ه و
426ayette
481kez geçiyor
75/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 7
2. inen sure
En çok geçtiği sure
En’âm
40 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“O” ✕ Süzgeci kaldır
344 ayet
اَوَمَنْ
يُنَشَّؤُ۬ا
فِي
الْحِلْيَةِ
وَهُوَ
فِي
الْخِصَامِ
غَيْرُ
مُب۪ينٍ
Demek, süs içinde yetiştirilecek de çekişmeyi beceremeyecek olanı Allah’a değil mi?[18]
اَمْ
اَنَا۬
خَيْرٌ
مِنْ
هٰذَا
الَّذ۪ي
هُوَ
مَه۪ينٌ
وَلَا
يَكَادُ
يُب۪ينُ
«Yahut, ben zavallı ve nerdeyse konuşamayan bu kimseden daha üstün değil miyim?»[52]
وَقَالُٓوا
ءَاٰلِهَتُنَا
خَيْرٌ
اَمْ
هُوَۜ
مَا
ضَرَبُوهُ
لَكَ
اِلَّا
جَدَلاًۜ
بَلْ
هُمْ
قَوْمٌ
خَصِمُونَ
«Bizim tanrımız mı yoksa o mu daha iyidir?» dediler. Sana böyle söylemeleri, sadece, tartışmaya girişmek içindir. Onlar şüphesiz kavgacı bir millettir.[58]
اِنْ
هُوَ
اِلَّا
عَبْدٌ
اَنْعَمْنَا
عَلَيْهِ
وَجَعَلْنَاهُ
مَثَلاً
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪ـلَۜ
Meryemoğlu, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.[59]
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
رَبّ۪ي
وَرَبُّكُمْ
فَاعْبُدُوهُۜ
هٰذَا
صِرَاطٌ
مُسْتَق۪يمٌ
«Doğrusu Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir, artık O’na kulluk edin, bu, doğru yoldur.»[64]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
فِي
السَّمَٓاءِ
اِلٰهٌ
وَفِي
الْاَرْضِ
اِلٰهٌۜ
وَهُوَ
الْحَك۪يمُ
الْعَل۪يمُ
Gökte de Tanrı, yerde de Tanrı O’dur. Hakim olan, her şeyi bilen O’dur.[84]
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۜ
اِنَّهُ
هُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُۙ
Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.[4-7]
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۜ
رَبُّكُمْ
وَرَبُّ
اٰبَٓائِكُمُ
الْاَوَّل۪ينَ
O’ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.[8]
اِلَّا
مَنْ
رَحِمَ
اللّٰهُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ۟
Yalnız, Allah’ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.[42]
فَضْلاً
مِنْ
رَبِّكَۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَوْزُ
الْعَظ۪يمُ
Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.[56-57]
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
فَيُدْخِلُهُمْ
رَبُّهُمْ
ف۪ي
رَحْمَتِه۪ۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَوْزُ
الْمُب۪ينُ
İnanıp, yararlı iş işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine garkeder. İşte bu, apaçık kurtuluştur.[30]
اَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرٰيهُۜ
قُلْ
اِنِ
افْتَرَيْتُهُ
فَلَا
تَمْلِكُونَ
ل۪ي
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِمَا
تُف۪يضُونَ
ف۪يهِۜ
كَفٰى
بِه۪
شَه۪يداً
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Veya, «onu uydurdu» derler. De ki: «Eğer onu uydurdumsa, beni Allah’a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız; O, Kuran için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayandır, merhamet edendir.»[8]
فَلَمَّا
رَاَوْهُ
عَارِضاً
مُسْتَقْبِلَ
اَوْدِيَتِهِمْۙ
قَالُوا
هٰذَا
عَارِضٌ
مُمْطِرُنَاۜ
بَلْ
هُوَ
مَا
اسْتَعْجَلْتُمْ
بِه۪ۜ
ر۪يحٌ
ف۪يهَا
عَذَابٌ
اَل۪يمٌۙ
O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: «Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır» dediler. Hud: «Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi yok eder» dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz, suçlu milleti işte böyle cezalandırırız.[24-25]
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَاٰمَنُوا
بِمَا
نُزِّلَ
عَلٰى
مُحَمَّدٍ
وَهُوَ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّهِمْۙ
كَفَّرَ
عَنْهُمْ
سَيِّـَٔاتِهِمْ
وَاَصْلَحَ
بَالَهُمْ
İnanıp yararlı iş işleyenlerin ve Muhammed’e, Rablerinden bir gerçek olarak indirilene inananların kötülüklerini Allah örter ve durumlarını düzeltir.[2]
مَثَلُ
الْجَنَّةِ
الَّت۪ي
وُعِدَ
الْمُتَّقُونَۜ
ف۪يهَٓا
اَنْهَارٌ
مِنْ
مَٓاءٍ
غَيْرِ
اٰسِنٍۚ
وَاَنْهَارٌ
مِنْ
لَبَنٍ
لَمْ
يَتَغَيَّرْ
طَعْمُهُۚ
وَاَنْهَارٌ
مِنْ
خَمْرٍ
لَذَّةٍ
لِلشَّارِب۪ينَۚ
وَاَنْهَارٌ
مِنْ
عَسَلٍ
مُصَفًّىۜ
وَلَهُمْ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِ
وَمَغْفِرَةٌ
مِنْ
رَبِّهِمْۜ
كَمَنْ
هُوَ
خَالِدٌ
فِي
النَّارِ
وَسُقُوا
مَٓاءً
حَم۪يماً
فَقَطَّعَ
اَمْعَٓاءَهُمْ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her türlü ürün ve Rablerinden mağfiret vardır. Bunların durumu, ateşte temelli kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?[15]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
السَّك۪ينَةَ
ف۪ي
قُلُوبِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
لِيَزْدَادُٓوا
ا۪يمَاناً
مَعَ
ا۪يمَانِهِمْۜ
وَلِلّٰهِ
جُنُودُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَل۪يماً
حَك۪يماًۙ
İnananların, imanlarını kat kat artırmaları için, kalblerine güven indiren O’dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah’ındır. Allah bilendir, Hakim olandır.[4]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
كَفَّ
اَيْدِيَهُمْ
عَنْكُمْ
وَاَيْدِيَكُمْ
عَنْهُمْ
بِبَطْنِ
مَكَّةَ
مِنْ
بَعْدِ
اَنْ
اَظْفَرَكُمْ
عَلَيْهِمْۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يراً
Sizi onlara üstün kıldıktan sonra, Mekke bölgesinde, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan geri tutan, savaşı önleyen O’dur. Allah yaptıklarınızı görendir.[24]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَرْسَلَ
رَسُولَهُ
بِالْهُدٰى
وَد۪ينِ
الْحَقِّ
لِيُظْهِرَهُ
عَلَى
الدّ۪ينِ
كُلِّه۪ۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداًۜ
Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ve hak din ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter.[28]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَذِكْرٰى
لِمَنْ
كَانَ
لَهُ
قَلْبٌ
اَوْ
اَلْقَى
السَّمْعَ
وَهُوَ
شَه۪يدٌ
Doğrusu bunda, kalbi olana veya hazır bulunup kulak verene ders vardır.[37]
قَالُوا
كَذٰلِكِۙ
قَالَ
رَبُّكِۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْحَك۪يمُ
الْعَل۪يمُ
Melekler: «Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir» dediler.[30]
Yükleniyor...