و ح ي
70ayette
78kez geçiyor
33/114surede
6farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %90 · Medenî %10
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Necm 4
23. inen sure
En çok geçtiği sure
En’âm
8 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
اَوْحَيْنَٓا
10 yazım |
İfal Babı | أَفْعَلْنَا | Vahyettik | 44 |
| يُوحٰٓى | İfal Babı | يُفْعَلُ | Vahyolunur | 19 |
نُوح۪ٓي
3 yazım |
İfal Babı | نُفْعِلُ | Vahyederiz | 7 |
وَوَحْيِنَا
4 yazım |
İsim | وَفَعْلِنَا | Ve vahyimiz | 5 |
يُوحَ
2 yazım |
İfal Babı | يُفْعَلْ | Vahyolunur | 2 |
| وَحْياً | İsim | فَعْلًا | Vahiy | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Vahyettik 20
Vahyolunur 15
Vahyedildi 11
Ve vahyettik 4
Vahyeder 4
Vahyederiz 4
Vahyetti 4
Onu vahyederiz 3
Hemen vahyetti 3
Ve vahyimiz 2
Vahiy 2
Ve vahyedildi 1
Vahyederler 1
Onun vahyi 1
Diğer 3 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Vahyedildi” ✕ Süzgeci kaldır
11 ayet
وَاِذْ
اَوْحَيْتُ
اِلَى
الْحَوَارِيّ۪نَ
اَنْ
اٰمِنُوا
ب۪ي
وَبِرَسُول۪يۚ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
وَاشْهَدْ
بِاَنَّـنَا
مُسْلِمُونَ
Havarilere, «Bana ve peygamberime inanın» diye bildirmiştim, «İnandık, bizim müslimler olduğumuza şahid ol» demişlerdi.[111]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
اَوْ
قَالَ
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
وَلَمْ
يُوحَ
اِلَيْهِ
شَيْءٌ
وَمَنْ
قَالَ
سَاُنْزِلُ
مِثْلَ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُۜ
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذِ
الظَّالِمُونَ
ف۪ي
غَمَرَاتِ
الْمَوْتِ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
بَاسِطُٓوا
اَيْد۪يهِمْۚ
اَخْرِجُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
اَلْيَوْمَ
تُجْزَوْنَ
عَذَابَ
الْهُونِ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
وَكُنْتُمْ
عَنْ
اٰيَاتِه۪
تَسْتَكْبِرُونَ
Allah’a karşı yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken «Bana vahyolundu, Allah’ın indirdiği gibi ben de indireceğim» diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can çekişirlerken melekler ellerini uzatmış, «Canlarınızı verin, bugün Allah’a karşı haksız yere söylediklerinizden, O’nun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı azabla cezalandırılacaksınız» derken bir görsen![93]
اِتَّبِعْ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
وَاَعْرِضْ
عَنِ
الْمُشْرِك۪ينَ
Rabbin’den sana vahyolunana uy, O’ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.[106]
قُلْ
لَٓا
اَجِدُ
ف۪ي
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
مُحَرَّماً
عَلٰى
طَاعِمٍ
يَطْعَمُهُٓ
اِلَّٓا
اَنْ
يَكُونَ
مَيْتَةً
اَوْ
دَماً
مَسْفُوحاً
اَوْ
لَحْمَ
خِنْز۪يرٍ
فَاِنَّهُ
رِجْسٌ
اَوْ
فِسْقاً
اُهِلَّ
لِغَيْرِ
اللّٰهِ
بِه۪ۚ
فَمَنِ
اضْطُرَّ
غَيْرَ
بَاغٍ
وَلَا
عَادٍ
فَاِنَّ
رَبَّكَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
De ki: «Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir.» Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder.[145]
وَاُو۫حِيَ
اِلٰى
نُوحٍ
اَنَّهُ
لَنْ
يُؤْمِنَ
مِنْ
قَوْمِكَ
اِلَّا
مَنْ
قَدْ
اٰمَنَ
فَلَا
تَبْتَئِسْ
بِمَا
كَانُوا
يَفْعَلُونَۚ
Nuh’a, «Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır» diye Allah tarafından vahyolundu.[36-37]
وَاتْلُ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنْ
كِتَابِ
رَبِّكَۚ
لَا
مُبَدِّلَ
لِكَلِمَاتِه۪
وَلَنْ
تَجِدَ
مِنْ
دُونِه۪
مُلْتَحَداً
Rabbinin Kitap’ından sana vahyolunanı oku; O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.[27]
اِنَّا
قَدْ
اُو۫حِيَ
اِلَيْنَٓا
اَنَّ
الْعَذَابَ
عَلٰى
مَنْ
كَذَّبَ
وَتَوَلّٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
اُتْلُ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَاَقِمِ
الصَّلٰوةَۜ
اِنَّ
الصَّلٰوةَ
تَنْهٰى
عَنِ
الْفَحْشَٓاءِ
وَالْمُنْكَرِۜ
وَلَذِكْرُ
اللّٰهِ
اَكْبَرُۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
مَا
تَصْنَعُونَ
Kitap’tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah’ı anmak en büyük şeydir! Allah Yaptıklarınızı bilir.[45]
وَلَقَدْ
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
وَاِلَى
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكَۚ
لَئِنْ
اَشْرَكْتَ
لَيَحْبَطَنَّ
عَمَلُكَ
وَلَتَكُونَنَّ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ
And olsun ki sana da, senden önceki peygamberlere de vahyolunmuştur: «And olsun, eğer Allah’a ortak koşarsan işlerin şüphesiz boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun.»[65]
فَاسْتَمْسِكْ
بِالَّـذ۪ٓي
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَۚ
اِنَّكَ
عَلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
Sana vahyolunana sarıl, sen, şüphesiz doğru yol üzerindesin.[43]
قُلْ
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
اَنَّهُ
اسْتَمَعَ
نَفَرٌ
مِنَ
الْجِنِّ
فَقَالُٓوا
اِنَّا
سَمِعْنَا
قُرْاٰناً
عَجَباًۙ
De ki: «Cinlerden bir topluluğun Kuran’ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;» «Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.»[1-2]
Yükleniyor...