أ ت ي
486ayette
549kez geçiyor
72/114surede
40farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 41
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
54 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
اٰتَيْنَا
29 yazım
|
İfal Babı | أَفْعَلْنَا | Verdik | 90 |
يَأْتِيَ
29 yazım
|
Feale-Yefilu | يَفْعِلَ | Gelir | 72 |
يَأْتِ
18 yazım |
Feale-Yefilu | يَفْعِلْ | Size gelir | 46 |
| اُو۫تُوا | İfal Babı | أُفْعِلُوا | Onlara verildi | 34 |
وَاٰتُوا
15 yazım |
İfal Babı | وَأَفْعِلُوا | Ve verin | 33 |
اٰتٰيهُمُ
16 yazım |
İfal Babı | أَفْعَلَهُمْ | Onlara verdi | 30 |
فَأْتُوا
12 yazım |
Feale-Yefilu | فَفْعِلُوا | Öyleyse getirin | 27 |
| تَأْت۪يهِمْ | Feale-Yefilu | تَفْعِلُهِمْ | Onlara gelir | 27 |
اُو۫تِيَ
6 yazım |
İfal Babı | أُفْعِلَ | Ona verildi | 25 |
وَيُؤْتُونَ
11 yazım |
İfal Babı | وَيُفْعِلُونَ | Ve verirler | 24 |
اٰت۪يكُمْ
14 yazım |
Feale-Yefilu | فَعَلَ | Geldi | 23 |
اَتٰيكَ
8 yazım |
Feale-Yefilu | فَعَلَكَ | Sana geldi | 21 |
| لَتَأْتُونَ | Feale-Yefilu | لَتَفْعِلُونَ | Gelirsiniz | 18 |
يُؤْت۪ي
11 yazım |
İfal Babı | يُفْعِلُ | Verir | 13 |
| ائْتِنَا | Feale-Yefilu | اِفْعِلْنَا | Bize getir | 11 |
وَتُؤْتُوهَا
5 yazım |
İfal Babı | وَتُفْعِلُوهَا | Ve ona verirsiniz | 5 |
اَتَتْكُمُ
5 yazım |
Feale-Yefilu | فَعَلَتْكُمُ | Size geldi | 5 |
نَأْتِي
4 yazım |
Feale-Yefilu | نَفْعِلُ | Geliriz | 5 |
نُؤْتِه۪
2 yazım |
İfal Babı | نُفْعِلْهُ | Ona veririz | 4 |
نُؤْت۪يهِ
3 yazım |
İfal Babı | نُفْعِلُهُ | Ona veririz | 4 |
لَاٰتِيَةٌ
2 yazım |
İsim | لَفَاعِلَةٌ | Gelen | 4 |
| فَاٰتَتْ | İfal Babı | فَأَفْعَلَتْ | Hemen verdi | 3 |
| اٰت۪يهِمْ | İsim | فَاعِلُهُمْ | Onlara gelen | 3 |
| تُؤْتِي | İfal Babı | تُفْعِلُ | Verirsin | 2 |
| وَاٰتَيْنَاهُمْ | İfal Babı | وَأَفْعَلْنَاهُمْ | Ve onlara verdik | 2 |
| لَاٰتٍۙ | İsim | لَفَاعِلٌ | Gelen | 2 |
| ائْتُون۪ي | Feale-Yefilu | اِفْعِلُونِي | Bana getirin | 2 |
وَا۪يتَٓاءَ
2 yazım |
İsim | وَإِفْعَالَ | Ve vermek | 2 |
| فَأْتُوا | Feale-Yefilu | فَفْعِلُوا | Öyleyse getirin | 1 |
| يَأْتُوكُمْ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُوكُمْ | Size gelirler | 1 |
| نَأْتِ | Feale-Yefilu | نَفْعِلْ | Getiririz | 1 |
| فَاٰتُوهُمْ | İfal Babı | فَأَفْعِلُوهُمْ | Hemen onlara verin | 1 |
| وَالْمُؤْتُونَ | İsim | وَالْمُفْعِلُونَ | Ve verenler | 1 |
| لَاٰتِيَنَّهُمْ | Feale-Yefilu | لَأَفْعِلَنَّهُمْ | Kesinlikle onlara geleceğim | 1 |
| يَأْتِيَنَّكُمْ | Feale-Yefilu | يَفْعِلَنَّكُمْ | Kesinlikle size gelecek | 1 |
| وَا۪يتَٓائِ | İsim | وَإِفْعَالِ | Ve vermek | 1 |
| مَأْتِياًّ | İsim | مَفْعُولًا | Getirilen | 1 |
| فَأْتِيَاهُ | Feale-Yefilu | فَفْعِلَاهُ | İkiniz ona gelin | 1 |
| وَاُو۫تِيَتْ | İfal Babı | وَأُفْعِلَتْ | Ve ona verildi | 1 |
