ن ص ب
29ayette
32kez geçiyor
19/114surede
11farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %47 · Medenî %53
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
İnşirâh 7
12. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
12 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
نَص۪يبٌ
4 yazım |
İsim | فَعِيلٌ | Nasip | 12 |
| نَص۪يباً | İsim | فَعِيلًا | Nasip | 8 |
| نَصَبٌ | İsim | فَعَلٌ | Yorulmak | 3 |
| النُّصُبِ | İsim | الْفُعُلِ | Dikili taş | 2 |
| وَالْاَنْصَابُ | İsim | وَالْأَفْعَالُ | Ve dikili taşlar | 1 |
| نَصَباً | İsim | فَعَلًا | Yorulmak | 1 |
| نَص۪يبَكَ | İsim | فَعِيلَكَ | Senin payın | 1 |
| بِنُصْبٍ | İsim | بِفُعْلٍ | Yorgunluk ile | 1 |
| نَاصِبَةٌۙ | Sıfat | فَاعِلَةٌ | Yorulan | 1 |
| نُصِبَتْ۠ | Feale-Yefilu | فُعِلَتْ | Dikildi | 1 |
| فَانْصَبْۙ | Feale-Yefilu | فَافْعَلْ | Hemen yorul | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
نَص۪يباً ✕ Süzgeci kaldır
8 ayet
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
نَص۪يباً
مِنَ
الْكِتَابِ
يُدْعَوْنَ
اِلٰى
كِتَابِ
اللّٰهِ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَهُمْ
ثُمَّ
يَتَوَلّٰى
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
وَهُمْ
مُعْرِضُونَ
Kendilerine Kitapdan bir pay verilenleri, görmedin mi? Onlar aralarında hüküm vermek için Allah’ın Kitabına çağırılmışlar, sonra onlardan bir takımı dönmüşlerdir. Onlar temelli yüz çevirenlerdir.[23]
لِلرِّجَالِ
نَص۪يبٌ
مِمَّا
تَرَكَ
الْوَالِدَانِ
وَالْاَقْرَبُونَۖ
وَلِلنِّسَٓاءِ
نَص۪يبٌ
مِمَّا
تَرَكَ
الْوَالِدَانِ
وَالْاَقْرَبُونَ
مِمَّا
قَلَّ
مِنْهُ
اَوْ
كَثُرَۜ
نَص۪يباً
مَفْرُوضاً
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir.[7]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
نَص۪يباً
مِنَ
الْكِتَابِ
يَشْتَرُونَ
الضَّلَالَةَ
وَيُر۪يدُونَ
اَنْ
تَضِلُّوا
السَّب۪يلَۜ
Kendilerine Kitap’dan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin yolu sapıtmanızı istediklerini görmüyor musun?[44]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
نَص۪يباً
مِنَ
الْكِتَابِ
يُؤْمِنُونَ
بِالْجِبْتِ
وَالطَّاغُوتِ
وَيَقُولُونَ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اَهْدٰى
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
سَب۪يلاً
Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkar edenlere: «Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar» dediklerini görmedin mi?[51]
لَعَنَهُ
اللّٰهُۢ
وَقَالَ
لَاَتَّخِذَنَّ
مِنْ
عِبَادِكَ
نَص۪يباً
مَفْرُوضاًۙ
Onlar Allah’ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: «Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim» diyen, Allah’ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.[117-119]
وَجَعَلُوا
لِلّٰهِ
مِمَّا
ذَرَاَ
مِنَ
الْحَرْثِ
وَالْاَنْعَامِ
نَص۪يباً
فَقَالُوا
هٰذَا
لِلّٰهِ
بِزَعْمِهِمْ
وَهٰذَا
لِشُرَكَٓائِنَاۚ
فَمَا
كَانَ
لِشُرَكَٓائِهِمْ
فَلَا
يَصِلُ
اِلَى
اللّٰهِۚ
وَمَا
كَانَ
لِلّٰهِ
فَهُوَ
يَصِلُ
اِلٰى
شُرَكَٓائِهِمْۜ
سَٓاءَ
مَا
يَحْكُمُونَ
Kendi zanlarına göre, «Bu Allah’ındır, bu da putlarımızındır» diyerek, Allah’ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı![136]
وَيَجْعَلُونَ
لِمَا
لَا
يَعْلَمُونَ
نَص۪يباً
مِمَّا
رَزَقْنَاهُمْۜ
تَاللّٰهِ
لَتُسْـَٔلُنَّ
عَمَّا
كُنْتُمْ
تَفْتَرُونَ
Kendilerine verdiğimiz rızıktan, onların ne olduğunu bilmeyen putlara pay ayırırlar. Allah’a and olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden elbette sorguya çekileceksiniz.[56]
وَاِذْ
يَتَحَٓاجُّونَ
فِي
النَّارِ
فَيَقُولُ
الضُّعَفٰٓؤُ۬ا
لِلَّذ۪ينَ
اسْتَكْـبَرُٓوا
اِنَّا
كُنَّا
لَكُمْ
تَبَعاً
فَهَلْ
اَنْتُمْ
مُغْنُونَ
عَنَّا
نَص۪يباً
مِنَ
النَّارِ
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslayanlara: «Doğrusu biz size uymuştuk, şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?» derler.[47]
Yükleniyor...