ق ب ل

282ayette
294kez geçiyor
64/114surede
26farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Kalem 30 2. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 23 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
قَبْلُ
13 yazım
İsim فَعْلُ Önce 197
قَبْلَ
7 yazım
Zaman Zarfı فَعْلَ Önce 45
وَاَقْبَلَ
5 yazım
İfal Babı وَأَفْعَلَ Dönüp geldi 7
يُقْبَلُ
3 yazım
Feale-Yefulu يُفْعَلُ Kabul edilir 6
تَقَبَّلْ
4 yazım
Tefe'ale Babı تَفَعَّلْ Kabul et 4
قِبْلَةً
3 yazım
İsim فِعْلَةً Kıble 4
مُتَقَابِل۪ينَ İsim مُتَفَاعِلِينَ Karşılıklı olanlar 4
قِبْلَتِهِمُ
3 yazım
İsim فِعْلَتِهِمُ Onların kıblesi 3
يُتَقَبَّلْ
3 yazım
Tefe'ale Babı يُتَفَعَّلْ Kabul edilir 3
قِبَلَ
2 yazım
Mekan Zarfı فِعَلَ Karşı 2
تُقْبَلَ Feale-Yefulu تُفْعَلَ Kabul edilir 2
فَتُقُبِّلَ
2 yazım
Tefe'ale Babı فَتُفُعِّلَ Hemen kabul edildi 2
قُبُلاً İsim فُعُلًا Ön 2
بِقَبُولٍ İsim بِفَعُولٍ Kabul ile 1
وَقَب۪يلُهُ İsim وَفَعِيلُهُ Ve onun kabilesi 1
قُبُلٍ İsim فُعُلٍ Ön 1
قَب۪يلاًۙ İsim فَعِيلًا Kabile 1
تَقْبَلُوا Feale-Yefulu تَفْعَلُوا Kabul etmeyin 1
قِبَلَ İsim فِعَلَ Karşı 1
اَقْبِلْ İfal Babı أَفْعِلْ Dön gel 1
وَقَابِلِ İsim وَفَاعِلِ Ve kabul eden 1
نَتَقَبَّلُ Tefe'ale Babı نَتَفَعَّلُ Kabul ederiz 1
مُسْتَقْبِلَ İsim مُسْتَفْعِلَ Karşılayan 1
وَقَـبَٓائِلَ İsim وَفَعَائِلَ Ve kabileler 1
فَاَقْبَلَتِ İfal Babı فَأَفْعَلَتِ Dönüp geldi 1
قِبَلِهِ İsim فِعَلِهِ Onun karşısı 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 25 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez 2. inen: Kalem — 1 kez 3. inen: Müzzemmil — 0 kez 4. inen: Müddessir — 0 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 0 kez 7. inen: Tekvîr — 0 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 0 kez 10. inen: Fecr — 0 kez 11. inen: Duhâ — 0 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 0 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 0 kez 20. inen: Felâk — 0 kez 21. inen: Nâs — 0 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 1 kez 24. inen: Abese — 0 kez 25. inen: Kadr — 0 kez 26. inen: Şems — 0 kez 27. inen: Bürûc — 0 kez 28. inen: Tîn — 0 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 0 