ك ف ر
465ayette
525kez geçiyor
77/114surede
38farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %46 · Medenî %54
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 51
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
47 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
كَفَرُوا
16 yazım |
Feale-Yefilu | فَعَلُوا | Örttüler | 226 |
| الْكَافِر۪ينَ | İsim | الْفَاعِلِينَ | Örtenler | 83 |
| كَافِرُونَ | İsim | الْفَاعِلُونَ | Örtenler | 36 |
يَكْفُرُونَ
9 yazım |
Feale-Yefilu | يَفْعُلُونَ | Örterler | 32 |
الْكُفْرَ
12 yazım |
İsim | الْفُعْلَ | Küfür | 29 |
تَكْفُرُونَ
9 yazım |
Feale-Yefilu | تَفْعُلُونَ | Örtersiniz | 20 |
الْكُفَّارَ
7 yazım |
İsim | الْفُعَّالَ | Örtenler | 20 |
الْكَافِر۪ينَ
3 yazım |
Sıfat | الْفَاعِلِينَ | Örtenler | 10 |
| كُفْراً | İsim | فُعْلًا | Küfür | 8 |
يُكَفِّرْ
6 yazım |
Tef'il Babı | يُفَعِّلْ | Örter | 7 |
كَافِرٌ
4 yazım |
İsim | فَاعِلٌ | Örten | 5 |
| كَفُورٌ | Sıfat | فَعُولٍ | Örten | 5 |
وَاكْفُرُٓوا
4 yazım |
Feale-Yefilu | وَافْعُلُوا | Ve örtün | 4 |
كَفَّارَةٌ
2 yazım |
İsim | فَعَّالَةٌ | Kefaret | 3 |
| كَفَّارٌ۟ | Sıfat | فَعَّالٌ | Örten | 3 |
| كَفُوراً | İsim | فَعُولًا | Örten | 3 |
| كُفُوراً | İsim | فُعُولًا | Örtmek | 3 |
لَكَفُورٌ
2 yazım |
İsim | لَفَعُولٌ | Örten | 3 |
يُكْفَرُوهُۜ
2 yazım |
Feale-Yefilu | يُفْعَلُوهُ | Onlara o örtülür | 2 |
نُكَفِّرْ
2 yazım |
Tef'il Babı | نُفَعِّلْ | Örteriz | 2 |
وَنَكْفُرُ
2 yazım |
Feale-Yefilu | وَنَفْعُلُ | Ve örteriz | 2 |
لَكَفَّرْنَا
2 yazım |
Tef'il Babı | لَفَعَّلْنَا | Öyleyse örttük | 2 |
فَكَفَرَتْ
2 yazım |
Feale-Yefilu | فَفَعَلَتْ | Hemen örttü | 2 |
| كُفَّاراًۚ | İsim | فُعَّالًا | Örtenler | 1 |
| كَفَّارٍ | İsim | فَعَّالٍ | Örten | 1 |
| كَافِرَةٌ | Sıfat | فَاعِلَةٌ | Örten | 1 |
| وَكَفِّرْ | Tef'il Babı | وَفَعِّلْ | Ve ört | 1 |
| لَاُكَفِّرَنَّ | Tef'il Babı | لَأُفَعِّلَنَّ | Kesinlikle örteceğim | 1 |
| لَاُكَفِّرَنَّ | Tef'il Babı | لَأُفَعِّلَنَّ | Kesinlikle örteceğim | 1 |
| فَكَفَّارَتُهُٓ | İsim | فَكَفَّارَتُهُ | Onun kefareti | 1 |
| كَفُوراً | Sıfat | فَعُولًا | Örten | 1 |
| كُفْرَانَ | İsim | فُعْلَانَ | Örtmek | 1 |
| كُفِرَ | Feale-Yefilu | فُعِلَ | Örtüldü | 1 |
| الْكَوَافِرِ | İsim | الْفَوَاعِلِ | Örtenler | 1 |
| كَفَّاراً | Sıfat | فَعَّالًا | Örten | 1 |
| كَافُوراًۚ | İsim | فَاعُولًا | Kâfur | 1 |
| اَكْفَرَهُۜ | İfal Babı | أَفْعَلَهُ | Onu ne kötü örttü | 1 |
| الْكَفَرَةُ | İsim | الْفَعَلَةُ | Örtenler | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Örttüler 190
Örtenler 115
Örten 23
Örttü 19
Örtenlere 17
Örtersiniz 16
Örterler 16
Küfür 16
Örter 15
Örttünüz 6
Ve küfür 5
Onların küfrü sebebiyle 4
Örtenlere ait 4
Ve örtenler 4
Diğer 56 anlam
Örtmek 4
Kefaret 3
Örtmeleri için 3
Onun küfrü 3
Ve örtenlere ait 3
Kesinlikle örteceğim 2
Örteriz 2
Ve örter 2
Ve örttüler 2
Örtenlere aittir 2
Örttük 2
Onların küfrü 2
Ve örttü 2
Kafirlik ettiler 1
Kafirleri 1
Kafirler için. 1
Ve örtersiniz 1
Örtenlerin 1
Örtme 1
Beni örtmeyin? 1
Ve örtün 1
Küfretmeyi 1
Örttünüz mü? 1
Onlara o örtülür 1
Ve ört 1
Örtülür 1
Ve örteriz 1
Ve onların küfrü 1
Ve onların küfretmelei sebebiyle 1
Küfür ile 1
Öyleyse örttük 1
Onun kefareti 1
Küfrüne 1
Örtenleri 1
Örttüm 1
Küfre 1
Hemen örttü 1
Öyleyse örtsün 1
Örttün mü? 1
Yakında örtecekler 1
Örterim 1
Kesinlikle örteceğiz 1
Küfrün ile 1
Örtmesi için 1
Hemen örtersiniz 1
Örtmem için 1
Ve örttük 1
Ve örttünüz 1
Örtüldü 1
Örtenleriniz mi? 1
Çiftçiler 1
Ört 1
Hemen örttüler 1
Kâfur 1
Onu ne kötü örttü 1
Kafirler 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
كَافِرُونَ ✕ Süzgeci kaldır
