ا نّ
1.755ayette
2.043kez geçiyor
98/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 6
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
134 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kesinlikle 794
Kesinlikle biz 174
Kesinlikle o 174
Kesinlikle ben 139
-mak 110
Kesinlikle onlar 76
Öyleyse kesinlikle 58
Kesinlikle sen 56
Ve -mak 42
Onlar 41
Kesinlikle siz 32
O 28
Ve kesinlikle 27
Onlar sebebiyle 26
Diğer 47 anlam
Öyleyse sadece 25
Ve kesinlikle biz 24
Biz 20
Ve kesinlikle o 18
Ve kesinlikle ben 16
Ben 15
Siz 14
Öyleyse kesinlikle o 13
Ve o 12
Ve kesinlikle onlar 11
Kesinlikle biz mi? 11
Kesinlikle sebebiyle 10
Ve biz 8
Öyleyse kesinlikle biz 7
Sadece 5
Öyleyse kesinlikle sen 5
Şey 4
Kesinlikle siz mi? 4
Öyleyse kesinlikle ben 3
Ve kesinlikle siz 3
Sen 3
Öyleyse kesinlikle onlar 2
İkisi 2
Öyleyse o 2
Ve kesinlikle sen 2
Kesinlikle sen mi? 2
Sonra kesinlikle sen 2
Kesinlikle ikisi 2
Ve sadece 2
O sebebiyle 2
Onu işitti 1
Onu değiştirirler 1
Öyleyse kesinlikle siz 1
Öyleyse -mak 1
İki nesil 1
Başım 1
Ve sen 1
Ve siz 1
Kesinlikle mi? 1
her ne 1
şüphesiz 1
Sonra kesinlikle onlar 1
Sonra kesinlikle o 1
Siz sebebiyle 1
Sonnra kesinlikle 1
Sonra kesinlikle ben 1
Elbette biz 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
375 ayet
Renkler türü, ton kökü gösterir — ا نّ: koyu (isim, fiil) · ك و ن: açık (isim, fiil)
وَنَزَعْنَا
مِنْ
كُلِّ
اُمَّةٍ
شَه۪يداً
فَقُلْنَا
هَاتُوا
بُرْهَانَكُمْ
فَعَلِمُٓوا
اَنَّ
الْحَقَّ
لِلّٰهِ
وَضَلَّ
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ۟
Her ümmetten bir şahit çıkarır ve «kesin delilinizi ortaya koyun» deriz. O zaman, gerçeğin Allah’a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.[75]
اِنَّ
قَارُونَ
كَانَ
مِنْ
قَوْمِ
مُوسٰى
فَبَغٰى
عَلَيْهِمْۖ
وَاٰتَيْنَاهُ
مِنَ
الْكُنُوزِ
مَٓا
اِنَّ
مَفَاتِحَهُ
لَتَنُٓوأُ
بِالْعُصْبَةِ
اُو۬لِي
الْقُوَّةِۗ
اِذْ
قَالَ
لَهُ
قَوْمُهُ
لَا
تَفْرَحْ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْفَرِح۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
مَنْ
كَانَ
يَرْجُوا
لِقَٓاءَ
اللّٰهِ
فَاِنَّ
اَجَلَ
اللّٰهِ
لَاٰتٍۜ
وَهُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
Allah’la karşılaşmayı uman bilsin ki, Allah’ın bunun için belirttiği vakit gelecektir. O, işitir ve bilir.[5]
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يَقُولُ
اٰمَنَّا
بِاللّٰهِ
فَاِذَٓا
اُو۫ذِيَ
فِي
اللّٰهِ
جَعَلَ
فِتْنَةَ
النَّاسِ
كَعَذَابِ
اللّٰهِۜ
وَلَئِنْ
جَٓاءَ
نَصْرٌ
مِنْ
رَبِّكَ
لَيَقُولُنَّ
اِنَّا
كُنَّا
مَعَكُمْۜ
اَوَلَيْسَ
اللّٰهُ
بِاَعْلَمَ
بِمَا
ف۪ي
صُدُورِ
الْعَالَم۪ينَ
İnsanlardan: «Allah’a inandık» diyenler vardır; ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanların ezasını Allah’ın azabı gibi tutarlar. Rabbinizden bir yardım gelecek olursa, and olsun ki, «Doğrusu biz sizinle beraberdik» derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir?[10]
فَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُوا
اقْتُلُوهُ
اَوْ
حَرِّقُوهُ
فَاَنْجٰيهُ
اللّٰهُ
مِنَ
النَّارِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
İbrahim’in sözlerine milletinin cevabı sadece: «Onu öldürün yahut yakın» demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.[24]
اَئِنَّكُمْ
لَتَأْتُونَ
الرِّجَالَ
وَتَقْطَعُونَ
السَّب۪يلَ
وَتَأْتُونَ
ف۪ي
نَاد۪يكُمُ
الْمُنْكَرَۜ
فَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُوا
ائْتِنَا
بِعَذَابِ
اللّٰهِ
اِنْ
كُنْتَ
مِنَ
الصَّادِق۪ينَ
«Erkeklere yaklaşıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda fena şeyler yapmıyor musunuz?» Milletinin cevabı: «Doğru sözlü isen bize Allah’ın azabını getir» demek oldu.[29]
وَلَمَّا
جَٓاءَتْ
رُسُلُـنَٓا
اِبْرٰه۪يمَ
بِالْبُشْرٰىۙ
قَالُٓوا
اِنَّا
مُهْلِكُٓوا
اَهْلِ
هٰذِهِ
الْقَرْيَةِۚ
اِنَّ
اَهْلَهَا
كَانُوا
ظَالِم۪ينَۚ
Elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldiklerinde: «Biz şu kent halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zalim kimselerdir» dediler.[31]
قَالَ
اِنَّ
