ه و
426ayette
481kez geçiyor
75/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 7
2. inen sure
En çok geçtiği sure
En’âm
40 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
111 ayet
Renkler türü, ton kökü gösterir — ه و: koyu (isim, fiil) · ق و ل: açık (isim, fiil)
وَاِلٰى
ثَمُودَ
اَخَاهُمْ
صَالِحاًۢ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
هُوَ
اَنْشَاَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِ
وَاسْتَعْمَرَكُمْ
ف۪يهَا
فَاسْتَغْفِرُوهُ
ثُمَّ
تُوبُٓوا
اِلَيْهِۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
قَر۪يبٌ
مُج۪يبٌ
Semud milletine kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin; O’ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret dileyin, sonra da O’na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir» dedi.[61]
وَرَاوَدَتْهُ
الَّت۪ي
هُوَ
ف۪ي
بَيْتِهَا
عَنْ
نَفْسِه۪
وَغَلَّقَتِ
الْاَبْوَابَ
وَقَالَتْ
هَيْتَ
لَكَۜ
قَالَ
مَعَاذَ
اللّٰهِ
اِنَّهُ
رَبّ۪ٓي
اَحْسَنَ
مَثْوَايَۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الظَّالِمُونَ
Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkı sıkı kapadı ve «gelsene» dedi. Yusuf: «Günah işlemekten Allah’a sığınırım, doğrusu senin kocan benim efendimdir; bana iyi baktı. Haksızlık yapanlar şüphesiz başarıya ulaşamazlar.» dedi.[23]
قَالَ
هِيَ
رَاوَدَتْن۪ي
عَنْ
نَفْس۪ي
وَشَهِدَ
شَاهِدٌ
مِنْ
اَهْلِهَاۚ
اِنْ
كَانَ
قَم۪يصُهُ
قُدَّ
مِنْ
قُبُلٍ
فَصَدَقَتْ
وَهُوَ
مِنَ
الْكَاذِب۪ينَ
Yusuf: «Beni kendine o çağırdı» dedi. Kadın tarafından bir şahit, «Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, erkek yalancılardandır; şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır» diye şahidlik etti.[26-27]
قَالَ
هَلْ
اٰمَنُكُمْ
عَلَيْهِ
اِلَّا
كَمَٓا
اَمِنْتُكُمْ
عَلٰٓى
اَخ۪يهِ
مِنْ
قَبْلُۜ
فَاللّٰهُ
خَيْرٌ
حَافِظاًۖ
وَهُوَ
اَرْحَمُ
الرَّاحِم۪ينَ
«Daha önce kardeşini size emanet ettiğim gibi, şimdi onu emanet eder miyim? Ama Allah en iyi koruyandır, O merhametlilerin merhametlisidir» dedi.[64]
قَالُوا
جَزَٓاؤُ۬هُ
مَنْ
وُجِدَ
ف۪ي
رَحْلِه۪
فَهُوَ
جَزَٓاؤُ۬هُۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الظَّالِم۪ينَ
«Cezası, kimin yükünde bulunursa, ceza olarak ona el konulur; biz zalimleri böyle cezalandırırız» dediler.[75]
فَلَمَّا
اسْتَيْـَٔسُوا
مِنْهُ
خَلَصُوا
نَجِياًّۜ
قَالَ
كَب۪يرُهُمْ
اَلَمْ
تَعْلَمُٓوا
اَنَّ
اَبَاكُمْ
قَدْ
اَخَذَ
عَلَيْكُمْ
مَوْثِقاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَمِنْ
قَبْلُ
مَا
فَرَّطْتُمْ
ف۪ي
يُوسُفَۚ
فَلَنْ
اَبْرَحَ
الْاَرْضَ
حَتّٰى
يَأْذَنَ
ل۪ٓي
اَب۪ٓي
اَوْ
يَحْكُمَ
اللّٰهُ
ل۪يۚ
وَهُوَ
خَيْرُ
الْحَاكِم۪ينَ
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: «Babanızın Allah’a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz.»[80-82]
قَالَ
بَلْ
سَوَّلَتْ
لَكُمْ
اَنْفُسُكُمْ
اَمْراًۜ
فَصَبْرٌ
جَم۪يلٌۜ
عَسَى
اللّٰهُ
اَنْ
