ن ذ ر
115ayette
130kez geçiyor
50/114surede
17farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %88 · Medenî %12
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müddessir 2
4. inen sure
En çok geçtiği sure
Kamer
12 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
نَذ۪يرٌ
5 yazım
|
İsim | فَعِيلٌ | Uyarıcı | 32 |
وَاَنْذِرْ
11 yazım |
İfal Babı | وَأَفْعِلْ | Uyar | 14 |
وَنُذُرِ
5 yazım |
İsim | وَفُعُلِي | Ve uyarmam | 14 |
لِتُنْذِرَ
5 yazım |
İfal Babı | لِتُفْعِلَ | Uyarman için | 12 |
وَنَذ۪يراًۙ
2 yazım |
İsim | وَفَعِيلًا | Ve uyarıcı | 12 |
لِيُنْذِرَ
5 yazım |
İfal Babı | لِيُفْعِلَ | Uyarması için | 10 |
مُنْذِر۪ينَ
3 yazım |
İsim | وَمُفْعِلِينَ | Uyaranlar | 9 |
| ءَاَنْذَرْتَهُمْ | İfal Babı | أَأَفْعَلْتَهُمْ | Onları uyarman | 7 |
الْمُنْذَر۪ينَ
2 yazım |
İsim | الْمُفْعَلِينَ | Uyarılanlar | 5 |
| مُنْذِرٌ | İsim | مُفْعِلٌ | Uyaran | 5 |
نَذَرْتُ
2 yazım |
Feale-Yefilu | فَعَلْتُ | Adadım | 3 |
نَذْرٍ
2 yazım |
İsim | فَعْلٍ | Adak | 2 |
| وَلِيُنْذَرُوا | İfal Babı | وَلِيُفْعَلُوا | Ve uyarılmaları için | 1 |
| يُنْذَرُونَ | Feale-Yefilu | يُفْعَلُونَ | Uyarılırlar | 1 |
| نُذُورَهُمْ | İsim | فُعُولَهُمْ | Onların adakları | 1 |
| مُنْذِرُونَۗۛ | İsim | مُفْعِلُونَ | Uyaranlar | 1 |
| نُذْراًۙ | İsim | فُعْلًا | Uyarmak | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Uyarıcı 35
Ve uyarıcı 9
Uyaranlar 6
Ve uyarmam 6
Uyarman için 5
Uyarılanlar 5
Uyaran 5
Ve uyaranlar 4
Uyar 4
Uyarması için 4
Uyarıcılar 4
Uyarıcıları 3
Onları uyarman 2
Adadım 2
Diğer 29 anlam
Ve sizi uyarırlar 2
Sizi uyarması için 2
Uyarıldılar 2
Onları uyar 2
Ve uyarırsın 2
Uyarırsın 2
Sizi uyardım 2
Onları uyar- 1
Adadınız 1
Adak 1
Sizi uyarmam için 1
Ve uyar 1
Ve uyarman için 1
Ve uyarmaları için 1
Ve uyarıcılar 1
Ve uyarılmaları için 1
Uyarın 1
Ve uyarır 1
Sizi uyarırım 1
Uyarılırlar 1
Onların adakları 1
Uyarıldı 1
Onları uyarırsın 1
Uyardı 1
Onları uyardı 1
Hemen uyar 1
Adağı 1
Uyarmak 1
Sizi uyardık 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Uyarıcı” ✕ Süzgeci kaldır
34 ayet
وَهُمْ
يَصْطَرِخُونَ
ف۪يهَاۚ
رَبَّنَٓا
اَخْرِجْنَا
نَعْمَلْ
صَالِحاً
غَيْرَ
الَّذ۪ي
كُنَّا
نَعْمَلُۜ
اَوَلَمْ
نُعَمِّرْكُمْ
مَا
يَتَذَكَّرُ
ف۪يهِ
مَنْ
تَذَكَّرَ
وَجَٓاءَكُمُ
النَّذ۪يرُۜ
فَذُوقُوا
فَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
نَص۪يرٍ۟
Orada; «Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim» diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: «Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz.»[37]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْ
لَئِنْ
جَٓاءَهُمْ
نَذ۪يرٌ
لَيَكُونُنَّ
اَهْدٰى
مِنْ
اِحْدَى
الْاُمَمِۚ
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
نَذ۪يرٌ
مَا
زَادَهُمْ
اِلَّا
نُفُوراًۙ
Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah’ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.[42-43]
اِنْ
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
اِلَّٓا
اَنَّمَٓا
اَنَا۬
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
«Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.»[70]
وَكَذٰلِكَ
مَٓا
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
ف۪ي
قَرْيَةٍ
مِنْ
نَذ۪يرٍ
اِلَّا
قَالَ
مُتْرَفُوهَٓاۙ
اِنَّا
وَجَدْنَٓا
اٰبَٓاءَنَا
عَلٰٓى
اُمَّةٍ
وَاِنَّا
عَلٰٓى
اٰثَارِهِمْ
مُقْتَدُونَ
Senden önce, herhangi bir şehre gönderdiğimiz uyarıcıya, şımarık varlıklıları sadece: «Doğrusu babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz» dediler.[23]
قُلْ
مَا
كُنْتُ
بِدْعاً
مِنَ
الرُّسُلِ
وَمَٓا
اَدْر۪ي
مَا
يُفْعَلُ
ب۪ي
وَلَا
بِكُمْۜ
اِنْ
اَتَّبِعُ
اِلَّا
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
وَمَٓا
اَنَا۬
اِلَّا
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
De ki: «Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.»[9]
فَفِرُّٓوا
اِلَى
اللّٰهِۜ
اِنّ۪ي
لَكُمْ
مِنْهُ
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌۚ
De ki: «Öyleyse Allah’a koşusun; doğrusu ben sizi O’nun azabı ile açıkça uyaranım.»[50]
وَلَا
تَجْعَلُوا
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَۜ
اِنّ۪ي
لَكُمْ
مِنْهُ
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
«Allah’ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O’nun azabı ile açıkça uyaranım.»[51]
هٰذَا
نَذ۪يرٌ
مِنَ
النُّذُرِ
الْاُو۫لٰى
İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.[56]
تَكَادُ
تَمَيَّزُ
مِنَ
الْغَيْظِۜ
كُلَّمَٓا
اُلْقِيَ
ف۪يهَا
فَوْجٌ
سَاَلَهُمْ
خَزَنَتُهَٓا
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
نَذ۪يرٌ
Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: «Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?» diye sorarlar.[8]
قَالُوا
بَلٰى
قَدْ
جَٓاءَنَا
نَذ۪يرٌ
فَكَذَّبْنَا
وَقُلْنَا
مَا
نَزَّلَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍۚ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
كَب۪يرٍ
Onlar: «Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik» derler.[9]
اَمْ
اَمِنْتُمْ
مَنْ
فِي
السَّمَٓاءِ
اَنْ
يُرْسِلَ
عَلَيْكُمْ
حَاصِباًۜ
فَسَتَعْلَمُونَ
كَيْفَ
نَذ۪يرِ
Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.[17]
قُلْ
اِنَّمَا
الْعِلْمُ
عِنْدَ
اللّٰهِۖ
وَاِنَّمَٓا
اَنَا۬
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
De ki: «Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.»[26]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اِنّ۪ي
لَـكُمْ
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌۙ
O da şöyle söyledi: «Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.»[2]
نَذ۪يراً
لِلْبَشَرِۙ
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.[32-37]
Yükleniyor...