و ف ي

64ayette
66kez geçiyor
27/114surede
26farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %56 · Medenî %44
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Necm 37 23. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 7 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
وَاَوْفُوا
5 yazım
İfal Babı وَأَفْعِلُوا Yerine getirin 12
فَيُوَفّ۪يهِمْ
6 yazım
Tef'il Babı فَيُفَعِّلُهُمْ Onlara karşılığını tam verir 7
يَتَوَفّٰيكُمْ
2 yazım
Tefe'ale Babı يَتَفَعَّلُكُمْ Sizi vefat ettirir 5
يَتَوَفَّى
2 yazım
Tefe'ale Babı يَتَفَعَّلُ Vefat ettirir 4
يُتَوَفَّوْنَ
2 yazım
Tefe'ale Babı يُتَفَعَّلُونَ Onlar vefat ettirilir 3
تُوَفّٰى
2 yazım
Tef'il Babı تُفَعَّلُ Ona karşılığı tam verilir 3
اَوْفٰى
2 yazım
İfal Babı أَفْعَلَ Yerine getirdi 3
وَتَوَفَّـنَا
2 yazım
Tefe'ale Babı وَتَفَعَّلْنَا Ve bizi vefat ettir 3
نَتَوَفَّـيَنَّكَ
2 yazım
Tefe'ale Babı نَتَفَعَّلَنَّكَ Kesinlikle seni vefat ettireceğiz 3
يُوفُونَ
2 yazım
İfal Babı يُفْعِلُونَ Yerine getirirler 3
يُوَفَّ Tef'il Babı يُفَعَّلْ Karşılığı tam verilir 2
وَوُفِّيَتْ Tef'il Babı وَفُعِّلَتْ Ve ona karşılığı tam verildi 2
تَوَفَّتْهُ
2 yazım
Tefe'ale Babı تَفَعَّلَتْهُ Onu vefat ettirdi 2
تَتَوَفّٰيهُمُ Tefe'ale Babı تَتَفَعَّلُهُمْ Onları vefat ettirir 2
وَالْمُوفُونَ İsim وَالْمُفْعِلُونَ Ve yerine getirenler 1
مُتَوَفّ۪يكَ İsim مُتَفَعِّلُكَ Seni vefat ettiren 1
تُوَفَّوْنَ Tef'il Babı تُفَعَّلْنَ Size karşılığı tam verilir 1
تَوَفّٰيهُمُ Tefe'ale Babı تَتَفَعَّلُهُمْ Onları vefat ettirir 1
تَوَفَّيْتَن۪ي Tefe'ale Babı تَفَعَّلْتَنِي Beni vefat ettirdin 1
اَوْفٰى İsim أَفْعَلَ Daha iyi yerine getiren 1
نُوَفِّ Tef'il Babı نُفَعِّلْ Karşılığını tam veririz 1
لَمُوَفُّوهُمْ İsim لَمُفَعِّلُوهُمْ Onlara karşılığını tam verenler 1
فَوَفّٰيهُ Tef'il Babı فَفَعَّلَهُ Hemen ona karşılığını tam verdi 1
وَفّٰىۙ Tef'il Babı فَعَّلَ Karşılığını tam verdi 1
الْاَوْفٰىۙ Sıfat الْأَفْعَلَ Eksiksiz 1
يَسْتَوْفُونَۘ İstifal يَسْتَفْعِلُونَ Karşılığını tam isterler 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 25 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 0 kez (binde 0) 3. inen: Müzzemmil — 0 kez (binde 0) 4. inen: Müddessir — 0 kez (binde 0) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 0 kez (binde 0) 8. inen: A’lâ — 0 kez (binde 0) 9. inen: Leyl — 0 kez (binde 0) 10. inen: Fecr — 0 kez (binde 0) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 0 kez (binde 0) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 2 kez (binde 5.6) 24. inen: Abese — 0 kez (binde 0) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 0 kez (binde 0) 27. inen: Bürûc — 0 kez (binde 0) 28. inen: Tîn — 0 kez (binde 0) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 0 kez (binde 0) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 0 kez (binde 0) 34. inen: Kâf — 0 kez (binde 0) 35. inen: Beled — 0 kez (binde 0) 36. inen: Târık — 0 kez (binde 0) 37. inen: Kamer — 0 kez (binde 0) 38. inen: Sâd — 0 kez (binde 0) 39. inen: A’râf — 3 kez (binde 0.9) 40. inen: Cin — 0 kez (binde 0) 41. inen: Yâsîn — 0 kez (binde 0) 42. inen: Furkân — 0 kez (binde 0) 43. inen: Fâtır — 1 kez (binde 1.3) 44. inen: Meryem — 0 kez (binde 0) 45. inen: Tâ-Hâ — 0 kez (binde 0) 46. inen: Vâkı’a — 0 kez (binde 0) 47. inen: Şu’arâ — 1 kez (binde 0.8) 48. inen: Neml — 0 kez (binde 0) 49. inen: Kasas — 0 kez (binde 0) 50. inen: İsrâ — 2 kez (binde 1.3) 51. inen: Yûnus — 2 kez (binde 1.1) 52. inen: Hûd — 4 kez (binde 2.1) 53. inen: Yûsuf — 3 kez (binde 1.7) 54. inen: Hicr — 0 kez (binde 0) 55. inen: En’âm — 4 kez (binde 1.3) 56. inen: Sâffât — 0 kez (binde 0) 57. inen: Lokman — 0 kez (binde 0) 58. inen: Sebe’ — 0 kez (binde 0) 59. inen: Zümer — 3 kez (binde 2.6) 60. inen: Mü’min — 2 kez (binde 1.6) 61. inen: Fussilet — 0 kez (binde 0) 62. inen: Şûrâ — 0 kez (binde 0) 63. inen: Zuhruf — 0 kez (binde 0) 64. inen: Duhân — 0 kez (binde 0) 65. inen: Câsiye — 0 kez (binde 0) 66. inen: Ahkâf — 1 kez (binde 1.6) 67. inen: Zâriyât — 0 kez (binde 0) 68. inen: Gâşiye — 0 kez (binde 0) 69. inen: Kehf — 0 kez (binde 0) 70. inen: Nahl — 5 kez (binde 2.7) 71. inen: Nûh — 0 kez (binde 0) 72. inen: İbrahim — 0 kez (binde 0) 73. inen: Enbiyâ — 0 kez (binde 0) 74. inen: Mü’minûn — 0 kez (binde 0) 75. inen: Secde — 1 kez (binde 2.7) 76. inen: Tûr — 0 kez (binde 0) 77. inen: Mülk — 0 kez (binde 0) 78. inen: Hâkka — 0 kez (binde 