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 0 kez 34. inen: Kâf — 4 kez 35. inen: Beled — 0 kez 36. inen: Târık — 0 kez 37. inen: Kamer — 1 kez 38. inen: Sâd — 3 kez 39. inen: A’râf — 8 kez 40. inen: Cin — 0 kez 41. inen: Yâsîn — 1 kez 42. inen: Furkân — 1 kez 43. inen: Fâtır — 3 kez 44. inen: Meryem — 6 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 9 kez 46. inen: Vâkı’a — 2 kez 47. inen: Şu’arâ — 1 kez 48. inen: Neml — 7 kez 49. inen: Kasas — 7 kez 50. inen: İsrâ — 4 kez 51. inen: Yûnus — 8 kez 52. inen: Hûd — 6 kez 53. inen: Yûsuf — 13 kez 54. inen: Hicr — 3 kez 55. inen: En’âm — 10 kez 56. inen: Sâffât — 5 kez 57. inen: Lokman — 0 kez 58. inen: Sebe’ — 4 kez 59. inen: Zümer — 6 kez 60. inen: Mü’min — 8 kez 61. inen: Fussilet — 3 kez 62. inen: Şûrâ — 3 kez 63. inen: Zuhruf — 3 kez 64. inen: Duhân — 3 kez 65. inen: Câsiye — 0 kez 66. inen: Ahkâf — 6 kez 67. inen: Zâriyât — 4 kez 68. inen: Gâşiye — 0 kez 69. inen: Kehf — 2 kez 70. inen: Nahl — 6 kez 71. inen: Nûh — 1 kez 72. inen: İbrahim — 5 kez 73. inen: Enbiyâ — 8 kez 74. inen: Mü’minûn — 1 kez 75. inen: Secde — 2 kez 76. inen: Tûr — 3 kez 77. inen: Mülk — 1 kez 78. inen: Hâkka — 1 kez 79. inen: Me’âric — 1 kez 80. inen: Nebe’ — 0 kez 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez 82. inen: İnfitâr — 0 kez 83. inen: İnşikâk — 0 kez 84. inen: Rûm — 7 kez 85. inen: Ankebût — 3 kez 86. inen: Mutaffifîn — 0 kez 87. inen: Bakara — 23 kez 88. inen: Enfâl — 3 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 16 kez 90. inen: Ahzâb — 4 kez 91. inen: Mümtehine — 0 kez 92. inen: Nisâ — 9 kez 93. inen: Zilzâl — 0 kez 94. inen: Hadîd — 4 kez 95. inen: Muhammed — 1 kez 96. inen: Ra’d — 6 kez 97. inen: Rahmân — 2 kez 98. inen: İnsan — 0 kez 99. inen: Talâk — 0 kez 100. inen: Beyyine — 0 kez 101. inen: Haşr — 2 kez 102. inen: Nûr — 5 kez 103. inen: Hac — 3 kez 104. inen: Münâfikûn — 1 kez 105. inen: Mücâdele — 3 kez 106. inen: Hucurât — 1 kez 107. inen: Tahrîm — 0 kez 108. inen: Teğâbun — 1 kez 109. inen: Saff — 0 kez 110. inen: Cum’a — 1 kez 111. inen: Fetih — 3 kez 112. inen: Mâide — 11 kez 113. inen: Tevbe — 10 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

