ي و م
377ayette
405kez geçiyor
75/114surede
7farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %73 · Medenî %27
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 24
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
25 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
يَوْمَ
23 yazım
|
İsim | فَعْلَ | Gün | 281 |
يَوْمَ
5 yazım
|
Zaman Zarfı | فَعْلَ | Gün | 78 |
اَيَّامٍ
6 yazım |
İsim | أَفْعَالٍ | Günler | 23 |
| يَوْماً | İsim | فَعْلًا | Gün | 16 |
| يَوْمَيْنِ | İsim | فَعْلَيْنِ | İki gün | 3 |
اَيَّاماً
2 yazım |
İsim | أَفْعَالًا | Günler | 2 |
| اَيَّاماً | Zaman Zarfı | أَفْعَالًا | Günler | 2 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
يَوْمَ ✕ Süzgeci kaldır
270 ayet
يَوْمَ
هُمْ
بَارِزُونَۚ
لَا
يَخْفٰى
عَلَى
اللّٰهِ
مِنْهُمْ
شَيْءٌۜ
لِمَنِ
الْمُلْكُ
الْيَوْمَۜ
لِلّٰهِ
الْوَاحِدِ
الْقَهَّارِ
O gün onlar meydana çıkarlar; onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. «Bugün hükümranlık kimindir?» denir; hepsi: «Gücü herşeye yeten tek Allah’ındır» derler.[16]
اَلْيَوْمَ
تُجْزٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
بِمَا
كَسَبَتْۜ
لَا
ظُلْمَ
الْيَوْمَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Bugün herkese, kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah, hesabı çabuk görendir.[17]
وَاَنْذِرْهُمْ
يَوْمَ
الْاٰزِفَةِ
اِذِ
الْقُلُوبُ
لَدَى
الْحَنَاجِرِ
كَاظِم۪ينَۜ
مَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
حَم۪يمٍ
وَلَا
شَف۪يعٍ
يُطَاعُۜ
Onları, yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur.[18]
وَقَالَ
مُوسٰٓى
اِنّ۪ي
عُذْتُ
بِرَبّ۪ي
وَرَبِّكُمْ
مِنْ
كُلِّ
مُتَكَبِّرٍ
لَا
يُؤْمِنُ
بِيَوْمِ
الْحِسَابِ۟
Musa: «Doğrusu ben, hesap görülecek güne inanmayan böbürlenenlerin hepsinden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım» dedi.[27]
يَا قَوْمِ
لَكُمُ
الْمُلْكُ
الْيَوْمَ
ظَاهِر۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۘ
فَمَنْ
يَنْصُرُنَا
مِنْ
بَأْسِ
اللّٰهِ
اِنْ
جَٓاءَنَاۜ
قَالَ
فِرْعَوْنُ
مَٓا
اُر۪يكُمْ
اِلَّا
مَٓا
اَرٰى
وَمَٓا
اَهْد۪يكُمْ
اِلَّا
سَب۪يلَ
الرَّشَادِ
«Ey milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah’ın baskını bize çatınca, O’na karşı bize kim yardım eder?» Firavun: «Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum» dedi.[29]
وَقَالَ
الَّـذ۪ٓي
اٰمَنَ
يَا قَوْمِ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
عَلَيْكُمْ
مِثْلَ
يَوْمِ
الْاَحْزَابِۙ
İnanmış olan adam dedi ki: «Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.»[30-31]
وَيَا قَوْمِ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
عَلَيْكُمْ
يَوْمَ
التَّنَادِۙ
«Ey milletim! Ahu figan gününden sizin hesabınıza korkuyorum.»[32]
يَوْمَ
تُوَلُّونَ
مُدْبِر۪ينَۚ
مَا
لَكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
عَاصِمٍۚ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
هَادٍ
«Arkanıza dönüp kaçacağınız gün Allah’a karşı sizi koruyan bulunmaz. Allah’ın saptırdığını doğru yola getirecek yoktur.»[33]
اَلنَّارُ
يُعْرَضُونَ
عَلَيْهَا
غُدُواًّ
وَعَشِياًّۚ
وَيَوْمَ
تَقُومُ
السَّاعَةُ۠
اَدْخِلُٓوا
اٰلَ
فِرْعَوْنَ
اَشَدَّ
الْعَذَابِ
Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, «Firavun’un adamlarını azabın en ağırına sokun» denir.[46]
اِنَّا
لَنَنْصُرُ
رُسُلَنَا
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَيَوْمَ
يَقُومُ
الْاَشْهَادُۙ
Doğrusu Biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahidlerin şahidlik edecekleri günde yardım ederiz.[51]
يَوْمَ
لَا
يَنْفَعُ
الظَّالِم۪ينَ
مَعْذِرَتُهُمْ
وَلَهُمُ
