ق ر ب
91ayette
96kez geçiyor
41/114surede
26farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %53 · Medenî %47
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 19
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
12 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
الْقُرْبٰى
2 yazım |
İsim | الْفُعْلَى | En yakın | 16 |
اَقْرَبُ
4 yazım |
İsim | أَفْعَلُ | Daha yakın | 11 |
تَقْرَبُوا
5 yazım |
Feile-Yefalu | تَفْعَلُوا | Yaklaşmayın | 10 |
| قَر۪يبٌ | Sıfat | فَعِيلٌ | Yakın | 10 |
| قَر۪يبٌ | İsim | فَعِيلٌ | Yakın | 7 |
| قَر۪يباً | Sıfat | فَعِيلًا | Yakın | 5 |
| الْمُقَرَّب۪ينَۙ | İsim | الْمُفَعَّلِينَ | Yaklaştırılanlar | 4 |
| قَر۪يباً | İsim | فَعِيلًا | Yakın | 4 |
| وَالْاَقْرَب۪ينَ | İsim | وَالْأَفْعَلِينَ | Ve en yakınlar | 3 |
| وَالْاَقْرَبُونَۖ | İsim | وَالْأَفْعَلُونَ | Ve en yakınlar | 3 |
قَرَّبَا
3 yazım |
Tef'il Babı | فَعَّلَا | İkisi yaklaştırdı | 3 |
اقْتَرَبَ
3 yazım |
İftial Babı | افْتَعَلَ | Yaklaştı | 3 |
| الْمُقَرَّبُونَۜ | İsim | الْمُفَعَّلُونَ | Yaklaştırılanlar | 3 |
| قُرْبَاناً | İsim | فُعْلَانًا | Adak | 2 |
| بِقُرْبَانٍ | İsim | بِفُعْلَانٍ | Adak | 1 |
| الْمُقَرَّبُونَۜ | Sıfat | الْمُفَعَّلُونَ | Yaklaştırılanlar | 1 |
| يَقْرَبُوا | Feile-Yefalu | يَفْعَلُوا | Yaklaşmasınlar | 1 |
| قُرُبَاتٍ | İsim | فُعُلَاتٍ | Yakınlıklar | 1 |
| قُرْبَةٌ | İsim | فُعْلَةٌ | Yakınlık | 1 |
| اَقْرَبُ | Sıfat | أَفْعَلُ | Daha yakın | 1 |
| الْاَقْرَب۪ينَۙ | Sıfat | الْأَفْعَلِينَ | En yakınlar | 1 |
| تُقَرِّبُكُمْ | Tef'il Babı | تُفَعِّلُكُمْ | Sizi yaklaştırır | 1 |
| لِيُقَرِّبُونَٓا | Tef'il Babı | لِيُفَعِّلُونَا | Bizi yaklaştırmaları için | 1 |
| اِقْتَرَبَتِ | İftial Babı | افْتَعَلَتِ | Yaklaştı | 1 |
| مَقْرَبَةٍۙ | İsim | مَفْعَلَةٍ | Yakın olmak | 1 |
| وَاقْتَرِبْ ۩ | İftial Babı | وَافْتَعِلْ | Ve yaklaş | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
قَر۪يبٌ ✕ Süzgeci kaldır
10 ayet
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
ق۪يلَ
لَهُمْ
كُفُّٓوا
اَيْدِيَكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَۚ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقِتَالُ
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
يَخْشَوْنَ
النَّاسَ
كَخَشْيَةِ
اللّٰهِ
اَوْ
اَشَدَّ
خَشْيَةًۚ
وَقَالُوا
رَبَّنَا
لِمَ
كَتَبْتَ
عَلَيْنَا
الْقِتَالَۚ
لَوْلَٓا
اَخَّرْتَنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۜ
قُلْ
مَتَاعُ
الدُّنْيَا
قَل۪يلٌۚ
وَالْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِمَنِ
اتَّقٰى
وَلَا
تُظْلَمُونَ
فَت۪يلاً
Kendilerine: «Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin» denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve «Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?» derler. De ki: «Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez».[77]
وَاِلٰى
ثَمُودَ
اَخَاهُمْ
صَالِحاًۢ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
هُوَ
اَنْشَاَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِ
وَاسْتَعْمَرَكُمْ
ف۪يهَا
فَاسْتَغْفِرُوهُ
ثُمَّ
تُوبُٓوا
اِلَيْهِۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
قَر۪يبٌ
مُج۪يبٌ
Semud milletine kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin; O’ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret dileyin, sonra da O’na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir» dedi.[61]
وَيَا قَوْمِ
هٰذِه۪
نَاقَةُ
اللّٰهِ
لَكُمْ
اٰيَةً
فَذَرُوهَا
تَأْكُلْ
ف۪ٓي
اَرْضِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابٌ
قَر۪يبٌ
«Ey milletim! Bu, size bir ayet olarak, Allah’ın devesidir. Bırakın onu, Allah’ın toprağında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba uğrarsınız»[64]
وَاَنْذِرِ
النَّاسَ
يَوْمَ
يَأْت۪يهِمُ
الْعَذَابُۙ
فَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
رَبَّـنَٓا
اَخِّرْنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۙ
نُجِبْ
دَعْوَتَكَ
وَنَتَّبِـعِ
الرُّسُلَۜ
اَوَلَمْ
تَكُونُٓوا
اَقْسَمْتُمْ
مِنْ
قَبْلُ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
زَوَالٍۙ
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: «Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım» derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.[44-45]
قُلْ
اِنْ
ضَلَلْتُ
فَاِنَّـمَٓا
اَضِلُّ
عَلٰى
نَفْس۪يۚ
وَاِنِ
اهْتَدَيْتُ
فَبِمَا
يُوح۪ٓي
اِلَيَّ
رَبّ۪يۜ
اِنَّهُ
سَم۪يعٌ
قَر۪يبٌ
De ki: «Eğer saparsam, kendi zararıma sapmış olurum. Doğru yolda olursam, bu Rabbim’in bana vahyetmesiyledir. Doğrusu O, işitendir, yakın olandır»[50]
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذْ
فَزِعُوا
فَلَا
فَوْتَ
وَاُخِذُوا
مِنْ
مَكَانٍ
قَر۪يبٍۙ
Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, «Allah’a inandık» derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?[51-52]
اَللّٰهُ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
وَالْم۪يزَانَۜ
وَمَا
يُدْر۪يكَ
لَعَلَّ
السَّاعَةَ
قَر۪يبٌ
Gerçekten Kitap’ı ve ölçüyü indiren Allah’tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır.[17]
وَاسْتَمِــعْ
يَوْمَ
يُنَادِ
الْمُنَادِ
مِنْ
مَكَانٍ
قَر۪يبٍۙ
Bir çağırıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.[41]
وَاُخْرٰى
تُحِبُّونَهَاۜ
نَصْرٌ
مِنَ
اللّٰهِ
وَفَتْحٌ
قَر۪يبٌۜ
وَبَشِّرِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Bundan başka, sevdiğiniz bir şey daha: Allah katından bir yardım ve yakın bir zafer vardır. İnananlara müjde ver.[13]
وَاَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقْنَاكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
فَيَقُولَ
رَبِّ
لَوْلَٓا
اَخَّرْتَـن۪ٓي
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۙ
فَاَصَّدَّقَ
وَاَكُنْ
مِنَ
الصَّالِح۪ينَ
Birine ölüm gelip de: «Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam» diyeceği zaman gelmezden önce, size verdiğimiz rızıklardan sarfedin.[10]
Yükleniyor...