ف۪يهَا
لُـوطاًۜ
قَالُوا
نَحْنُ
اَعْلَمُ
بِمَنْ
ف۪يهَاۘ
لَنُنَجِّيَنَّهُ
وَاَهْلَـهُٓ
اِلَّا
امْرَاَتَهُۘ
كَانَتْ
مِنَ
الْغَابِر۪ينَ
İbrahim: «Ama Lut oradadır» dedi, elçiler: «Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız» dediler.[32]
وَلَمَّٓا
اَنْ
جَٓاءَتْ
رُسُلُنَا
لُـوطاً
س۪ٓيءَ
بِهِمْ
وَضَـاقَ
بِهِمْ
ذَرْعاً
وَقَالُوا
لَا
تَخَفْ
وَلَا
تَحْزَنْ۠
اِنَّا
مُنَجُّوكَ
وَاَهْلَكَ
اِلَّا
امْرَاَتَكَ
كَانَتْ
مِنَ
الْغَابِر۪ينَ
Elçilerimiz Lut’a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, «Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz» dediler.[33-24]
اِنَّا
مُنْزِلُونَ
عَلٰٓى
اَهْلِ
هٰذِهِ
الْقَرْيَةِ
رِجْزاً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
بِمَا
كَانُوا
يَفْسُقُونَ
Elçilerimiz Lut’a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, «Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz» dediler.[33-24]
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَوْلِيَٓاءَ
كَمَثَلِ
الْعَنْكَبُوتِۚ
اِتَّخَذَتْ
بَيْتاًۜ
وَاِنَّ
اَوْهَنَ
الْبُيُوتِ
لَبَيْتُ
الْعَنْكَبُوتِۢ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَ
Allah’tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan dişi örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.[41]
وَمَا
هٰذِهِ
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَٓا
اِلَّا
لَهْوٌ
وَلَعِبٌۜ
وَاِنَّ
الدَّارَ
الْاٰخِرَةَ
لَهِيَ
الْحَيَوَانُۢ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَ
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler![64]
يَا بُنَيَّ
اِنَّـهَٓا
اِنْ
تَكُ
مِثْقَالَ
حَبَّةٍ
مِنْ
خَرْدَلٍ
فَتَكُنْ
ف۪ي
صَخْرَةٍ
اَوْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
اَوْ
فِي
الْاَرْضِ
يَأْتِ
بِهَا
اللّٰهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَط۪يفٌ
خَب۪يرٌ
Lokman: «Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif’tir, haberdardır».[16]
فَذُوقُوا
بِمَا
نَس۪يتُمْ
لِقَٓاءَ
يَوْمِكُمْ
هٰذَاۚ
اِنَّا
نَس۪ينَاكُمْ
وَذُوقُوا
عَذَابَ
الْخُلْدِ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
«Bugüne kavuşmayı unutmanızın karşılığını görün; doğrusu Biz de sizi unuttuk, yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın» deriz.[14]
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
يَفْصِلُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Muhakkak ki Rabbin ayrılığa düştükleri şeylerde kıyamet günü aralarında hükmedecektir.[25]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
اتَّقِ
اللّٰهَ
وَلَا
تُطِعِ
الْكَافِر۪ينَ
وَالْمُنَافِق۪ينَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَل۪يماً
حَك۪يماًۙ
Ey peygamber! Allah’tan sakın, inkarcılara ve iki yüzlülere uyma, Allah şüphesiz bilendir, hakim’dir.[1]
وَاتَّبِعْ
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يراًۙ
Sana Rabbinden vahyolunana uy; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.[2]
يَحْسَبُونَ
الْاَحْزَابَ
لَمْ
يَذْهَبُواۚ
وَاِنْ
يَأْتِ
الْاَحْزَابُ
يَوَدُّوا
لَوْ
اَنَّهُمْ
بَادُونَ
فِي
الْاَعْرَابِ
يَسْـَٔلُونَ
عَنْ
اَنْبَٓائِكُمْۜ
وَلَوْ
كَانُوا
ف۪يكُمْ
مَا
قَاتَلُٓوا
اِلَّا
قَل۪يلاً۟
Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmiş olsalardı, kendileri çöllerde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerinizi sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalar ancak pek az savaşırlardı.[20]
لِيَجْزِيَ
اللّٰهُ
الصَّادِق۪ينَ
بِصِدْقِهِمْ
وَيُعَذِّبَ
الْمُنَافِق۪ينَ
اِنْ
شَٓاءَ
اَوْ
يَتُوبَ
عَلَيْهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
غَفُوراً
رَح۪يماًۚ
Bu sebeple Allah, doğruları doğrulukları ile mükafatlandırır; ikiyüzlüleri de dilerse azablandırır veya tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.[24]
وَاِنْ
كُنْتُنَّ
تُرِدْنَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَالدَّارَ
الْاٰخِرَةَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
اَعَدَّ
لِلْمُحْسِنَاتِ
مِنْكُنَّ
اَجْراً
عَظ۪يماً
«Eğer Allah’ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır.»[29]
Yükleniyor...