م و س ى
130ayette
135kez geçiyor
33/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %82 · Medenî %18
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Necm 36
23. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
21 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
مُوسٰى
10 yazım
|
İsmi Alem | فُعْلَى | Musa | 135 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
66 ayet
Renkler türü, ton kökü gösterir — م و س ى: koyu (isim, fiil) · ق و ل: açık (isim, fiil)
قَالَ
اَجِئْتَنَا
لِتُخْرِجَنَا
مِنْ
اَرْضِنَا
بِسِحْرِكَ
يَا مُوسٰى
And olsun ki Firavun’a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: «Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayin et ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım» dedi.[56-58]
قَالَ
لَهُمْ
مُوسٰى
وَيْلَكُمْ
لَا
تَفْتَرُوا
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
فَيُسْحِتَكُمْ
بِعَذَابٍۚ
وَقَدْ
خَابَ
مَنِ
افْتَرٰى
Musa onlara: «Size yazıklar olsun! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azabla yok eder. Allah’a iftira eden hüsrana uğrar» dedi.[61]
قَالُوا
يَا مُوسٰٓى
اِمَّٓا
اَنْ
تُلْقِيَ
وَاِمَّٓا
اَنْ
نَكُونَ
اَوَّلَ
مَنْ
اَلْقٰى
«Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy, ya da önce biz koyalım» dediler.[65]
فَاُلْقِيَ
السَّحَرَةُ
سُجَّداً
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِرَبِّ
هٰرُونَ
وَمُوسٰى
Sonunda sihirbazlar: «Biz Musa ve Harun’un Rabbine inandık» deyip secdeye kapandılar.[70]
فَرَجَعَ
مُوسٰٓى
اِلٰى
قَوْمِه۪
غَضْبَانَ
اَسِفاًۚ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَلَمْ
يَعِدْكُمْ
رَبُّكُمْ
وَعْداً
حَسَناًۜ
اَفَطَالَ
عَلَيْكُمُ
الْعَهْدُ
اَمْ
اَرَدْتُمْ
اَنْ
يَحِلَّ
عَلَيْكُمْ
غَضَبٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاَخْلَفْتُمْ
مَوْعِد۪ي
Musa, milletine kızgın ve üzgün olarak döndü. «Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?» dedi.[86]
فَاَخْرَجَ
لَهُمْ
عِجْلاً
جَسَداً
لَهُ
خُوَارٌ
فَقَالُوا
هٰذَٓا
اِلٰهُكُمْ
وَاِلٰهُ
مُوسٰى
فَنَسِيَۜ
Bunun üzerine Samiri onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya koydu. O ve adamları: «Bu sizin de Musa’nın da tanrısıdır, ama o unuttu» dediler.[88]
قَالُوا
لَنْ
نَبْرَحَ
عَلَيْهِ
عَاكِف۪ينَ
حَتّٰى
يَرْجِعَ
اِلَيْنَا
مُوسٰى
«Musa bize dönene kadar buna sarılmaktan vazgeçmeyeceğiz» demişlerdi.[91]
قَالَ
لَهُمْ
مُوسٰٓى
اَلْقُوا
مَٓا
اَنْتُمْ
مُلْقُونَ
Musa onlara: «Ne atacaksanız atın» dedi.[43]
فَلَمَّا
تَـرَٓاءَ
الْجَمْعَانِ
قَالَ
اَصْحَابُ
مُوسٰٓى
اِنَّا
لَمُدْرَكُونَۚ
İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa’nın adamları: «İşte yakalandık» dediler.[61]
اِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِاَهْلِه۪ٓ
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراًۜ
سَاٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِخَبَرٍ
اَوْ
اٰت۪يكُمْ
بِشِهَابٍ
قَبَسٍ
لَعَلَّكُمْ
تَصْطَلُونَ
Musa, ailesine: «Ben bir ateş gördüm; size oradan ya bir haber getireceğim, yahut ısınasınız diye tutuşmuş bir odun getireceğim» demişti.[7]
وَدَخَلَ
الْمَد۪ينَةَ
عَلٰى
ح۪ينِ
غَفْلَةٍ
مِنْ
اَهْلِهَا
فَوَجَدَ
ف۪يهَا
رَجُلَيْنِ
يَقْتَتِلَانِۘ
هٰذَا
مِنْ
ش۪يعَتِه۪
وَهٰذَا
مِنْ
عَدُوِّه۪ۚ
فَاسْتَغَاثَهُ
الَّذ۪ي
مِنْ
ش۪يعَتِه۪
عَلَى
الَّذ۪ي
مِنْ
عَدُوِّه۪ۙ
فَوَكَزَهُ
مُوسٰى
فَقَضٰى
عَلَيْهِۘ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
عَمَلِ
الشَّيْطَانِۜ
اِنَّهُ
عَدُوٌّ
مُضِلٌّ
مُب۪ينٌ
Musa, halkının haberi olmadığı bir zamanda, şehre girdi. Biri kendi adamlarından, diğeri de düşmanı olan iki adamı döğüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa, onun düşmanına bir yumruk vurdu; ölümüne sebep oldu. «Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır» dedi.[15]
فَاَصْبَحَ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
خَٓائِفاً
يَتَرَقَّبُ
فَاِذَا
الَّذِي
اسْتَنْصَرَهُ