36 ayet
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقْنَاكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
بَيْعٌ
ف۪يهِ
وَلَا
خُلَّةٌ
وَلَا
شَفَاعَةٌۜ
وَالْكَافِرُونَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.[254]
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْكَافِرُونَ
حَقاًّۚ
وَاَعْتَدْنَا
لِلْكَافِر۪ينَ
عَذَاباً
مُه۪يناً
Allah’ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah’la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, «Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz» diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.[150-151]
اِنَّٓا
اَنْزَلْنَا
التَّوْرٰيةَ
ف۪يهَا
هُدًى
وَنُورٌۚ
يَحْكُمُ
بِهَا
النَّبِيُّونَ
الَّذ۪ينَ
اَسْلَمُوا
لِلَّذ۪ينَ
هَادُوا
وَالرَّبَّانِيُّونَ
وَالْاَحْبَارُ
بِمَا
اسْتُحْفِظُوا
مِنْ
كِتَابِ
اللّٰهِ
وَكَانُوا
عَلَيْهِ
شُهَدَٓاءَۚ
فَلَا
تَخْشَوُا
النَّاسَ
وَاخْشَوْنِ
وَلَا
تَشْتَرُوا
بِاٰيَات۪ي
ثَمَناً
قَل۪يلاًۜ
وَمَنْ
لَمْ
يَحْكُمْ
بِمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْكَافِرُونَ
Doğrusu Biz yol gösterici olarak Tevrat’ı indirdik. Kendisini Allah’a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah’ın Kitap’ından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat’a şahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin; Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.[44]
اَلَّذ۪ينَ
يَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَيَبْغُونَهَا
عِوَجاًۚ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
كَافِرُونَۜ
Cennetlikler, cehennemliklere: «Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?» diye seslenirler, «Evet» derler. Aralarında bir münadi, «Allah’ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir» diye seslenir.[44-45]
قَالَ
الَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُٓوا
اِنَّا
بِالَّـذ۪ٓي
اٰمَنْتُمْ
بِه۪
كَافِرُونَ
Büyüklük taslayanlar, «Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz» dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, «Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım» dediler.[76-77]
يُر۪يدُونَ
اَنْ
يُطْفِؤُ۫ا
نُورَ
اللّٰهِ
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَيَأْبَى
اللّٰهُ
اِلَّٓا
اَنْ
يُتِمَّ
نُورَهُ
وَلَوْ
كَرِهَ
الْكَافِرُونَ
Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.[32]
فَلَا
تُعْجِبْكَ
اَمْوَالُهُمْ
وَلَٓا
اَوْلَادُهُمْۜ
اِنَّمَا
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
لِيُعَذِّبَهُمْ
بِهَا
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَتَزْهَقَ
اَنْفُسُهُمْ
وَهُمْ
كَافِرُونَ
Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.[55]
وَلَا
تُعْجِبْكَ
اَمْوَالُهُمْ
وَاَوْلَادُهُمْۜ
اِنَّمَا
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
اَنْ
يُعَذِّبَهُمْ
بِهَا
فِي
الدُّنْيَا
وَتَزْهَقَ
اَنْفُسُهُمْ
وَهُمْ
كَافِرُونَ
Malları ve çocukları seni hayrete düşürmesin; Allah bunlarla onlara dünyada azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.[85]
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
فَزَادَتْهُمْ
رِجْساً
اِلٰى
رِجْسِهِمْ
وَمَاتُوا
وَهُمْ
كَافِرُونَ
Kalblerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıştır; onlar kafir olarak ölmüşlerdir.[125]
اَكَانَ
لِلنَّاسِ
عَجَباً
اَنْ
اَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
رَجُلٍ
مِنْهُمْ
اَنْ
اَنْذِرِ
النَّاسَ
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنَّ
لَهُمْ
قَدَمَ
صِدْقٍ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
قَالَ
الْكَافِرُونَ
اِنَّ
هٰذَا
لَسَاحِرٌ
مُب۪ينٌ
İçlerinden birine, «İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele» diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: «Bu apaçık bir büyücüdür» dediler?[2]