| ائْتِيَا | Feale-Yefilu | اِفْعِلَا | İkiniz gelin | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onlara gelir 34
Onlara verildi 32
Gelir 23
Verdik 19
Onlara verdik 16
Ona verildi 14
Ve verdik 13
Ve verin 12
Getirir 10
Size gelir 10
Onlara verdi 9
Getirirler 9
Gelen 7
Geldi 7
Diğer 174 anlam
Sana geldi 7
Öyleyse getirin 6
Verir 6
Ona verir 6
Ona veririz 6
Size verdi 6
Ve verirler 6
Onlara geldi 6
Size getirir 6
Ona verdik 6
Ona gelir 6
Gelirsiniz 5
(Size) verildi 5
Gelirler 5
Bana getirin 5
Kesinlikle size gelecek 4
Ve verdi 4
Bize ver 4
Onlara verdiniz 4
Ona verilir 4
Hemen getir 4
Ve verdiler 4
Verirler 4
Ve onlara verdik 4
Ve ona verdik 4
Size geldi 4
Size verir 4
Size verdik 3
Verdiniz 3
Ona verdi 3
Sana gelirler 3
Geldiler 3
Ve onlara verin 3
Ve getirir 3
Öyleyse bize getir 3
Bize getir 3
Gelir misiniz? 3
Sana getirirler 3
Ona geldi 3
Ve vermek 3
Size getiririm 3
Bize gelir 2
Gelin 2
Hemen getirin 2
Bize getirir 2
Ve verdiniz 2
Öyleyse onlara verin 2
Ve verir 2
Onlara verir 2
Ve size verdi 2
İkisine verdi 2
Onlara getirirsin 2
Verdin 2
Ve bana verdi 2
İkinize gelir 2
Bana getirir 2
Geliriz 2
Sana verdik 2
Sana gelir 2
Bana verin 2
Bana verdi 2
Onlara getirdik 2
Ve bize verildi 2
Sana getiririm 2
Hemen onlara geldi 2
Ve onlara verildi 1
Size gelirler 1
Getiririz 1
Getirdin 1
Onlara o verildi 1
Öyleyse onlara gidin 1
Hemen gelin 1
Ve ona verdi 1
Hemen verdi 1
Ve ona verirsiniz 1
Verirsin 1
Size verdim 1
Ve size gelirler 1
Ve bize ver 1
Vermeyin 1
İkisi ona gelir 1
Getirdiler 1
Hemen onlara verin 1
Öyleyse kesinlikle onlara verdik 1
Ve gelsin 1
Onlara verirsiniz 1
Ve verenler 1
Onlara vereceğiz 1
Ona verilirsiniz 1
Hemen onlara getirirsin 1
Bize gel 1
Bize verilir 1
Kesinlikle onlara geleceğim 1
Hemen onlara ver 1
Bize gelirsin 1
Bize getirirsin 1
Hemen geldiler 1
Sana verdim 1
Bize verdin 1
Bize verecek 1
Bize verdi 1
Sana geldiler 1
Getir 1
Onlara gelen 1
Bana getirirsiniz 1
Bana verirsiniz 1
Kesinlikle bana getireceksiniz 1
Ona verdiler 1
Ve bana getirin 1
Bana verdin 1
Öyleyse bize getirin 1
Size getiririz 1
Ve ona gelir 1
Bize getir- 1
Ve sana getirdik 1
Hemen geldi 1
Ve onlara geldi 1
Ve ver 1
Getirirsin 1
Hemen size getirsin 1
Verdi 1
Bana verir 1
İkisi geldi 1
Getirdi 1
Bize gelirler 1
Getirilen 1
Kesinlikle bana verilecek 1
Ve bize gelir 1
Ona gelen 1
(Sana) verildi 1
İkiniz ona gelin 1
Kesinlikle sana getireceğiz 1
Hemen gelir misiniz? 1
Hemen bize getirsin 1
Getirdik 1
Verdiler 1
Hemen onlara gelecek 1
Git 1
Hemen ikiniz gelin 1
Hemen onlara gelir 1
Size getireceğim 1
Kesinlikle bana getirecek 1
Ve ona verildi 1
Ve bana gelin 1
Kesinlikle onlara getireceğiz 1
Bana gelirler 1
Ona geldiler 1
