ع م ل
313ayette
360kez geçiyor
68/114surede
14farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %61 · Medenî %39
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Asr 3
13. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
23 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
وَعَمِلُوا
5 yazım
|
Feile-Yefalu | وَفَعِلُوا | Ve yaptılar | 93 |
تَعْمَلُونَ
4 yazım |
Feile-Yefalu | تَفْعَلُونَ | Yaparsınız | 85 |
يَعْمَلُونَ
8 yazım |
Feile-Yefalu | يَفْعَلُونَ | Yaparlar | 71 |
| اَعْمَالَهُمْ | İsim | أَفْعَالَهُمْ | Onların işleri | 40 |
عَمَلِه۪
15 yazım |
İsim | فَعَلِهِ | İş | 22 |
اعْمَلُوا
8 yazım |
Feile-Yefalu | افْعَلُوا | Yapın | 15 |
| عَمَلاً | İsim | فَعَلًا | İş | 8 |
عَمِلَتْ
2 yazım |
Feile-Yefalu | فَعِلَتْ | Yaptı | 6 |
نَعْمَلُۜ
3 yazım |
Feile-Yefalu | نَفْعَلُ | Yaparız | 6 |
الْعَامِل۪ينَۜ
2 yazım |
İsim | الْفَاعِلِينَ | Çalışanlar | 4 |
| عَامِلٌۚ | İsim | فَاعِلٌ | Çalışan | 4 |
عَامِلُونَ
2 yazım |
İsim | فَاعِلُونَ | Çalışanlar | 4 |
| اَعْمَالاًۜ | İsim | أَفْعَالًا | İşler | 1 |
| عَامِلَةٌ | Sıfat | فَاعِلَةٌ | Çalışan | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
عَمَلِه۪ ✕ Süzgeci kaldır
21 ayet
فَاسْتَجَابَ
لَهُمْ
رَبُّهُمْ
اَنّ۪ي
لَٓا
اُض۪يعُ
عَمَلَ
عَامِلٍ
مِنْكُمْ
مِنْ
ذَكَرٍ
اَوْ
اُنْثٰىۚ
بَعْضُكُمْ
مِنْ
بَعْضٍۚ
فَالَّذ۪ينَ
هَاجَرُوا
وَاُخْرِجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
وَاُو۫ذُوا
ف۪ي
سَب۪يل۪ي
وَقَاتَلُوا
وَقُتِلُوا
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْهُمْ
سَيِّـَٔاتِهِمْ
وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
ثَوَاباً
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
عِنْدَهُ
حُسْنُ
الثَّوَابِ
Rableri dualarını kabul etti: «Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır».[195]
اَلْيَوْمَ
اُحِلَّ
لَكُمُ
الطَّيِّبَاتُۜ
وَطَعَامُ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
حِلٌّ
لَكُمْۖ
وَطَعَامُكُمْ
حِلٌّ
لَهُمْۘ
وَالْمُحْصَنَاتُ
مِنَ
الْمُؤْمِنَاتِ
وَالْمُحْصَنَاتُ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
اِذَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّ
مُحْصِن۪ينَ
غَيْرَ
مُسَافِح۪ينَ
وَلَا
مُتَّخِذ۪ٓي
اَخْدَانٍۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِالْا۪يمَانِ
فَقَدْ
حَبِطَ
عَمَلُهُۘ
وَهُوَ
فِي
الْاٰخِرَةِ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ۟
Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.[5]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّمَا
الْخَمْرُ
وَالْمَيْسِرُ
وَالْاَنْصَابُ
وَالْاَزْلَامُ
رِجْسٌ
مِنْ
عَمَلِ
الشَّيْطَانِ
فَاجْتَنِبُوهُ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.[90]
وَلَا
تَسُبُّوا
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
فَيَسُبُّوا
اللّٰهَ
عَدْواً
بِغَيْرِ
عِلْمٍۜ
كَذٰلِكَ
زَيَّنَّا
لِكُلِّ
اُمَّةٍ
عَمَلَهُمْ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّهِمْ
مَرْجِعُهُمْ
فَيُنَبِّئُهُمْ
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah’a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab’lerinedir. O, işlediklerini haber verir.[108]
يَعْتَذِرُونَ
اِلَيْكُمْ
اِذَا
رَجَعْتُمْ
اِلَيْهِمْۜ