اَلَّذ۪ينَ
يَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَيَبْغُونَهَا
عِوَجاًۜ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
كَافِرُونَ
Bunlar Allah’ın yolundan alıkorlar ve o yolu eğriltmeğe çalışırlar; işte onlar ahireti inkar edenlerdir.[19]
قَالَ
لَا
يَأْت۪يكُمَا
طَعَامٌ
تُرْزَقَانِه۪ٓ
اِلَّا
نَبَّأْتُكُمَا
بِتَأْو۪يلِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَأْتِيَكُمَاۜ
ذٰلِكُمَا
مِمَّا
عَلَّمَن۪ي
رَبّ۪يۜ
اِنّ۪ي
تَرَكْتُ
مِلَّةَ
قَوْمٍ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
كَافِرُونَۙ
Yusuf: «Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.[37]
يَا بَنِيَّ
اذْهَبُوا
فَتَحَسَّسُوا
مِنْ
يُوسُفَ
وَاَخ۪يهِ
وَلَا
تَايْـَٔسُوا
مِنْ
رَوْحِ
اللّٰهِۜ
اِنَّهُ
لَا
يَايْـَٔسُ
مِنْ
رَوْحِ
اللّٰهِ
اِلَّا
الْقَوْمُ
الْكَافِرُونَ
«Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini arayın. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kafirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.»[87]
يَعْرِفُونَ
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
ثُمَّ
يُنْكِرُونَهَا
وَاَكْثَرُهُمُ
الْكَافِرُونَ۟
Allah’ın nimetini hem bilirler hem de inkar ederler. Zaten çoğu kafir kimselerdir.[83]
وَاِذَا
رَاٰكَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
يَتَّخِذُونَكَ
اِلَّا
هُزُواًۜ
اَهٰذَا
الَّذ۪ي
يَذْكُرُ
اٰلِهَتَكُمْۚ
وَهُمْ
بِذِكْرِ
الرَّحْمٰنِ
هُمْ
كَافِرُونَ
İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. «Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?» derler ve Rahman’ın Kitabını işte onlar inkar ederler.[36]
وَمَنْ
يَدْعُ
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَۙ
لَا
بُرْهَانَ
لَهُ
بِه۪ۙ
فَاِنَّمَا
حِسَابُهُ
عِنْدَ
رَبِّه۪ۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الْكَافِرُونَ
Allah’la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.[117]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمُ
الْحَقُّ
مِنْ
عِنْدِنَا
قَالُوا
لَوْلَٓا
اُو۫تِيَ
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰىۜ
اَوَلَمْ
يَكْفُرُوا
بِمَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰى
مِنْ
قَبْلُۚ
قَالُوا
سِحْرَانِ
تَظَاهَرَا۠
وَقَالُٓوا
اِنَّا
بِكُلٍّ
كَافِرُونَ
Ama onlara katımızdan gerçek gelince: «Musa’ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?» dediler. Daha önce Musa’ya verileni de inkar etmemişler miydi? «Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz» dediler.[48]
وَاَصْبَحَ
الَّذ۪ينَ
تَمَنَّوْا
مَكَانَهُ
بِالْاَمْسِ
يَقُولُونَ
وَيْكَاَنَّ
اللّٰهَ
يَبْسُطُ
الرِّزْقَ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪
وَيَقْدِرُۚ
لَوْلَٓا
اَنْ
مَنَّ
اللّٰهُ
عَلَيْنَا
لَخَسَفَ
بِنَاۜ
وَيْكَاَنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الْكَافِرُونَ۟
Daha dün onun yerinde olmayı dileyenler: «Demek Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletip bir ölçüye göre veriyor. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkarcılar başarıya eremezler» demeye başladılar.[82]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۚ
وَمِنْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِه۪ۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الْكَافِرُونَ
Sana Kitap’ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.[47]
اَوَلَمْ
يَتَفَكَّرُوا
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ۠
مَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَٓا
اِلَّا
بِالْحَقِّ
وَاَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
النَّاسِ
بِلِقَٓائِ۬
رَبِّهِمْ
لَكَافِرُونَ
Kendi kendilerine, Allah’ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler.[8]
Yükleniyor...