ع ظ م
127ayette
128kez geçiyor
50/114surede
11farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %47 · Medenî %53
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 4
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
15 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
عَظ۪يمٌ
8 yazım
|
Sıfat | فَعِيلٌ | Büyük | 83 |
| عَظ۪يماً | Sıfat | فَعِيلًا | Büyük | 21 |
وَعِظَاماً
2 yazım |
İsim | وَفِعَالًا | Ve kemikler | 9 |
الْعِظَامَ
3 yazım |
İsim | الْفِعَالَ | Kemikler | 4 |
| بِعَظْمٍۜ | İsim | بِفَعْلٍ | Kemiğe | 2 |
| يُعَظِّمْ | Tef'il Babı | يُفَعِّلْ | Saygı gösterir | 2 |
| عَظ۪يمٌ | İsim | فَعِيلٌ | Büyük | 2 |
اَعْظَمُ
2 yazım |
İsim | أَفْعَلُ | Daha büyük | 2 |
| عَظ۪يماً | İsim | فَعِيلًا | Büyük | 1 |
| اَعْظَمُ | Sıfat | أَفْعَلُ | Daha büyük | 1 |
| وَيُعْظِمْ | İfal Babı | وَيُفْعِلْ | Ve büyütür | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
28 ayet
Renkler türü, ton kökü gösterir — ع ظ م: koyu (isim, fiil) · ق و ل: açık (isim, fiil)
وَلَوْلَٓا
اِذْ
سَمِعْتُمُوهُ
قُلْتُمْ
مَا
يَكُونُ
لَـنَٓا
اَنْ
نَتَكَلَّمَ
بِهٰذَاۗ
سُبْحَانَكَ
هٰذَا
بُهْتَانٌ
عَظ۪يمٌ
O’nu işittiğinizde: «Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır» demeniz gerekmez miydi?[16]
فَخَرَجَ
عَلٰى
قَوْمِه۪
ف۪ي
ز۪ينَتِه۪ۜ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
يُر۪يدُونَ
الْحَيٰوةَ
الدُّنْيَا
يَا لَيْتَ
لَنَا
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫تِيَ
قَارُونُۙ
اِنَّهُ
لَذُو
حَظٍّ
عَظ۪يمٍ
Karun, ihtişam içinde milletinin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: «Karun’a verildiği gibi bizim de olsa; doğrusu o büyük bir varlık sahibidir» demişlerdi.[79]
وَاِذْ
قَالَ
لُقْمٰنُ
لِابْنِه۪
وَهُوَ
يَعِظُهُ
يَا بُنَيَّ
لَا
تُشْرِكْ
بِاللّٰهِۜ
اِنَّ
الشِّرْكَ
لَظُلْمٌ
عَظ۪يمٌ
Lokman, oğluna öğüt vererek: «Ey oğulcuğum! Allah’a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür» demişti.[13]
وَضَرَبَ
لَنَا
مَثَلاً
وَنَسِيَ
خَلْقَهُۜ
قَالَ
مَنْ
يُحْـيِ
الْعِظَامَ
وَهِيَ
رَم۪يمٌ
İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; «Çürümüş kemikleri kim yaratacak» diyerek, Bize misal vermeye kalkar?[77-78]
قُلْ
هُوَ
نَبَؤٌا
عَظ۪يمٌۙ
De ki: «Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.»[67-68]
قُلْ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اِنْ
عَصَيْتُ
رَبّ۪ي
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
De ki: «Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım.»[13]
وَقَالُوا
لَوْلَا
نُزِّلَ
هٰذَا
الْقُرْاٰنُ
عَلٰى
رَجُلٍ
مِنَ
الْقَرْيَتَيْنِ
عَظ۪يمٍ
«Bu Kuran, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?» dediler.[31]
وَكَانُوا
يَقُولُونَ
اَئِذَا
مِتْنَا
وَكُنَّا
تُرَاباً
وَعِظَاماً
ءَاِنَّا
لَمَبْعُوثُونَۙ
Şöyle söylerlerdi: «Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?»[47]
Yükleniyor...