قُلْ
لَا
تَعْتَذِرُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكُمْ
قَدْ
نَبَّاَنَا
اللّٰهُ
مِنْ
اَخْبَارِكُمْۜ
وَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: «özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah’a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir.»[94]
وَقُلِ
اعْمَلُوا
فَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
وَالْمُؤْمِنُونَۜ
وَسَتُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَۚ
De ki: «İstediğinizi işleyin; Allah, Peygamberi ve müminler işlediklerinizi görecektir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir.»[105]
مَا
كَانَ
لِاَهْلِ
الْمَد۪ينَةِ
وَمَنْ
حَوْلَهُمْ
مِنَ
الْاَعْرَابِ
اَنْ
يَتَخَلَّفُوا
عَنْ
رَسُولِ
اللّٰهِ
وَلَا
يَرْغَبُوا
بِاَنْفُسِهِمْ
عَنْ
نَفْسِه۪ۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
لَا
يُص۪يبُهُمْ
ظَمَاٌ
وَلَا
نَصَبٌ
وَلَا
مَخْمَصَةٌ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَلَا
يَطَؤُ۫نَ
مَوْطِئاً
يَغ۪يظُ
الْكُفَّارَ
وَلَا
يَنَالُونَ
مِنْ
عَدُوٍّ
نَيْلاً
اِلَّا
كُتِبَ
لَهُمْ
بِه۪
عَمَلٌ
صَالِحٌۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُض۪يعُ
اَجْرَ
الْمُحْسِن۪ينَۙ
Medinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah’ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.[120]
وَاِنْ
كَذَّبُوكَ
فَقُلْ
ل۪ي
عَمَل۪ي
وَلَكُمْ
عَمَلُكُمْۚ
اَنْتُمْ
بَر۪ٓيؤُ۫نَ
مِمَّٓا
اَعْمَلُ
وَاَنَا۬
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تَعْمَلُونَ
Seni yalanlarlarsa, «Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız sizedir; siz benim yaptığımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptığınızdan sorumlu değilim» de.[41]
وَمَا
تَكُونُ
ف۪ي
شَأْنٍ
وَمَا
تَتْلُوا
مِنْهُ
مِنْ
قُرْاٰنٍ
وَلَا
تَعْمَلُونَ
مِنْ
عَمَلٍ
اِلَّا
كُنَّا
عَلَيْكُمْ
شُهُوداً
اِذْ
تُف۪يضُونَ
ف۪يهِۜ
وَمَا
يَعْزُبُ
عَنْ
رَبِّكَ
مِنْ
مِثْقَالِ
ذَرَّةٍ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
فِي
السَّمَٓاءِ
وَلَٓا
اَصْغَرَ
مِنْ
ذٰلِكَ
وَلَٓا
اَكْبَرَ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍ
Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran’dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap’dadır.[61]
فَلَمَّٓا
اَلْقَوْا
قَالَ
مُوسٰى
مَا
جِئْتُمْ
بِهِ
السِّحْرُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
سَيُبْطِلُهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُصْلِحُ
عَمَلَ
الْمُفْسِد۪ينَ
Attıklarında, Musa: «Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir» dedi.[81-82]
قَالَ
يَا نُوحُ
اِنَّهُ
لَيْسَ
مِنْ
اَهْلِكَۚ
اِنَّهُ
عَمَلٌ
غَيْرُ
صَالِحٍۗ
فَلَا
تَسْـَٔلْنِ
مَا
لَيْسَ
لَكَ
بِه۪
عِلْمٌۜ
اِنّ۪ٓي
اَعِظُكَ
اَنْ
تَكُونَ
مِنَ
الْجَاهِل۪ينَ
Allah: «Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme. İşte sana öğüt, bilgisizlerden olma» dedi.[46]
وَقَدِمْنَٓا
اِلٰى
مَا
عَمِلُوا
مِنْ
عَمَلٍ
فَجَعَلْنَاهُ
هَبَٓاءً
مَنْثُوراً
Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.[23]
قَالَ
اِنّ۪ي
لِعَمَلِكُمْ
مِنَ
الْقَال۪ينَۜ
Lut: «Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar» dedi.[168-169]
وَدَخَلَ
الْمَد۪ينَةَ
عَلٰى
ح۪ينِ
غَفْلَةٍ
مِنْ
اَهْلِهَا
فَوَجَدَ
ف۪يهَا
