ن س ي
37ayette
45kez geçiyor
20/114surede
14farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %73 · Medenî %27
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
A’lâ 6
8. inen sure
En çok geçtiği sure
Kehf
6 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
وَنَسِيَ
11 yazım |
Feile-Yefalu | وَفَعِلَ | Ve unuttu | 15 |
| نَسُوا | Feile-Yefalu | فَعِلُوا | Unuttular | 11 |
وَتَنْسَوْنَ
3 yazım |
Feile-Yefalu | وَتَفْعَلُونَ | Ve unutursunuz | 4 |
فَاَنْسٰيهُمْ
3 yazım |
İfal Babı | فَأَفْعَلَهُمْ | Hemen onları unutturdu | 4 |
نَنْسٰيهُمْ
2 yazım |
Feile-Yefalu | نَفْعَلُهُمْ | Onları unuturuz | 2 |
| نُنْسِهَا | İfal Babı | نُفْعِلْهَا | Onu unuttururuz | 1 |
| يُنْسِيَنَّكَ | İfal Babı | يُفْعِلَنَّكَ | Kesinlikle sana unutturacak | 1 |
| نَسْياً | İsim | فَعْلًا | Unutulmuş | 1 |
| مَنْسِياًّ | İsim | مَفْعُولًا | Unutulan | 1 |
| نَسِياًّۚ | İsim | فَعِيلًا | Unutan | 1 |
| يَنْسٰىۘ | Feile-Yefalu | يَفْعَلُ | Unutur | 1 |
| تُنْسٰى | Feile-Yefalu | تُفْعَلُ | Unutulursun | 1 |
| اَنْسَوْكُمْ | İfal Babı | أَفْعَلُوكُمْ | Size unutturdular | 1 |
| تَنْسٰىۙ | Feile-Yefalu | تَفْعَلُ | Unutursun | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
وَنَسِيَ ✕ Süzgeci kaldır
14 ayet
لَا
يُكَلِّفُ
اللّٰهُ
نَفْساً
اِلَّا
وُسْعَهَاۜ
لَهَا
مَا
كَسَبَتْ
وَعَلَيْهَا
مَا
اكْتَسَبَتْۜ
رَبَّنَا
لَا
تُؤَاخِذْنَٓا
اِنْ
نَس۪ينَٓا
اَوْ
اَخْطَأْنَاۚ
رَبَّنَا
وَلَا
تَحْمِلْ
عَلَيْنَٓا
اِصْراً
كَمَا
حَمَلْتَهُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِنَاۚ
رَبَّنَا
وَلَا
تُحَمِّلْنَا
مَا
لَا
طَاقَةَ
لَنَا
بِه۪ۚ
وَاعْفُ
عَنَّا۠
وَاغْفِرْ
لَنَا۠
وَارْحَمْنَا۠
اَنْتَ
مَوْلٰينَا
فَانْصُرْنَا
عَلَى
الْقَوْمِ
الْكَافِر۪ينَ
Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.[286]
اَلْمُنَافِقُونَ
وَالْمُنَافِقَاتُ
بَعْضُهُمْ
مِنْ
بَعْضٍۢ
يَأْمُرُونَ
بِالْمُنْكَرِ
وَيَنْهَوْنَ
عَنِ
الْمَعْرُوفِ
وَيَقْبِضُونَ
اَيْدِيَهُمْۜ
نَسُوا
اللّٰهَ
فَنَسِيَهُمْۜ
اِنَّ
الْمُنَافِق۪ينَ
هُمُ
الْفَاسِقُونَ
İkiyüzlü erkek ve kadınlar da birbirlerindendir: Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar; elleri de sıkıdır; Allah’ı unuttular, bu yüzden Allah da onları unuttu. Doğrusu ikiyüzlüler fasıktırlar.[67]
اِلَّٓا
اَنْ
يَشَٓاءَ
اللّٰهُۘ
وَاذْكُرْ
رَبَّكَ
اِذَا
نَس۪يتَ
وَقُلْ
عَسٰٓى
اَنْ
يَهْدِيَنِ
رَبّ۪ي
لِاَقْرَبَ
مِنْ
هٰذَا
رَشَداً
Herhangi bir şey için, Allah’ın dilemesi dışında: «Ben yarın onu yapacağım» deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: «Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir.»[23-24]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنْ
ذُكِّرَ
بِاٰيَاتِ
رَبِّه۪
فَاَعْرَضَ
عَنْهَا
وَنَسِيَ
مَا
قَدَّمَتْ
يَدَاهُۜ
اِنَّا
جَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِنْ
تَدْعُهُمْ
اِلَى
الْهُدٰى
فَلَنْ