Onlara verilir 1
Sana verdi 1
Ona verildim 1
Ve gelirsiniz 1
Ve kesinlikle onlara gelecek 1
Ver 1
Öyleyse kesinlikle verdik 1
Öyleyse kesinlikle ona verdiler 1
Onlara verdin 1
Onlara ver 1
Bize gelirsiniz 1
Bana o verildi 1
İkiniz gelin 1
Geldik 1
Size getiren 1
Getirin 1
Ve onlara verdi 1
Öyleyse ona verecek 1
Getirsinler 1
Öyleyse getirsin 1
Hemen verdik 1
Öyleyse verin 1
-mak 1
Öyleyse getirsinler 1
Bana verilir 1
Bize geldi 1
Hemen gelirsiniz 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
يَأْتِ ✕ Süzgeci kaldır
45 ayet
وَلِكُلٍّ
وِجْهَةٌ
هُوَ
مُوَلّ۪يهَا
فَاسْتَبِقُوا
الْخَيْرَاتِۜ
اَيْنَ
مَا
تَكُونُوا
يَأْتِ
بِكُمُ
اللّٰهُ
جَم۪يعاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah şüphesiz her şeye Kadir’dir.[148]
اَمْ
حَسِبْتُمْ
اَنْ
تَدْخُلُوا
الْجَنَّةَ
وَلَمَّا
يَأْتِكُمْ
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
خَلَوْا
مِنْ
قَبْلِكُمْۜ
مَسَّتْهُمُ
الْبَأْسَٓاءُ
وَالضَّرَّٓاءُ
وَزُلْزِلُوا
حَتّٰى
يَقُولَ
الرَّسُولُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُ
مَتٰى
نَصْرُ
اللّٰهِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
نَصْرَ
اللّٰهِ
قَر۪يبٌ
Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber müminler: «Allah’ın yardımı ne zaman?» diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah’ın yardımı şüphesiz yakındır.[214]
بَلٰٓىۙ
اِنْ
تَصْبِرُوا
وَتَتَّقُوا
وَيَأْتُوكُمْ
مِنْ
فَوْرِهِمْ
هٰذَا
يُمْدِدْكُمْ
رَبُّكُمْ
بِخَمْسَةِ
اٰلَافٍ
مِنَ
الْمَلٰٓئِكَةِ
مُسَوِّم۪ينَ
İnananlara: «Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?» diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.[124-125]
وَمَا
كَانَ
لِنَبِيٍّ
اَنْ
يَغُلَّۜ
وَمَنْ
يَغْلُلْ
يَأْتِ
بِمَا
غَلَّ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
تُوَفّٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.[161]
اِنْ
يَشَأْ
يُذْهِبْكُمْ
اَيُّهَا
النَّاسُ
وَيَأْتِ
بِاٰخَر۪ينَۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَلٰى
ذٰلِكَ
قَد۪يراً
Ey İnsanlar! Allah dilerse sizi yok eder, başkalarını getirir, O, buna Kadir’dir.[133]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِنْ
قُلُوبُهُمْۚ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
سَمَّاعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّاعُونَ
لِقَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۙ
لَمْ
يَأْتُوكَۜ
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوَاضِعِه۪ۚ
يَقُولُونَ
اِنْ
اُو۫ت۪يتُمْ
هٰذَا
فَخُذُوهُ
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْتَوْهُ
فَاحْذَرُواۜ
وَمَنْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَنْ
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
اَنْ
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْۜ
لَهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