بِالْاَمْسِ
يَسْتَصْرِخُهُۜ
قَالَ
لَهُ
مُوسٰٓى
اِنَّكَ
لَغَوِيٌّ
مُب۪ينٌ
Şehirde, korku içinde etrafı gözetip dolaşarak sabahladı. Dün kendisinden yardım isteyen kimse bağırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona: «Doğrusu sen besbelli bir azgınsın» dedi.[18]
فَلَمَّٓا
اَنْ
اَرَادَ
اَنْ
يَبْطِشَ
بِالَّذ۪ي
هُوَ
عَدُوٌّ
لَهُمَاۙ
قَالَ
يَا مُوسٰٓى
اَتُر۪يدُ
اَنْ
تَقْتُلَن۪ي
كَمَا
قَتَلْتَ
نَفْساً
بِالْاَمْسِۗ
اِنْ
تُر۪يدُ
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
جَبَّاراً
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
تُر۪يدُ
اَنْ
تَكُونَ
مِنَ
الْمُصْلِح۪ينَ
Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: «Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmak değil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun» dedi.[19]
وَجَٓاءَ
رَجُلٌ
مِنْ
اَقْصَا
الْمَد۪ينَةِ
يَسْعٰىۘ
قَالَ
يَا مُوسٰٓى
اِنَّ
الْمَلَاَ
يَأْتَمِرُونَ
بِكَ
لِيَقْتُلُوكَ
فَاخْرُجْ
اِنّ۪ي
لَكَ
مِنَ
النَّاصِح۪ينَ
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi: «Ey Musa! İleri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen uzaklaş. Doğrusu ben sana öğüt veriyorum» dedi.[20]
فَلَمَّا
قَضٰى
مُوسَى
الْاَجَلَ
وَسَارَ
بِاَهْلِه۪ٓ
اٰنَسَ
مِنْ
جَانِبِ
الطُّورِ
نَاراًۚ
قَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِخَبَرٍ
اَوْ
جَذْوَةٍ
مِنَ
النَّارِ
لَعَلَّكُمْ
تَصْطَلُونَ
Musa süreyi doldurunca, ailesiyle birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateş gördü. Ailesine: «Durunuz, ben bir ateş gördüm; belki oradan size bir haber yahut tutuşmuş bir odun getiririm de ısınabilirsiniz» dedi.[29]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
مُوسٰى
بِاٰيَاتِنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالُوا
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُفْتَرًى
وَمَا
سَمِعْنَا
بِهٰذَا
ف۪ٓي
اٰبَٓائِنَا
الْاَوَّل۪ينَ
Musa onlara, apaçık olarak, mucizelerimizle gelince: «Bu sadece uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik» dediler.[36]
وَقَالَ
مُوسٰى
رَبّ۪ٓي
اَعْلَمُ
بِمَنْ
جَٓاءَ
بِالْهُدٰى
مِنْ
عِنْدِه۪
وَمَنْ
تَكُونُ
لَهُ
عَاقِبَةُ
الدَّارِۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الظَّالِمُونَ
Musa: «Rabbim, katından bir doğruluk rehberini kimin getirdiğini, dünyanın sonunun kimin olacağını daha iyi bilir. Doğrusu zalimler başarıya erişemezler» dedi.[37]
وَقَالَ
فِرْعَوْنُ
يَٓا اَيُّهَا
الْمَلَأُ
مَا
عَلِمْتُ
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْر۪يۚ
فَاَوْقِدْ
ل۪ي
يَا هَامَانُ
عَلَى
الطّ۪ينِ
فَاجْعَلْ
ل۪ي
صَرْحاً
لَعَلّ۪ٓي
اَطَّلِعُ
اِلٰٓى
اِلٰهِ
مُوسٰىۙ
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّهُ
مِنَ
الْكَاذِب۪ينَ
Firavun: «Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için, toprak üzerine bir ateş yak, tuğla hazırlayıp bana bir kule yap; çıkar belki Musa’nın tanrısını görürüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum» dedi.[38]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمُ
الْحَقُّ
مِنْ
عِنْدِنَا
قَالُوا
لَوْلَٓا
اُو۫تِيَ
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰىۜ
اَوَلَمْ
يَكْفُرُوا
بِمَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰى
مِنْ
قَبْلُۚ
قَالُوا
سِحْرَانِ
تَظَاهَرَا۠
وَقَالُٓوا
اِنَّا
بِكُلٍّ
كَافِرُونَ
Ama onlara katımızdan gerçek gelince: «Musa’ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?» dediler. Daha önce Musa’ya verileni de inkar etmemişler miydi? «Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz» dediler.[48]
اِنَّ
قَارُونَ
كَانَ
مِنْ
قَوْمِ
مُوسٰى
فَبَغٰى
عَلَيْهِمْۖ
وَاٰتَيْنَاهُ
مِنَ
الْكُنُوزِ
مَٓا
اِنَّ
مَفَاتِحَهُ
لَتَنُٓوأُ
بِالْعُصْبَةِ
اُو۬لِي
الْقُوَّةِۗ
اِذْ
قَالَ
لَهُ
قَوْمُهُ
لَا
تَفْرَحْ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْفَرِح۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
Yükleniyor...