0) 79. inen: Me’âric — 0 kez (binde 0) 80. inen: Nebe’ — 0 kez (binde 0) 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez (binde 0) 82. inen: İnfitâr — 0 kez (binde 0) 83. inen: İnşikâk — 0 kez (binde 0) 84. inen: Rûm — 0 kez (binde 0) 85. inen: Ankebût — 0 kez (binde 0) 86. inen: Mutaffifîn — 1 kez (binde 5.9) 87. inen: Bakara — 7 kez (binde 1.1) 88. inen: Enfâl — 2 kez (binde 1.6) 89. inen: Âl-i İmrân — 7 kez (binde 2) 90. inen: Ahzâb — 0 kez (binde 0) 91. inen: Mümtehine — 0 kez (binde 0) 92. inen: Nisâ — 3 kez (binde 0.8) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 0 kez (binde 0) 95. inen: Muhammed — 1 kez (binde 1.9) 96. inen: Ra’d — 2 kez (binde 2.3) 97. inen: Rahmân — 0 kez (binde 0) 98. inen: İnsan — 1 kez (binde 4.1) 99. inen: Talâk — 0 kez (binde 0) 100. inen: Beyyine — 0 kez (binde 0) 101. inen: Haşr — 0 kez (binde 0) 102. inen: Nûr — 2 kez (binde 1.5) 103. inen: Hac — 2 kez (binde 1.6) 104. inen: Münâfikûn — 0 kez (binde 0) 105. inen: Mücâdele — 0 kez (binde 0) 106. inen: Hucurât — 0 kez (binde 0) 107. inen: Tahrîm — 0 kez (binde 0) 108. inen: Teğâbun — 0 kez (binde 0) 109. inen: Saff — 0 kez (binde 0) 110. inen: Cum’a — 0 kez (binde 0) 111. inen: Fetih — 1 kez (binde 1.8) 112. inen: Mâide — 2 kez (binde 0.7) 113. inen: Tevbe — 1 kez (binde 0.4) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır

31 ayet

Renkler türü, ton kökü gösterir — و ف ي: koyu (isim, fiil) · أ ل ه: açık (isim, fiil)

لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir; Lakin iyi olan, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitap’a, peygamberlere inanan, O’nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır.[177]
وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجاً يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَعَشْراًۚ فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ
İçinizden ölenlerin bırakmış olduğu eşler kendi kendilerine dört ay on gün beklerler; müddetleri sona erdiğinde, onların kendi haklarında uygun şekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah işlediklerinizden haberdardır.[234]
وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجاًۚ وَصِيَّةً لِاَزْوَاجِهِمْ مَتَاعاً اِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ اِخْرَاجٍۚ فَاِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪ي مَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
İçinizden ölüp, eşler bırakacak olanlar, evlerinden çıkarılmaksızın, senesine kadar eşlerinin geçimini sağlayacak şeyi vasiyet etsinler; eğer çıkarlarsa kendilerinin meşru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah güçlüdür, Hakim’dir.[240]
لَيْسَ عَلَيْكَ هُدٰيهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَلِاَنْفُسِكُمْۜ وَمَا تُنْفِقُونَ اِلَّا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ اللّٰهِۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah’ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.[272]
وَاتَّقُوا يَوْماً تُرْجَعُونَ ف۪يهِ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ تُوَفّٰى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ۟
Allah’a döneceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verileceği günden korkunuz.[281]
اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسٰٓى اِنّ۪ي مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ اِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ
İnanıp yararlı iş işleyenlerin ecirleri ise tastamam verilecektir. Allah zalimleri sevmez.[57]
بَلٰى مَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ وَاتَّقٰى فَاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ
Hayır, öyle değil; ahdini yerine getiren ve günahtan sakınan bilsin ki, Allah sakınanları şüphesiz sever.[76]
وَالّٰت۪ي يَأْت۪ينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَٓائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ اَرْبَعَةً مِنْكُمْۚ فَاِنْ شَهِدُوا فَاَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتّٰى يَتَوَفّٰيهُنَّ الْمَوْتُ اَوْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لَهُنَّ سَب۪يلاً
Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu isbat edecek aranızdan dört şahid getirin, şehadet ederlerse, ölünceye veya Allah onlara bir yol açana kadar evlerde tutun.[15]
اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا ف۪يمَ كُنْتُمْۜ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَف۪ينَ فِي الْاَرْضِۜ قَالُٓوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا ف۪يهَاۜ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراًۙ
