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍ
لَمَّا
جَٓاءَ
اَمْرُ
رَبِّكَۜ
وَمَا
زَادُوهُمْ
غَيْرَ
تَتْب۪يبٍ
Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyruğu gelince, Allah’ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.[101]
لَهُ
دَعْوَةُ
الْحَقِّۜ
وَالَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِه۪
لَا
يَسْتَج۪يبُونَ
لَهُمْ
بِشَيْءٍ
اِلَّا
كَبَاسِطِ
كَفَّيْهِ
اِلَى
الْمَٓاءِ
لِيَبْلُغَ
فَاهُ
وَمَا
هُوَ
بِبَالِغِه۪ۜ
وَمَا
دُعَٓاءُ
الْكَافِر۪ينَ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
Gerçek dua ve ibadet ancak O’nadır. O’ndan başka çağırdıkları putlar kendilerine hiçbir cevap vermezler. Durumları, suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açmış bekleyen adamın durumu gibidir. Hiçbir zaman suya kavuşamaz. İşte kafirlerin yalvarışı da böyle, boşunadır.[14]
وَالَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
لَا
يَخْلُقُونَ
شَيْـٔاً
وَهُمْ
يُخْلَقُونَۜ
Allah’ı bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şey yaratmazlar; esasen kendileri yaratıktır.[20]
وَيَدْعُ
الْاِنْسَانُ
بِالشَّرِّ
دُعَٓاءَهُ
بِالْخَيْرِۜ
وَكَانَ
الْاِنْسَانُ
عَجُولاً
İnsan iyiliğin gelmesine dua ettiği gibi, kötülüğün gelmesine de dua eder. Esasen insanoğlu acelecidir.[11]
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
يَبْتَغُونَ
اِلٰى
رَبِّهِمُ
الْوَس۪يلَةَ
اَيُّهُمْ
اَقْرَبُ
وَيَرْجُونَ
رَحْمَتَهُ
وَيَخَافُونَ
عَذَابَهُۜ
اِنَّ
عَذَابَ
رَبِّكَ
كَانَ
مَحْذُوراً
Taptıkları putlar Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O’nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Zira Rabbinin azabı korkmağa değer.[57]
وَاصْبِرْ
نَفْسَكَ
مَعَ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَدٰوةِ
وَالْعَشِيِّ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَهُ
وَلَا
تَعْدُ
عَيْنَاكَ
عَنْهُمْۚ
تُر۪يدُ
ز۪ينَةَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَلَا
تُطِـعْ
مَنْ
اَغْفَلْنَا
قَلْبَهُ
عَنْ
ذِكْرِنَا
وَاتَّبَعَ
هَوٰيهُ
وَكَانَ
اَمْرُهُ
فُرُطاً
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.[28]
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُۘ
وَوَهَبْنَا
لَهُ
يَحْيٰى
وَاَصْلَحْنَا
لَهُ
زَوْجَهُۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
يُسَارِعُونَ
فِي
الْخَيْرَاتِ
وَيَدْعُونَنَا
رَغَباً
وَرَهَباًۜ
وَكَانُوا
لَنَا
خَاشِع۪ينَ
Biz de ona icabet ederek, Yahya’yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.[90]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْحَقُّ
وَاَنَّ
مَا
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِه۪
هُوَ
الْبَاطِلُ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْعَلِيُّ
الْكَب۪يرُ
Keza Hak yalnız Allah’tır; O’nu bırakıp taptıkları sadece batıldır. Doğrusu Allah yücedir büyüktür.[62]
وَمَنْ
يَدْعُ
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَۙ
لَا
بُرْهَانَ
لَهُ
بِه۪ۙ
فَاِنَّمَا
حِسَابُهُ
عِنْدَ
رَبِّه۪ۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الْكَافِرُونَ
Allah’la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.[117]
وَالَّذ۪ينَ
لَا
يَدْعُونَ
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَ
وَلَا
يَقْتُلُونَ
النَّفْسَ
الَّت۪ي
حَرَّمَ
اللّٰهُ
اِلَّا
بِالْحَقِّ
وَلَا
يَزْنُونَۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
يَلْقَ
اَثَاماًۙ
Onlar, Allah’ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günaha girmiş olur.[68]
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَئِمَّةً
يَدْعُونَ
اِلَى
النَّارِۚ
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
لَا
يُنْصَرُونَ
Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.[41]
Yükleniyor...