يَأْتِيَن۪ي
بِهِمْ
جَم۪يعاًۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَل۪يمُ
الْحَك۪يمُ
Yakup: «Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi, artık bana güzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, çünkü O bilendir, hakimdir» dedi.[83]
وَتَوَلّٰى
عَنْهُمْ
وَقَالَ
يَٓا اَسَفٰى
عَلٰى
يُوسُفَ
وَابْيَضَّتْ
عَيْنَاهُ
مِنَ
الْحُزْنِ
فَهُوَ
كَظ۪يمٌ
Onlara sırt çevirdi, «Vah, Yusuf’a yazık oldu!» dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.[84]
قَالَ
لَا
تَثْر۪يبَ
عَلَيْكُمُ
الْيَوْمَۜ
يَغْفِرُ
اللّٰهُ
لَكُمْۘ
وَهُوَ
اَرْحَمُ
الرَّاحِم۪ينَ
Yusuf: «Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin» dedi.[92-93]
قَالَ
سَوْفَ
اَسْتَغْفِرُ
لَكُمْ
رَبّ۪يۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Yakub: «Rabbim’den bağışlanmanızı dileyeceğim; O şüphesiz bağışlar ve merhamet eder» dedi.[98]
وَرَفَعَ
اَبَوَيْهِ
عَلَى
الْعَرْشِ
وَخَرُّوا
لَهُ
سُجَّداًۚ
وَقَالَ
يَٓا اَبَتِ
هٰذَا
تَأْو۪يلُ
رُءْيَايَ
مِنْ
قَبْلُۘ
قَدْ
جَعَلَهَا
رَبّ۪ي
حَقاًّۜ
وَقَدْ
اَحْسَنَ
ب۪ٓي
اِذْ
اَخْرَجَن۪ي
مِنَ
السِّجْنِ
وَجَٓاءَ
بِكُمْ
مِنَ
الْبَدْوِ
مِنْ
بَعْدِ
اَنْ
نَزَغَ
الشَّيْطَانُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَ
اِخْوَت۪يۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
لَط۪يفٌ
لِمَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَل۪يمُ
الْحَك۪يمُ
Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde (Allah’a secde edip) eğildiler. O zaman Yusuf: «Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkışıdır; Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana pek çok iyilikte bulundu. Doğrusu Rabbim dilediğine lütufkardır, O şüphesiz bilendir, Hakim’dir» dedi.[100]
سَوَٓاءٌ
مِنْكُمْ
مَنْ
اَسَرَّ
الْقَوْلَ
وَمَنْ
جَهَرَ
بِه۪
وَمَنْ
هُوَ
مُسْتَخْفٍ
بِالَّيْلِ
وَسَارِبٌ
بِالنَّهَارِ
Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi büyük Allah’a göre, aranızdan sözü gizleyen ile, açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur.[9-10]
قُلْ
مَنْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
قُلِ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَاتَّخَذْتُمْ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اَوْلِيَٓاءَ
لَا
يَمْلِكُونَ
لِاَنْفُسِهِمْ
نَفْعاً
وَلَا
ضَراًّۜ
قُلْ
هَلْ
يَسْتَوِي
الْاَعْمٰى
وَالْبَص۪يرُۙ
اَمْ
هَلْ
تَسْتَوِي
الظُّلُمَاتُ
وَالنُّورُۚ
اَمْ
جَعَلُوا
لِلّٰهِ
شُرَكَٓاءَ
خَلَقُوا
كَخَلْقِه۪
فَتَشَابَهَ
الْخَلْقُ
عَلَيْهِمْۜ
قُلِ
اللّٰهُ
خَالِقُ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَهُوَ
الْوَاحِدُ
الْقَهَّارُ
De ki: «Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?», «Allah’tır» de. «Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?» de. «Kör ile gören bir olur mu? Veya karanlıkla aydınlık bir midir?» de. Yoksa Allah’a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: «Her şeyi yaratan Allah’tır. O, her şeye üstün gelen tek Tanrı’dır.»[16]