اللَّعْنَةُ
وَلَهُمْ
سُٓوءُ
الدَّارِ
O gün zalimlere, özür beyan etmeleri fayda vermez. Lanet onlaradır. Yurdun kötüsü de onlaradır.[52]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يُلْحِدُونَ
ف۪ٓي
اٰيَاتِنَا
لَا
يَخْفَوْنَ
عَلَيْنَاۜ
اَفَمَنْ
يُلْقٰى
فِي
النَّارِ
خَيْرٌ
اَمْ
مَنْ
يَأْت۪ٓي
اٰمِناً
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اِعْمَلُوا
مَا
شِئْتُمْۙ
اِنَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Ayetlerimizi inkar edenler Bize gizli değillerdir. Kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi işleyin, doğrusu O, yaptıklarınızı gören’dir.[40]
اِلَيْهِ
يُرَدُّ
عِلْمُ
السَّاعَةِۜ
وَمَا
تَخْرُجُ
مِنْ
ثَمَرَاتٍ
مِنْ
اَكْمَامِهَا
وَمَا
تَحْمِلُ
مِنْ
اُنْثٰى
وَلَا
تَضَعُ
اِلَّا
بِعِلْمِه۪ۜ
وَيَوْمَ
يُنَاد۪يهِمْ
اَيْنَ
شُرَكَٓاء۪يۙ
قَالُٓوا
اٰذَنَّاكَۙ
مَا
مِنَّا
مِنْ
شَه۪يدٍۚ
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi ona aittir. O’nun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: «Bana koştuğunuz ortaklar nerede?» diye seslendiği gün: «Sana, buna dair bizden hiçbir şahit olmadığını arzederiz» derler.[47]
وَكَذٰلِكَ
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
قُرْاٰناً
عَرَبِياًّ
لِتُنْذِرَ
اُمَّ
الْقُرٰى
وَمَنْ
حَوْلَهَا
وَتُنْذِرَ
يَوْمَ
الْجَمْعِ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِۜ
فَر۪يقٌ
فِي
الْجَنَّةِ
وَفَر۪يقٌ
فِي
السَّع۪يرِ
Böylece şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarman, şüphe götürmeyen toplanma günü ile uyarman için sana Arapça okunan bir Kitap vahyettik. İnsanların bir takımı cennete, bir takımı da çılgın alevli cehenneme girer.[7]
وَتَرٰيهُمْ
يُعْرَضُونَ
عَلَيْهَا
خَاشِع۪ينَ
مِنَ
الذُّلِّ
يَنْظُرُونَ
مِنْ
طَرْفٍ
خَفِيٍّۜ
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّ
الْخَاسِر۪ينَ
الَّذ۪ينَ
خَسِرُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
وَاَهْل۪يهِمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
الظَّالِم۪ينَ
ف۪ي
عَذَابٍ
مُق۪يمٍ
Aşağılıktan başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, ateşe sunulduklarını görürsün. İnananlar: «Hüsranda olanlar, kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsranda bırakanlardır» derler. İyi bilin ki, zalimler sürekli bir azap içindedirler.[45]
اِسْتَج۪يبُوا
لِرَبِّكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
مَرَدَّ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِۜ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
مَلْجَاٍ
يَوْمَئِذٍ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
نَك۪يرٍ
Allah katından, geri çevrilemeyecek günün gelmesinden önce Rabbinizin çağrısına cevap verin. O gün hiçbirinize sığınacak yer bulunmaz, inkar de edemezsiniz.[47]
وَلَنْ
يَنْفَعَكُمُ
الْيَوْمَ
اِذْ
ظَلَمْتُمْ
اَنَّكُمْ
فِي
الْعَذَابِ
مُشْتَرِكُونَ
Sonunda Bize gelince arkadaşına: «Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!» der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız.[38-39]
فَاخْتَلَفَ
الْاَحْزَابُ
مِنْ
بَيْنِهِمْۚ
فَوَيْلٌ
لِلَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
مِنْ
عَذَابِ
يَوْمٍ
اَل۪يمٍ
Ama, aralarında guruplaştılar, ayrılığa düştüler. Kıyamet gününün can yakıcı azabına uğrayacak zalimlerin vay haline![65]
يَا عِبَادِ
لَا
خَوْفٌ
عَلَيْكُمُ
الْيَوْمَ
وَلَٓا
اَنْتُمْ
تَحْزَنُونَۚ
Allah: «Ey kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz» der.[68]
فَذَرْهُمْ
يَخُوضُوا
وَيَلْعَبُوا
حَتّٰى
يُلَاقُوا
يَوْمَهُمُ
الَّذ۪ي
يُوعَدُونَ
Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.[83]
Yükleniyor...