+ ك ف ر ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır

38 ayet

Renkler türü, ton kökü gösterir — ق ب ل: koyu (isim, fiil) · ك ف ر: açık (isim, fiil)

اَفَمَنْ كَانَ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّه۪ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِنْهُ وَمِنْ قَبْلِه۪ كِتَابُ مُوسٰٓى اِمَاماً وَرَحْمَةًۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِه۪ۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِه۪ مِنَ الْاَحْزَابِ فَالنَّارُ مَوْعِدُهُۚ فَلَا تَكُ ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْهُ اِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ
Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir şahidi olanlar, önlerinde de Musa’nın Kitap’ı önder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, işte onlar Kuran’a inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse yeri ateştir; senin de bundan şüphen olmasın. Doğrusu o, Rabbinden bir gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.[17]
قَالَ لَا يَأْت۪يكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِه۪ٓ اِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْو۪يلِه۪ قَبْلَ اَنْ يَأْتِيَكُمَاۜ ذٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَن۪ي رَبّ۪يۜ اِنّ۪ي تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَۙ
Yusuf: «Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.[37]
كَذٰلِكَ اَرْسَلْنَاكَ ف۪ٓي اُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَٓا اُمَمٌ لِتَتْلُوَ۬ا عَلَيْهِمُ الَّـذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِالرَّحْمٰنِۜ قُلْ هُوَ رَبّ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ مَتَابِ
Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik; o ümmet merhametli olan Allah’ı inkar eder; de ki: «O benim Rabbim’dir, O’ndan başka Tanrı yoktur, yalnız O’na güvenirim, dönüşüm de O’nadır.»[30]
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَاَمْلَيْتُ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثُمَّ اَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ
And olsun ki, senden önce de nice peygamberler alaya alınmıştı. İnkar edenleri önce erteledim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı?[32]
وَقَدْ مَكَرَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلِلّٰهِ الْمَكْرُ جَم۪يعاًۜ يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍۜ وَسَيَعْلَمُ الْكُفَّارُ لِمَنْ عُقْبَى الدَّارِ
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular, oysa bütün tuzaklar(ın cezası) Allah’ındır, Herkesin yaptığını bilir. İnkarcılar da, neticenin kimin olduğunu göreceklerdir.[42]
اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَۜۛ وَالَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْۜۛ لَا يَعْلَمُهُمْ اِلَّا اللّٰهُۜ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرَدُّٓوا اَيْدِيَهُمْ ف۪ٓي اَفْوَاهِهِمْ وَقَالُٓوا اِنَّا كَفَرْنَا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ وَاِنَّا لَف۪ي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَـنَٓا اِلَيْهِ مُر۪يبٍ
Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah’tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: «Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz» dediler.[9]
وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْاَمْرُ اِنَّ اللّٰهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَاَخْلَفْتُكُمْۜ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّٓا اَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ ل۪يۚ فَلَا تَلُومُون۪ي وَلُومُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ مَٓا اَنَا۬ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُصْرِخِيَّۜ اِنّ۪ي كَفَرْتُ بِمَٓا اَشْرَكْتُمُونِ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
İş olup bitince, şeytan: «Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah’a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır» der.[22]
وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ د۪ينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْناًۜ يَعْبُدُونَن۪ي لَا يُشْرِكُونَ ب۪ي شَيْـٔاًۜ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.[55]
قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِراًّ عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
فَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا لَوْلَٓا اُو۫تِيَ مِثْلَ مَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰىۜ اَوَلَمْ يَكْفُرُوا بِمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى مِنْ قَبْلُۚ قَالُوا سِحْرَانِ تَظَاهَرَا۠ وَقَالُٓوا اِنَّا بِكُلٍّ كَافِرُونَ
Ama onlara katımızdan gerçek gelince: «Musa’ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?» dediler. Daha önce Musa’ya verileni de inkar etmemişler miydi? «Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz» dediler.[48]
وَقَدْ كَفَرُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۚ وَيَقْذِفُونَ بِالْغَيْبِ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ
Oysa onu daha önce inkar etmişler, uzak bir yer olan dünyadan görünmeyene dil uzatmışlardı.[53]
وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُن۪يباً اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُٓوا اِلَيْهِ مِنْ قَبْلُ وَجَعَلَ لِلّٰهِ اَنْدَاداً لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَل۪يلاًۗ اِنَّكَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: «İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin.»[8]
مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا بَلْ لَمْ نَكُنْ نَدْعُوا مِنْ قَبْلُ شَيْـٔاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ الْكَافِر۪ينَ
Sonra onlara: «Allah’ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?» denir. «Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk» derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.[73-74]
اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ دَمَّرَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْۘ وَلِلْكَافِر۪ينَ اَمْثَالُهَا
Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Allah onları yere geçirmiştir; inkarcılara da onların başına gelenin benzerleri vardır.[10]
فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَٓاسَّاۚ فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَاِطْعَامُ سِتّ۪ينَ مِسْك۪يناًۜ ذٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
Azad edecek köle bulamayanın, ailesiyle temastan önce iki ay birbiri peşinden oruç tutması gerekir. Buna gücü yetmeyen, altmış düşkünü doyurur. Bu kolaylık, Allah’a ve Peygamberine inanmış olmanızdan ötürüdür; bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır; inkar edenler için can yakıcı azap vardır.[4]
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحَٓادُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ مُه۪ينٌۚ
Allah’a ve Peygamberine karşı gelenler, kendilerinden öncekiler nasıl alçaltıldı ise öyle alçaltılacaklardır. Biz, apaçık ayetler indirmişizdir, bunları inkar edene alçaltıcı azap vardır.[5]
اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا الَّذ۪ينَ كَـفَرُوا مِنْ قَبْلُۘ فَذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
Daha önce inkar edip de, inkarlarının karşılığını tadan kimselerin haberi size gelmedi mi? Onlara, can yakıcı azap vardır.[5]
فَمَالِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِع۪ينَۙ
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?[36-37]
Yükleniyor...