م ا

1.840ayette
2.563kez geçiyor
102/114surede
7farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Alak 5 1. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 230 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
مَا
39 yazım
İsmi Mevsul مَا -dığı şey 1476
وَمَا
9 yazım
Harfi Nefi وَمَا Değil 705
اِنَّمَا
17 yazım
Harfi Kef إِنَّمَا Kesinlikle 162
مَا
13 yazım
Harfi İstfiham مَا Ne 93
كَمَا
13 yazım
Harfi Masdari كَمَا -mak gibi 83
وَمَا
5 yazım
Harfi Şart وَمَا Her ne 23
مَا
7 yazım
Harfi Zaid مَا Eğer 21

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 97 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 1 kez (binde 13.9) 2. inen: Kalem — 7 kez (binde 23.3) 3. inen: Müzzemmil — 5 kez (binde 25.1) 4. inen: Müddessir — 11 kez (binde 43.1) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 2 kez (binde 87) 7. inen: Tekvîr — 5 kez (binde 48.1) 8. inen: A’lâ — 2 kez (binde 27.8) 9. inen: Leyl — 3 kez (binde 42.3) 10. inen: Fecr — 2 kez (binde 14.6) 11. inen: Duhâ — 2 kez (binde 50) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 2 kez (binde 50) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 4 kez (binde 153.8) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 1 kez (binde 43.5) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 21 kez (binde 58.3) 24. inen: Abese — 4 kez (binde 30.1) 25. inen: Kadr — 2 kez (binde 66.7) 26. inen: Şems — 3 kez (binde 55.6) 27. inen: Bürûc — 3 kez (binde 27.5) 28. inen: Tîn — 1 kez (binde 29.4) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 5 kez (binde 138.9) 31. inen: Kıyâme — 1 kez (binde 6.1) 32. inen: Hümeze — 2 kez (binde 60.6) 33. inen: Mürselât — 6 kez (binde 33.1) 34. inen: Kâf — 16 kez (binde 42.9) 35. inen: Beled — 3 kez (binde 36.6) 36. inen: Târık — 5 kez (binde 82) 37. inen: Kamer — 3 kez (binde 8.8) 38. inen: Sâd — 23 kez (binde 31.4) 39. inen: A’râf — 96 kez (binde 28.9) 40. inen: Cin — 6 kez (binde 21) 41. inen: Yâsîn — 32 kez (binde 44.1) 42. inen: Furkân — 16 kez (binde 17.9) 43. inen: Fâtır — 25 kez (binde 32.3) 44. inen: Meryem — 25 kez (binde 26) 45. inen: Tâ-Hâ — 36 kez (binde 27) 46. inen: Vâkı’a — 11 kez (binde 29) 47. inen: Şu’arâ — 50 kez (binde 37.9) 48. inen: Neml — 31 kez (binde 26.9) 49. inen: Kasas — 46 kez (binde 32.2) 50. inen: İsrâ — 31 kez (binde 19.9) 51. inen: Yûnus — 71 kez (binde 38.7) 52. inen: Hûd — 82 kez (binde 42.8) 53. inen: