ف ى
1.364ayette
1.701kez geçiyor
97/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 37
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
126 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| فِي | Harfi Cer | فِي | İçinde | 1701 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
İçinde 1153
Orada 183
Onun içinde 141
Hakkında 53
Onun hakkında 38
Ve içinde 27
Onların içinde 21
Şey hakkında 19
İçinizde 11
İkisinin içinde 8
Ve onun içinde 4
Şey içinde 4
İçimizde 4
-da 2
Diğer 27 anlam
Ve hakkında 2
Nerede? 2
Kıyasla 2
Onlar hakkında 2
Uğrunda 2
Oldular 2
Onda 1
İçinde vardır 1
de 1
Onun içinde vardır 1
İçine 1
Ona 1
Ve içinizde 1
dair 1
Sizin hakkınızda 1
Hakkında mı? 1
Onların hakkında 1
Karşılıklı yap 1
Bozanlar 1
İçinde mi? 1
Bizim uğrumuzda 1
bulunan 1
Onunla 1
-nda 1
-ne 1
-e 1
içine 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1364 ayet
اَنِ
اقْذِف۪يهِ
فِي
التَّابُوتِ
فَاقْذِف۪يهِ
فِي
الْيَمِّ
فَلْيُلْقِهِ
الْيَمُّ
بِالسَّاحِلِ
يَأْخُذْهُ
عَدُوٌّ
ل۪ي
وَعَدُوٌّ
لَهُۜ
وَاَلْقَيْتُ
عَلَيْكَ
مَحَبَّةً
مِنّ۪يۚ
وَلِتُصْنَعَ
عَلٰى
عَيْن۪يۢ
Allah: «Ey Musa! İstediğin sana verildi» dedi, «Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa’yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.»[36-39]
اِذْ
تَمْش۪ٓي
اُخْتُكَ
فَتَقُولُ
هَلْ
اَدُلُّكُمْ
عَلٰى
مَنْ
يَكْفُلُهُۜ
فَرَجَعْنَاكَ
اِلٰٓى
اُمِّكَ
كَيْ
تَقَرَّ
عَيْنُهَا
وَلَا
تَحْزَنَۜ
وَقَتَلْتَ
نَفْساً
فَنَجَّيْنَاكَ
مِنَ
الْغَمِّ
وَفَتَنَّاكَ
فُتُوناً۠
فَلَبِثْتَ
سِن۪ينَ
ف۪ٓي
اَهْلِ
مَدْيَنَ
ثُمَّ
جِئْتَ
عَلٰى
قَدَرٍ
يَا مُوسٰى
Kızkardeşin Firavun’un sarayına giderek: «Ona bakacak birini size göstereyim mi?» diyordu. Böylece, annen üzülmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmiştik. Sen bir cana kıymıştın, seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik. Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra, ey Musa, peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa gelince dönüp geldin.[40]
اِذْهَبْ
اَنْتَ
وَاَخُوكَ
بِاٰيَات۪ي
وَلَا
تَنِيَا
ف۪ي
ذِكْر۪يۚ
Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevşek davranmayın.[42]
قَالَ
عِلْمُهَا
عِنْدَ
رَبّ۪ي
ف۪ي
كِتَابٍۚ
لَا
يَضِلُّ
رَبّ۪ي
وَلَا
يَنْسٰىۘ
Musa: «Onların bilgisi Rabbimin katında yazılıdır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz.» dedi.[52]
اَلَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
الْاَرْضَ
مَهْداً
وَسَلَكَ
لَكُمْ
ف۪يهَا
سُبُلاً
وَاَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۜ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪ٓ
اَزْوَاجاً
مِنْ
نَبَاتٍ
شَتّٰى
Sizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indiren O’dur. Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik.[53]
كُلُوا
وَارْعَوْا
اَنْعَامَكُمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِاُو۬لِي
النُّهٰى۟
İster yiyin, ister hayvanlarınızı otlatın, onlarda akıl sahipleri için şüphesiz dersler vardır.[54]
مِنْهَا
خَلَقْنَاكُمْ
وَف۪يهَا
نُع۪يدُكُمْ
وَمِنْهَا
نُخْرِجُكُمْ
تَارَةً
اُخْرٰى
Sizi yerden yarattık, oraya döndüreceğiz, sizi tekrar oradan çıkaracağız.[55]
فَاَوْجَسَ
ف۪ي
نَفْسِه۪
خ۪يفَةً
مُوسٰى
Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.[67]
وَاَلْقِ
مَا
ف۪ي
يَم۪ينِكَ
تَلْقَفْ
مَا
صَنَعُواۜ
اِنَّمَا
صَنَعُوا
كَيْدُ