ذٰلِكَ
اَدْنٰٓى
اَنْ
يَأْتُوا
بِالشَّهَادَةِ
عَلٰى
وَجْهِهَٓا
اَوْ
يَخَافُٓوا
اَنْ
تُرَدَّ
اَيْمَانٌ
بَعْدَ
اَيْمَانِهِمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاسْمَعُواۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْفَاسِق۪ينَ۟
Bu, şahidliği gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah’tan sakının, dinleyin. Allah fasık kimselere yol göstermez.[108]
يَا مَعْشَرَ
الْجِنِّ
وَالْاِنْسِ
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
رُسُلٌ
مِنْكُمْ
يَقُصُّونَ
عَلَيْكُمْ
اٰيَات۪ي
وَيُنْذِرُونَكُمْ
لِقَٓاءَ
يَوْمِكُمْ
هٰذَاۜ
قَالُوا
شَهِدْنَا
عَلٰٓى
اَنْفُسِنَا
وَغَرَّتْهُمُ
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا
وَشَهِدُوا
عَلٰٓى
اَنْفُسِهِمْ
اَنَّهُمْ
كَانُوا
كَافِر۪ينَ
«Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?» «Kendi hakkımızda şahidiz» derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.[130]
يَأْتُوكَ
بِكُلِّ
سَاحِرٍ
عَل۪يمٍ
«Onu ve kardeşini eğle; şehirlere toplayıcılar gönder, bütün bilgin sihirbazları sana getirsinler» dediler.[111-112]
فَخَلَفَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌ
وَرِثُوا
الْكِتَابَ
يَأْخُذُونَ
عَرَضَ
هٰذَا
الْاَدْنٰى
وَيَقُولُونَ
سَيُغْفَرُ
لَنَاۚ
وَاِنْ
يَأْتِهِمْ
عَرَضٌ
مِثْلُهُ
يَأْخُذُوهُۜ
اَلَمْ
يُؤْخَذْ
عَلَيْهِمْ
م۪يثَاقُ
الْكِتَابِ
اَنْ
لَا
يَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّ
وَدَرَسُوا
مَا
ف۪يهِۜ
وَالدَّارُ
الْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap’a mirasçı oldular. «Biz nasıl olsa affedileceğiz» diyerek Kitap’ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah’a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap’da olanları okumamışlar mıydı? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.[169-170]
وَمَا
مَنَعَهُمْ
اَنْ
تُقْبَلَ
مِنْهُمْ
نَفَقَاتُهُمْ
اِلَّٓا
اَنَّهُمْ
كَفَرُوا
بِاللّٰهِ
وَبِرَسُولِه۪
وَلَا
يَأْتُونَ
الصَّلٰوةَ
اِلَّا
وَهُمْ
كُسَالٰى
وَلَا
يُنْفِقُونَ
اِلَّا
وَهُمْ
كَارِهُونَ
Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah’ı ve Peygamberini inkar etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri, istemeye istemeye vermeleridir.[54]
اَلَمْ
يَأْتِهِمْ
نَبَاُ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَ
وَقَوْمِ
اِبْرٰه۪يمَ
وَاَصْحَابِ
مَدْيَنَ
وَالْمُؤْتَفِكَاتِۜ
اَتَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِۚ
فَمَا
كَانَ
اللّٰهُ
لِيَظْلِمَهُمْ
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Kendilerinden önce olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, İbrahim milletinin, Medyen ve altüst olmuş şehirler halkının haberleri onlara gelmedi mi? Peygamberleri onlara belgeler getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmemiş, onlar kendilerine yazık etmişlerdir.[70]