Yûsuf — 53 kez (binde 29.8) 54. inen: Hicr — 27 kez (binde 41.2) 55. inen: En’âm — 128 kez (binde 42) 56. inen: Sâffât — 20 kez (binde 23.3) 57. inen: Lokman — 19 kez (binde 34.8) 58. inen: Sebe’ — 42 kez (binde 47.6) 59. inen: Zümer — 34 kez (binde 29) 60. inen: Mü’min — 37 kez (binde 30.4) 61. inen: Fussilet — 30 kez (binde 37.8) 62. inen: Şûrâ — 48 kez (binde 55.8) 63. inen: Zuhruf — 20 kez (binde 24.1) 64. inen: Duhân — 10 kez (binde 28.9) 65. inen: Câsiye — 25 kez (binde 51.2) 66. inen: Ahkâf — 30 kez (binde 46.7) 67. inen: Zâriyât — 15 kez (binde 41.7) 68. inen: Gâşiye — 1 kez (binde 10.9) 69. inen: Kehf — 40 kez (binde 25.4) 70. inen: Nahl — 83 kez (binde 45) 71. inen: Nûh — 2 kez (binde 8.8) 72. inen: İbrahim — 29 kez (binde 34.9) 73. inen: Enbiyâ — 35 kez (binde 30) 74. inen: Mü’minûn — 41 kez (binde 39.1) 75. inen: Secde — 13 kez (binde 34.9) 76. inen: Tûr — 10 kez (binde 32.1) 77. inen: Mülk — 7 kez (binde 21) 78. inen: Hâkka — 12 kez (binde 46.5) 79. inen: Me’âric — 4 kez (binde 18.4) 80. inen: Nebe’ — 3 kez (binde 17.3) 81. inen: Nâzi’ât — 4 kez (binde 22.3) 82. inen: İnfitâr — 9 kez (binde 112.5) 83. inen: İnşikâk — 4 kez (binde 37.4) 84. inen: Rûm — 18 kez (binde 22) 85. inen: Ankebût — 32 kez (binde 32.8) 86. inen: Mutaffifîn — 8 kez (binde 47.3) 87. inen: Bakara — 230 kez (binde 37.6) 88. inen: Enfâl — 36 kez (binde 29.2) 89. inen: Âl-i İmrân — 139 kez (binde 39.9) 90. inen: Ahzâb — 38 kez (binde 29.5) 91. inen: Mümtehine — 12 kez (binde 34.5) 92. inen: Nisâ — 111 kez (binde 29.6) 93. inen: Zilzâl — 1 kez (binde 27.8) 94. inen: Hadîd — 19 kez (binde 33.1) 95. inen: Muhammed — 9 kez (binde 16.7) 96. inen: Ra’d — 32 kez (binde 37.5) 97. inen: Rahmân — 0 kez (binde 0) 98. inen: İnsan — 3 kez (binde 12.3) 99. inen: Talâk — 2 kez (binde 7) 100. inen: Beyyine — 3 kez (binde 31.9) 101. inen: Haşr — 14 kez (binde 31.5) 102. inen: Nûr — 33 kez (binde 25.1) 103. inen: Hac — 38 kez (binde 29.8) 104. inen: Münâfikûn — 3 kez (binde 16.8) 105. inen: Mücâdele — 19 kez (binde 40.3) 106. inen: Hucurât — 6 kez (binde 17.3) 107. inen: Tahrîm — 6 kez (binde 24.1) 108. inen: Teğâbun — 12 kez (binde 49.8) 109. inen: Saff — 8 kez (binde 36.2) 110. inen: Cum’a — 5 kez (binde 28.6) 111. inen: Fetih — 11 kez (binde 19.6) 112. inen: Mâide — 110 kez (binde 39.2) 113. inen: Tevbe — 67 kez (binde 26.8) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