يَهْتَدُٓوا
اِذاً
اَبَداً
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler.[57]
فَلَمَّا
بَلَغَا
مَجْمَعَ
بَيْنِهِمَا
نَسِيَا
حُوتَهُمَا
فَاتَّخَذَ
سَب۪يلَهُ
فِي
الْبَحْرِ
سَرَباً
İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unutmuşlardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı.[61]
قَالَ
اَرَاَيْتَ
اِذْ
اَوَيْنَٓا
اِلَى
الصَّخْرَةِ
فَاِنّ۪ي
نَس۪يتُ
الْحُوتَۘ
وَمَٓا
اَنْسَان۪يهُ
اِلَّا
الشَّيْطَانُ
اَنْ
اَذْكُرَهُۚ
وَاتَّخَذَ
سَب۪يلَهُ
فِي
الْبَحْرِۗ
عَجَباً
O da: «Bak sen! Kayalığa vardığımızda balığı unutmuştum. Bana onu hatırlamamı unutturan ancak şeytandır. Balık şaşılacak şekilde denizde yolunu tutup gitmiş» dedi.[63]
قَالَ
لَا
تُؤَاخِذْن۪ي
بِمَا
نَس۪يتُ
وَلَا
تُرْهِقْن۪ي
مِنْ
اَمْر۪ي
عُسْراً
Musa: «Unuttuğum için bana çıkışma, gücümün yetmediği şeyden beni sorumlu tutma» dedi.[73]
فَاَخْرَجَ
لَهُمْ
عِجْلاً
جَسَداً
لَهُ
خُوَارٌ
فَقَالُوا
هٰذَٓا
اِلٰهُكُمْ
وَاِلٰهُ
مُوسٰى
فَنَسِيَۜ
Bunun üzerine Samiri onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya koydu. O ve adamları: «Bu sizin de Musa’nın da tanrısıdır, ama o unuttu» dediler.[88]
وَلَقَدْ
عَهِدْنَٓا
اِلٰٓى
اٰدَمَ
مِنْ
قَبْلُ
فَنَسِيَ
وَلَمْ
نَجِدْ
لَهُ
عَزْماً۟
And olsun ki daha önce Adem’e ahd vermiştik, fakat unuttu; onu azimli bulmadık.[115]
قَالَ
كَذٰلِكَ
اَتَتْكَ
اٰيَاتُنَا
فَـنَس۪يتَهَاۚ
وَكَذٰلِكَ
الْيَوْمَ
تُنْسٰى
Allah: «Böyledir, ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, bugün de öylece unutulursun» der.[126]
فَذُوقُوا
بِمَا
نَس۪يتُمْ
لِقَٓاءَ
يَوْمِكُمْ
هٰذَاۚ
اِنَّا
نَس۪ينَاكُمْ
وَذُوقُوا
عَذَابَ
الْخُلْدِ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
«Bugüne kavuşmayı unutmanızın karşılığını görün; doğrusu Biz de sizi unuttuk, yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın» deriz.[14]
وَضَرَبَ
لَنَا
مَثَلاً
وَنَسِيَ
خَلْقَهُۜ
قَالَ
مَنْ
يُحْـيِ
الْعِظَامَ
وَهِيَ
رَم۪يمٌ
İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; «Çürümüş kemikleri kim yaratacak» diyerek, Bize misal vermeye kalkar?[77-78]
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
ضُرٌّ
دَعَا
رَبَّهُ
مُن۪يباً
اِلَيْهِ
ثُمَّ
اِذَا
خَوَّلَهُ
نِعْمَةً
مِنْهُ
نَسِيَ
مَا
كَانَ
يَدْعُٓوا
اِلَيْهِ
مِنْ
قَبْلُ
وَجَعَلَ
لِلّٰهِ
اَنْدَاداً
لِيُضِلَّ
عَنْ
سَب۪يلِه۪ۜ
قُلْ
تَمَتَّعْ
بِكُفْرِكَ
قَل۪يلاًۗ
اِنَّكَ
مِنْ
اَصْحَابِ
النَّارِ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: «İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin.»[8]
وَق۪يلَ
الْيَوْمَ
نَنْسٰيكُمْ
كَمَا
نَس۪يتُمْ
لِقَٓاءَ
يَوْمِكُمْ
هٰذَا
وَمَأْوٰيكُمُ
النَّارُ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
نَاصِر۪ينَ
Onlara denir ki: «Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi Biz de sizi unuttuk; varacağınız yer ateştir, yardımcılarınız da yoktur.»[34]
Yükleniyor...