بَلْ
كَذَّبُوا
بِمَا
لَمْ
يُح۪يطُوا
بِعِلْمِه۪
وَلَمَّا
يَأْتِهِمْ
تَأْو۪يلُهُۜ
كَذٰلِكَ
كَذَّبَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الظَّالِم۪ينَ
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.[39]
يَوْمَ
يَأْتِ
لَا
تَكَلَّمُ
نَفْسٌ
اِلَّا
بِـاِذْنِه۪ۚ
فَمِنْهُمْ
شَقِيٌّ
وَسَع۪يدٌ
O gün gelince, Allah’ın izni olmaksızın hiç kimse konuşamaz: İçlerinde bedbaht olanlar da, mesut olanlar da vardır.[105]
اِذْهَبُوا
بِقَم۪يص۪ي
هٰذَا
فَاَلْقُوهُ
عَلٰى
وَجْهِ
اَب۪ي
يَأْتِ
بَص۪يراًۚ
وَأْتُون۪ي
بِاَهْلِكُمْ
اَجْمَع۪ينَ۟
Yusuf: «Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin» dedi.[92-93]
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
نَبَؤُا
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَۜۛ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜۛ
لَا
يَعْلَمُهُمْ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَرَدُّٓوا
اَيْدِيَهُمْ
ف۪ٓي
اَفْوَاهِهِمْ
وَقَالُٓوا
اِنَّا
كَفَرْنَا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
وَاِنَّا
لَف۪ي
شَكٍّ
مِمَّا
تَدْعُونَـنَٓا
اِلَيْهِ
مُر۪يبٍ
Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah’tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: «Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz» dediler.[9]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّۜ
اِنْ
يَشَأْ
يُذْهِبْكُمْ
وَيَأْتِ
بِخَلْقٍ
جَد۪يدٍۙ
Gökleri ve yeri gerçekten Allah’ın yarattığını bilmiyor musun? Dilerse sizi yok edip yeni bir topluluk var eder.[19]
وَضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
رَجُلَيْنِ
اَحَدُهُمَٓا
اَبْكَمُ
لَا
يَقْدِرُ
عَلٰى
شَيْءٍ
وَهُوَ
كَلٌّ
عَلٰى
مَوْلٰيهُۙ
اَيْنَمَا
يُوَجِّهْهُ
لَا
يَأْتِ
بِخَيْرٍۜ
هَلْ
يَسْتَو۪ي
هُوَۙ
وَمَنْ
يَأْمُرُ
بِالْعَدْلِۙ
وَهُوَ
عَلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ۟
Allah iki adamı misal veriyor: Biri hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yüktür, nereye gönderse bir hayır çıkmaz; bu, doğru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi?[76]
قُلْ
لَئِنِ
اجْتَمَعَتِ
الْاِنْسُ
وَالْجِنُّ
عَلٰٓى
اَنْ
يَأْتُوا
بِمِثْلِ
هٰذَا
الْقُرْاٰنِ
لَا
يَأْتُونَ
بِمِثْلِه۪
وَلَوْ
كَانَ
بَعْضُهُمْ
لِبَعْضٍ
ظَه۪يراً
De ki: «İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.»[88]
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
قَوْمُنَا
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اٰلِهَةًۜ
لَوْلَا
يَأْتُونَ
عَلَيْهِمْ
بِسُلْطَانٍ
بَيِّنٍۜ
فَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباًۜ
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: «Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O’nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah’ı bırakıp O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?»[13-15]
Yükleniyor...