“-dığı şeyi” ✕ Süzgeci kaldır

154 ayet

ثُمَّ ق۪يلَ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِۚ هَلْ تُجْزَوْنَ اِلَّا بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ
Haksızlık edenlere de: «Sürekli azabı tadın, ancak yaptığınıza karşılık ceza çekiyorsunuz» denir.[52]
ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِه۪ رُسُلاً اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۜ كَذٰلِكَ نَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِ الْمُعْتَد۪ينَ
Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onlara belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.[74]
وَلَٓا اَقُولُ لَكُمْ عِنْد۪ي خَزَٓائِنُ اللّٰهِ وَلَٓا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَٓا اَقُولُ اِنّ۪ي مَلَكٌ وَلَٓا اَقُولُ لِلَّذ۪ينَ تَزْدَر۪ٓي اَعْيُنُكُمْ لَنْ يُؤْتِيَهُمُ اللّٰهُ خَيْراًۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْۚ اِنّ۪ٓي اِذاً لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ
«Size, Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum.»[31]
قَالُوا يَا نُوحُ قَدْ جَادَلْتَنَا فَاَكْثَرْتَ جِدَالَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ
«Ey Nuh! Bizimle cidden tartıştın; hem de çok tartıştın. Doğru sözlülerden isen tehdit ettiğin azabı başımıza getir» dediler.[32]
قَالَ يَا قَوْمِ اَرَهْط۪ٓي اَعَزُّ عَلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِۜ وَاتَّخَذْتُمُوهُ وَرَٓاءَكُمْ ظِهْرِياًّۜ اِنَّ رَبّ۪ي بِمَا تَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ
«Ey Milletim! Benim taraftarlarım size göre Allah’tan daha mı değerlidir ki Allah’a sırt çevirdiniz? Doğrusu Rabbim yaptıklarınızı bilgisiyle kuşatmıştır» dedi.[92]
وَاِنَّ كُلاًّ لَمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ اَعْمَالَهُمْۜ اِنَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ
Rabbin, onların işlerinin karşılığını elbette tamamen verecektir. O, şüphesiz, onların yaptıklarını bilir.[111]
فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْاۜ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Sen, beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin, doğrusu Allah yaptıklarınızı görür.[112]
وَجَٓاءَتْ سَيَّارَةٌ فَاَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَاَدْلٰى دَلْوَهُۜ قَالَ يَا بُشْرٰى هٰذَا غُلَامٌۜ وَاَسَرُّوهُ بِضَاعَةًۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, «Müjde! İşte bir oğlan» dedi. Yusuf’u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir.[19]
قَالُٓوا اِنْ يَسْرِقْ فَقَدْ سَرَقَ اَخٌ لَهُ مِنْ قَبْلُۚ فَاَسَرَّهَا يُوسُفُ ف۪ي نَفْسِه۪ وَلَمْ يُبْدِهَا لَهُمْ قَالَ اَنْتُمْ شَرٌّ مَكَاناًۚ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا تَصِفُونَ
«Çalmışsa, daha önce kardeşi de çalmıştı» dediler. Yusuf bunu içinde sakladı, onlara açmadı. İçinden, «Durumunuz pek kötüdür; anlattığınızı Allah daha iyi bilir» dedi.[77]
اِرْجِعُٓوا اِلٰٓى اَب۪يكُمْ فَقُولُوا يَٓا اَبَانَٓا اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَۚ وَمَا شَهِدْنَٓا اِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَافِظ۪ينَ
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: «Babanızın Allah’a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz.»[80-82]
اَفَمَنْ هُوَ قَٓائِمٌ عَلٰى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْۚ وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ قُلْ سَمُّوهُمْۜ اَمْ تُنَبِّؤُ۫نَهُ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي الْاَرْضِ اَمْ بِظَاهِرٍ مِنَ الْقَوْلِۜ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا عَنِ السَّب۪يلِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ
Herkesin yaptığını gözeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu? Onlar Allah’a ortak koştular. De ki: «Onlara bir ad bulun bakalım; yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sözlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkar edenlere, kurdukları düzenler güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldular. Zaten Allah’ın saptırdığına yol gösteren bulunmaz.[33]
اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَۜۛ وَالَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْۜۛ لَا يَعْلَمُهُمْ اِلَّا اللّٰهُۜ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرَدُّٓوا اَيْدِيَهُمْ ف۪ٓي اَفْوَاهِهِمْ وَقَالُٓوا اِنَّا كَفَرْنَا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ وَاِنَّا لَف۪ي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَـنَٓا اِلَيْهِ مُر۪يبٍ
Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah’tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: «Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz» dediler.[9]
وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْاَمْرُ اِنَّ اللّٰهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَاَخْلَفْتُكُمْۜ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّٓا اَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ ل۪يۚ فَلَا تَلُومُون۪ي وَلُومُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ مَٓا اَنَا۬ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُصْرِخِيَّۜ اِنّ۪ي كَفَرْتُ بِمَٓا اَشْرَكْتُمُونِ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
İş olup bitince, şeytan: «Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah’a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır» der.[22]
قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ
«Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün» dediler.[63-65]
فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِك۪ينَ
Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme.[94]
اَلَّذ۪ينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْۖ فَاَلْقَوُا السَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِنْ سُٓوءٍۜ بَلٰٓى اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Melekler kendilerine yazık etmiş kimselerin canlarını alırken: «Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk» diyerek teslim olurlar. Hayır; öyle değil; doğrusu Allah onların yaptıklarını bilmektedir.[28]
لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۜ فَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
Sıkıntılarınızı giderince de, içinizden bazıları kendilerine verdiğimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Geçinin bakalım, yakında öğreneceksiniz.[54-55]
وَاِذَا بَدَّلْـنَٓا اٰيَةً مَكَانَ اٰيَةٍۙ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مُفْتَرٍۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Bir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimizde, ki Allah ne indirdiğini gayet iyi bilir onlar, «Sen sadece uyduruyorsun» derler. Hayır, öyle değildir, ama onların çoğu bunu bilmezler.[101]
رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ي نُفُوسِكُمْۜ اِنْ تَكُونُوا صَالِح۪ينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْاَوَّاب۪ينَ غَفُوراً
İçinizde olanı en iyi Rabbiniz bilir. İyi kimselerseniz bilin ki O şüphesiz, Kendine baş vuranları bağışlar.[25]
نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِه۪ٓ اِذْ يَسْتَمِعُونَ اِلَيْكَ وَاِذْ هُمْ نَجْوٰٓى اِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً
Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarında zalimlerin: «Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz» dediklerini Biz çok iyi biliriz.[47]
Yükleniyor...