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: «Ne yaptınız bakalım?» deyince, «Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik» diyecekler, melekler de: «Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» cevabını verecekler. Onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir![97]
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَاباً اَل۪يماًۙ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, ecirlerini ödeyecek, onlara olan bol nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır. Onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı bulamazlar.[173]
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَوْفُوا بِالْعُقُودِۜ اُحِلَّتْ لَكُمْ بَه۪يمَةُ الْاَنْعَامِ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ غَيْرَ مُحِلِّي الصَّيْدِ وَاَنْتُمْ حُرُمٌۜ اِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ مَا يُر۪يدُ
Ey İnananlar! Akidleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışında, hayvanlar helal kılındı; Allah dilediği hükmü verir.[1]
مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَن۪ي بِه۪ٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَه۪يداً مَا دُمْتُ ف۪يهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَن۪ي كُنْتَ اَنْتَ الرَّق۪يبَ عَلَيْهِمْۜ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?» demişti de, «Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin» demişti, «Ben onlara sadece ’Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.»[116-117]
وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۚ وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يزَانَ بِالْقِسْطِۚ لَا نُكَلِّفُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَا وَاِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۚ وَبِعَهْدِ اللّٰهِ اَوْفُواۜ ذٰلِكُمْ وَصّٰيكُمْ بِه۪ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَۙ
Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah’ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.[152]
فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَص۪يبُهُمْ مِنَ الْكِتَابِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْۙ قَالُٓوا اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ
Allah’a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap’daki payları kendilerine erişecek olanlar onlardır. Elçilerimiz canlarını almak üzere geldiklerinde onlara, «Allah’tan başka taptıklarınız nerede?» deyince, «Bizi koyup kaçtılar» derler, böylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine şahidlik ederler.[37]
وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْباًۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, onlara şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır.»[85]
وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِه۪ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَر۪ينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah’ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.[60]
اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَۜ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْداً عَلَيْهِ حَقاًّ فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْج۪يلِ وَالْقُرْاٰنِۜ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذ۪ي بَايَعْتُمْ بِه۪ۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ
Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran’da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.[111]
وَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّـيَنَّكَ فَاِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ اللّٰهُ شَه۪يدٌ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ
Onlara, söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya dünyada sana gösteririz, veya senin ruhunu alırız da nasıl olsa onların dönüşü Bizedir; (ahirette görürsün) Allah onların yaptıklarına şahiddir.[46]
قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ د۪ين۪ي فَلَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ اَعْبُدُ اللّٰهَ الَّذ۪ي يَتَوَفّٰيكُمْۚ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ
De ki: «Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz bilin ki ben Allah’tan başka taptıklarınıza tapmam. Ancak, sizi öldürecek olan Allah’a kulluk ederim. İnananlardan olmakla emrolundum.»[104]
Yükleniyor...