ا و ل ئ ك
187ayette
204kez geçiyor
53/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %44 · Medenî %56
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Abese 42
24. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
28 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
اُو۬لٰٓئِكَ
3 yazım |
İsmi İşaret | أُولَئِكَ | Onlar | 204 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Öyleyse onlar” ✕ Süzgeci kaldır
37 ayet
فَمَنِ
ابْتَغٰى
وَرَٓاءَ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْعَادُونَۚ
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.[7]
فَمَنْ
ثَقُلَتْ
مَوَاز۪ينُهُ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.[102]
وَمَنْ
خَفَّتْ
مَوَاز۪ينُهُ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
خَسِرُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
ف۪ي
جَهَنَّمَ
خَالِدُونَۚ
Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.[103]
لَوْلَا
جَٓاؤُ۫
عَلَيْهِ
بِاَرْبَعَةِ
شُهَدَٓاءَۚ
فَاِذْ
لَمْ
يَأْتُوا
بِالشُّهَدَٓاءِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
عِنْدَ
اللّٰهِ
هُمُ
الْكَاذِبُونَ
Dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? İşte bunlar, şahit getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır.[13]
وَمَنْ
يُطِـعِ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَيَخْشَ
اللّٰهَ
وَيَتَّقْهِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْفَٓائِزُونَ
Allah’a ve Peygambere itaat eden, Allah’tan korkan ve O’ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır.[52]
وَعَدَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْكُمْ
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
كَمَا
اسْتَخْلَفَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۖ
وَلَيُمَكِّنَنَّ
لَهُمْ
د۪ينَهُمُ
الَّذِي
ارْتَضٰى
لَهُمْ
وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ
مِنْ
بَعْدِ
خَوْفِهِمْ
اَمْناًۜ
يَعْبُدُونَن۪ي
لَا
يُشْرِكُونَ
ب۪ي
شَيْـٔاًۜ
وَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْفَاسِقُونَ
Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.[55]
اِلَّا
مَنْ
تَابَ
وَاٰمَنَ
وَعَمِلَ
عَمَلاً
صَالِحاً
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يُبَدِّلُ
اللّٰهُ
سَيِّـَٔاتِهِمْ
حَسَنَاتٍۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
غَفُوراً
رَح۪يماً
Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder.[70]
وَمَٓا
اَمْوَالُكُمْ
وَلَٓا
اَوْلَادُكُمْ
بِالَّت۪ي
تُقَرِّبُكُمْ
عِنْدَنَا
زُلْفٰٓى
اِلَّا
مَنْ
اٰمَنَ
وَعَمِلَ
صَالِحاًۘ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
جَزَٓاءُ
الضِّعْفِ
بِمَا
عَمِلُوا
وَهُمْ
فِي
الْغُرُفَاتِ
اٰمِنُونَ
Ey insanlar! Sizi Bana yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de çocuklarınızdır; yalnız, inanıp yararlı iş işleyen kimselerin, işte onların yaptıklarına karşılık mükafatları kat kattır; işte onlar, yüksek derecelerde, güven içindedirler.[37]
مَنْ
عَمِلَ
سَيِّئَةً
فَلَا
يُجْزٰٓى
اِلَّا
مِثْلَهَاۚ
وَمَنْ
عَمِلَ
صَالِحاً
مِنْ
ذَكَرٍ
اَوْ
اُنْثٰى
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يَدْخُلُونَ
الْجَنَّةَ
يُرْزَقُونَ
ف۪يهَا
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
«Kim bir kötülük işlerse ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı iş işlerse, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar.»[40]
وَلَمَنِ
انْتَصَرَ
بَعْدَ
ظُلْمِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
مَا
عَلَيْهِمْ
مِنْ
سَب۪يلٍۜ
Zulüm gördükten sonra hakkını alan kimselere, işte onların aleyhine bir yol yoktur.[41]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
يَسْخَرْ
قَوْمٌ
مِنْ
قَوْمٍ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُونُوا
خَيْراً
مِنْهُمْ
وَلَا
نِسَٓاءٌ
مِنْ
نِسَٓاءٍ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُنَّ
خَيْراً
مِنْهُنَّۚ
وَلَا
تَلْمِزُٓوا
اَنْفُسَكُمْ
وَلَا
تَنَابَزُوا
بِالْاَلْقَابِۜ
بِئْسَ
الِاسْمُ
الْفُسُوقُ
بَعْدَ
الْا۪يمَانِۚ
وَمَنْ
لَمْ
يَتُبْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.[11]
وَالَّذ۪ينَ
تَبَوَّؤُ
الدَّارَ
وَالْا۪يمَانَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
يُحِبُّونَ
مَنْ
هَاجَرَ
اِلَيْهِمْ
وَلَا
يَجِدُونَ
ف۪ي
صُدُورِهِمْ
حَاجَةً
مِمَّٓا
اُو۫تُوا
وَيُؤْثِرُونَ
عَلٰٓى
اَنْفُسِهِمْ
وَلَوْ
كَانَ
بِهِمْ
خَصَاصَةٌۜ
وَمَنْ
يُوقَ
شُحَّ
نَفْسِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَۚ
Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.[9]
اِنَّمَا
يَنْهٰيكُمُ
اللّٰهُ
عَنِ
الَّذ۪ينَ
قَاتَلُوكُمْ
فِي
الدّ۪ينِ
وَاَخْرَجُوكُمْ
مِنْ
دِيَارِكُمْ
وَظَاهَرُوا
عَلٰٓى
اِخْرَاجِكُمْ
اَنْ
تَوَلَّوْهُمْۚ
وَمَنْ
يَتَوَلَّهُمْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Allah, ancak sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, işte onlar zalimdir.[9]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تُلْهِكُمْ
اَمْوَالُكُمْ
وَلَٓا
اَوْلَادُكُمْ
عَنْ
ذِكْرِ
اللّٰهِۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْخَاسِرُونَ
Ey inananlar! Sizi, mallarınız ve çocuklarınız Allah’ı anmaktan alıkoymasın; böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır.[9]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
مَا
اسْتَطَعْتُمْ
وَاسْمَعُوا
وَاَط۪يعُوا
وَاَنْفِقُوا
خَيْراً
لِاَنْفُسِكُمْۜ
وَمَنْ
يُوقَ
شُحَّ
نَفْسِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
Allah’a karşı gelmekten gücünüzün yettiği kadar sakının, buyruklarını dinleyin, itaat edin; kendinizin iyiliğine olarak mallarınızdan sarfedin; nefsinin tamahkarlığından korunan kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.[16]
فَمَنِ
ابْتَغٰى
وَرَٓاءَ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْعَادُونَۚ
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.[31]
وَاَنَّا
مِنَّا
الْمُسْلِمُونَ
وَمِنَّا
الْقَاسِطُونَۜ
فَمَنْ
اَسْلَمَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
تَحَرَّوْا
رَشَداً
«İçimizde, kendini Allah’a vermiş olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah’a veren kimseler, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır.»[14]
Yükleniyor...