كَذٰلِكَ
اَرْسَلْنَاكَ
ف۪ٓي
اُمَّةٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهَٓا
اُمَمٌ
لِتَتْلُوَ۬ا
عَلَيْهِمُ
الَّـذ۪ٓي
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
وَهُمْ
يَكْفُرُونَ
بِالرَّحْمٰنِۜ
قُلْ
هُوَ
رَبّ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ
وَاِلَيْهِ
مَتَابِ
Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik; o ümmet merhametli olan Allah’ı inkar eder; de ki: «O benim Rabbim’dir, O’ndan başka Tanrı yoktur, yalnız O’na güvenirim, dönüşüm de O’nadır.»[30]
اَفَمَنْ
هُوَ
قَٓائِمٌ
عَلٰى
كُلِّ
نَفْسٍ
بِمَا
كَسَبَتْۚ
وَجَعَلُوا
لِلّٰهِ
شُرَكَٓاءَۜ
قُلْ
سَمُّوهُمْۜ
اَمْ
تُنَبِّؤُ۫نَهُ
بِمَا
لَا
يَعْلَمُ
فِي
الْاَرْضِ
اَمْ
بِظَاهِرٍ
مِنَ
الْقَوْلِۜ
بَلْ
زُيِّنَ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مَكْرُهُمْ
وَصُدُّوا
عَنِ
السَّب۪يلِۜ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
هَادٍ
Herkesin yaptığını gözeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu? Onlar Allah’a ortak koştular. De ki: «Onlara bir ad bulun bakalım; yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sözlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkar edenlere, kurdukları düzenler güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldular. Zaten Allah’ın saptırdığına yol gösteren bulunmaz.[33]
وَقَالَ
اللّٰهُ
لَا
تَتَّخِذُٓوا
اِلٰهَيْنِ
اثْنَيْنِۚ
اِنَّمَا
هُوَ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۚ
فَاِيَّايَ
فَارْهَبُونِ
Allah, «İki tanrı edinmeyin, O ancak bir tek Tanrı’dır. Yalnız Ben’den korkun» dedi.[51]
اَوْ
خَلْقاً
مِمَّا
يَكْبُرُ
ف۪ي
صُدُورِكُمْۚ
فَسَيَقُولُونَ
مَنْ
يُع۪يدُنَاۜ
قُلِ
الَّذ۪ي
فَطَرَكُمْ
اَوَّلَ
مَرَّةٍۚ
فَسَيُنْغِضُونَ
اِلَيْكَ
رُؤُ۫سَهُمْ
وَيَقُولُونَ
مَتٰى
هُوَۜ
قُلْ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُونَ
قَر۪يباً
De ki: «İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz.» «Bizi tekrar kim diriltir?» derler; de ki: «Sizi ilk defa yaratan.» Sana başlarını sallayarak: «Ne zamandır bu?» derler. «Yakında olması mümkündür» de.[50-51]
قُلْ
كُلٌّ
يَعْمَلُ
عَلٰى
شَاكِلَتِه۪ۜ
فَرَبُّكُمْ
اَعْلَمُ
بِمَنْ
هُوَ
اَهْدٰى
سَب۪يلاً۟
De ki: «Herkes yaradılışına göre davranır. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu bilir.»[84]
وَكَانَ
لَهُ
ثَمَرٌۚ
فَقَالَ
لِصَاحِبِه۪
وَهُوَ
يُحَاوِرُهُٓ
اَنَا۬
اَكْثَرُ
مِنْكَ
مَالاً
وَاَعَزُّ
نَفَراً
Onun gelirleri de vardı. Bu yüzden, arkadaşiyle konuşurken: «Ben malca senden zengin, nüfusça da senden daha itibarlıyım» dedi.[34]
وَدَخَلَ
جَنَّتَهُ
وَهُوَ
ظَالِمٌ
لِنَفْسِه۪ۚ
قَالَ
مَٓا
اَظُنُّ
اَنْ
تَب۪يدَ
هٰذِه۪ٓ
اَبَداًۙ
Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: «Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum» dedi.[35-36]
Yükleniyor...