رَجُلَيْنِ
يَقْتَتِلَانِۘ
هٰذَا
مِنْ
ش۪يعَتِه۪
وَهٰذَا
مِنْ
عَدُوِّه۪ۚ
فَاسْتَغَاثَهُ
الَّذ۪ي
مِنْ
ش۪يعَتِه۪
عَلَى
الَّذ۪ي
مِنْ
عَدُوِّه۪ۙ
فَوَكَزَهُ
مُوسٰى
فَقَضٰى
عَلَيْهِۘ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
عَمَلِ
الشَّيْطَانِۜ
اِنَّهُ
عَدُوٌّ
مُضِلٌّ
مُب۪ينٌ
Musa, halkının haberi olmadığı bir zamanda, şehre girdi. Biri kendi adamlarından, diğeri de düşmanı olan iki adamı döğüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa, onun düşmanına bir yumruk vurdu; ölümüne sebep oldu. «Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır» dedi.[15]
اَفَمَنْ
زُيِّنَ
لَهُ
سُٓوءُ
عَمَلِه۪
فَرَاٰهُ
حَسَناًۜ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
يُضِلُّ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۘ
فَلَا
تَذْهَبْ
نَفْسُكَ
عَلَيْهِمْ
حَسَرَاتٍۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِمَا
يَصْنَعُونَ
Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Artık onlara üzülerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını şüphesiz bilir.[8]
مَنْ
كَانَ
يُر۪يدُ
الْعِزَّةَ
فَلِلّٰهِ
الْعِزَّةُ
جَم۪يعاًۜ
اِلَيْهِ
يَصْعَدُ
الْكَلِمُ
الطَّيِّبُ
وَالْعَمَلُ
الصَّالِـحُ
يَرْفَعُهُۜ
وَالَّذ۪ينَ
يَمْكُرُونَ
السَّيِّـَٔاتِ
لَهُمْ
عَذَابٌ
شَد۪يدٌۜ
وَمَكْرُ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُوَ
يَبُورُ
Kudret isteyen kimse bilsin ki, kudret, bütünüyle Allah’ındır. Güzel sözler O’na yükselir, o sözleri de yararlı iş yükseltir. Kötülük yapmakta düzen kuranlara, onlara, çetin azap vardır. İşte bunların kurdukları düzenler boşa çıkar.[10]
وَلَقَدْ
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
وَاِلَى
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكَۚ
لَئِنْ
اَشْرَكْتَ
لَيَحْبَطَنَّ
عَمَلُكَ
وَلَتَكُونَنَّ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ
And olsun ki sana da, senden önceki peygamberlere de vahyolunmuştur: «And olsun, eğer Allah’a ortak koşarsan işlerin şüphesiz boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun.»[65]
اَسْبَابَ
السَّمٰوَاتِ
فَاَطَّلِعَ
اِلٰٓى
اِلٰهِ
مُوسٰى
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّهُ
كَاذِباًۜ
وَكَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِفِرْعَوْنَ
سُٓوءُ
عَمَلِه۪
وَصُدَّ
عَنِ
السَّب۪يلِۜ
وَمَا
كَيْدُ
فِرْعَوْنَ
اِلَّا
ف۪ي
تَبَابٍ۟
Firavun: «Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa’nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum» dedi. Firavun’a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun’un hilesi elbette boşa gidecekti.[36-37]
اَفَمَنْ
كَانَ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبِّه۪
كَمَنْ
زُيِّنَ
لَهُ
سُٓوءُ
عَمَلِه۪
وَاتَّبَعُٓوا
اَهْوَٓاءَهُمْ
Rabbinin katından bir belgesi olan kimse, kötü işi kendisine güzel gösterilen kimseye benzer mi? Bunlar heveslerine uymuşlardır.[14]
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَاتَّبَعَتْهُمْ
ذُرِّيَّتُهُمْ
بِا۪يمَانٍ
اَلْحَقْنَا
بِهِمْ
ذُرِّيَّتَهُمْ
وَمَٓا
اَلَتْنَاهُمْ
مِنْ
عَمَلِهِمْ
مِنْ
شَيْءٍۜ
كُلُّ
امْرِئٍ
بِمَا
كَسَبَ
رَه۪ينٌ
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.[21]
Yükleniyor...