سَاحِرٍۜ
وَلَا
يُفْلِحُ
السَّاحِرُ
حَيْثُ
اَتٰى
«Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun, yaptıkları sadece sihirbaz düzenidir. Sihirbaz nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz.»[69]
قَالَ
اٰمَنْتُمْ
لَهُ
قَبْلَ
اَنْ
اٰذَنَ
لَكُمْۜ
اِنَّهُ
لَكَب۪يرُكُمُ
الَّذ۪ي
عَلَّمَكُمُ
السِّحْرَۚ
فَلَاُقَطِّعَنَّ
اَيْدِيَكُمْ
وَاَرْجُلَكُمْ
مِنْ
خِلَافٍ
وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ
ف۪ي
جُذُوعِ
النَّخْلِۘ
وَلَتَعْلَمُنَّ
اَيُّـنَٓا
اَشَدُّ
عَذَاباً
وَاَبْقٰى
Firavun «Ben size izin vermeden mi O’na inandınız? Doğrusu size sihri öğreten, büyüğünüz odur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sizi hurma kütüklerine asacağım. Hangimizin azabının daha çetin ve daha devamlı olduğunu bileceksiniz» dedi.[71]
اِنَّهُ
مَنْ
يَأْتِ
رَبَّهُ
مُجْرِماً
فَاِنَّ
لَهُ
جَهَنَّمَۜ
لَا
يَمُوتُ
ف۪يهَا
وَلَا
يَحْيٰى
Rabbine suçlu olarak gelen bilsin ki, cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne yaşar.[74]
جَنَّاتُ
عَدْنٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَاۜ
وَذٰلِكَ
جَزٰٓؤُ۬ا
مَنْ
تَزَكّٰى۟
Rabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır.[75-76]
وَلَقَدْ
اَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰٓى
اَنْ
اَسْرِ
بِعِبَاد۪ي
فَاضْرِبْ
لَهُمْ
طَر۪يقاً
فِي
الْبَحْرِ
يَبَساًۚ
لَا
تَخَافُ
دَرَكاً
وَلَا
تَخْشٰى
And olsun ki Musa’ya: «Kullarımı geceleyin yürüt, denizde onlara kuru bir yol aç, batmaktan ve düşmanların yetişmesinden korkma, endişe etme» diye vahyettik.[77]
كُلُوا
مِنْ
طَيِّبَاتِ
مَا
رَزَقْنَاكُمْ
وَلَا
تَطْغَوْا
ف۪يهِ
فَيَحِلَّ
عَلَيْكُمْ
غَضَب۪يۚ
وَمَنْ
يَحْلِلْ
عَلَيْهِ
غَضَب۪ي
فَقَدْ
هَوٰى
Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin, bunda aşırı gitmeyin ki gazabımı haketmeyesiniz. Gazabımı hakeden kimse muhakkak mahvolur.[81]
قَالَ
فَاذْهَبْ
فَاِنَّ
لَكَ
فِي
الْحَيٰوةِ
اَنْ
تَقُولَ
لَا
مِسَاسَۖ
وَاِنَّ
لَكَ
مَوْعِداً
لَنْ
تُخْلَفَهُۚ
وَانْظُرْ
اِلٰٓى
اِلٰهِكَ
الَّذ۪ي
ظَلْتَ
عَلَيْهِ
عَاكِفاًۜ
لَنُحَرِّقَنَّهُ
ثُمَّ
لَنَنْسِفَنَّهُ
فِي
الْيَمِّ
نَسْفاً
Musa: «Defol! Doğrusu artık hayatta, «Bana dokunmayın!» demenden başka yapacağın yoktur. Senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Durup üzerinde titrediğin tanrına bak, onu yakacağız, sonra denize dökeceğiz» dedi.[97]
خَالِد۪ينَ
ف۪يهِۜ
وَسَٓاءَ
لَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
حِمْلاًۙ
Devamlı bu günahın azabında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için ne kötüdür bu yük![101]
يَوْمَ
يُنْفَخُ
فِي
الصُّورِ
وَنَحْشُرُ
الْمُجْرِم۪ينَ
يَوْمَئِذٍ
زُرْقاًۚ
Sura üflendiği gün, işte o gün, suçluları gözleri korkudan göğermiş olarak toplarız.[102]
لَا
تَرٰى
ف۪يهَا
عِوَجاً
وَلَٓا
اَمْتاً
Sana dağları sorarlar; de ki: «Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman’ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.»[105-108]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْنَاهُ
قُرْاٰناً
عَرَبِياًّ
وَصَرَّفْنَا
ف۪يهِ
مِنَ
الْوَع۪يدِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
اَوْ
يُحْدِثُ
لَهُمْ
ذِكْراً
İşte Kuran’ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir.[113]
اِنَّ
لَكَ
اَلَّا
تَجُوعَ
ف۪يهَا
وَلَا
تَعْرٰىۙ
«Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın» dedik.[117-119]
Yükleniyor...